Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '08

 
Kategori
Blog
Okunma Sayısı
582
 

Eleştiri yorumlarını ne yapalım?

Eleştiri yorumlarını ne yapalım?
 

Methedenlere açtığımız kapımızı eleştirenlere kapatamayız!


Blog kelimesinin anlamını bilmeyen kaldı mı acaba? Bence kalmadı! İnternet günlüğü... Ama bu günlük hani bazı emekli paşalarımızın tuttuğu iddia edilen günlükten farklı! İddia edildiğine göre onlar hükümeti devirmek için planlar yapıyorlar ve bu planları günlüğe not ediyorlar. Maksat? Günün birinde ERGENEKON DAVASI olursa savcının eline delil vermek... Gülmediniz değil mi?

Tamam, gülen yok, şimdi hareket edebiliriz. Bloglar sadece günlük olmak dışında her konuda yazılara da yer veriyor artık. Sınır kalmadı yani, güncel olaylara da, şiirlere de, politik ve aktüel konulara da yer var.

Bazı açıkgözler(!) de şöyle düşünüyorlar, "Sayfa benim değil mi, istediğimi yazarım. Okuyan okusun okumayan okumasın!" İyi o zaman bakkal Ahmet amca da "Dükkan benim değil mi, istediğimi satarım. İsteyen alsın istemeyen almasın!" düşüncesine sarılsın. Bir bakıyoruz Kurban Bayramı'ndan önce bakkalın içi kurbanlık koyun dolmuş. Öyle ya bakkal onun, isteyen alır, istemeyen almaz.

Böyle olmaz tabii. Her şeyin bir usulü, kuralı vardır. Herkes her istediğini yapabilir ama bunun neticesine de katlanmak zorundadır.

Siz bu güzel sitede kafanıza estiği gibi hareket ederseniz, bundan hoşnut olmayan diğer üyeler de eleştirilerini yapma hürriyetine sahiptirler. Beğenilmeyen bir yazıyı eleştirmek hakaret veya kişilik haklarına saldırı olarak değerlendirilmemeli. Eleştiride hakaret varsa, editörler zaten yerine ulaştırmıyorlar, gerektiğinde de eleştiriyi yapanı uyarıyorlar.

Eleştiri demek, "Oooo cici, çok güzel yazmışsın ellerine sağlık, kollarına solluk!" olmuyor tabii. "Bu yazınızdan bir şey anlayamadım, mealini de yazar mısınız?" veya "Doğduğunuz günden beri yazıyormuşsunuz, ölmeden önce de şu imla kurallarına dikkat etseniz, noktalama işaretlerini tavuklara yem veriyormuş gibi serpiştirmeseniz!.." şeklinde uyarılarda da bulunabiliyor okuyucu.

Bazı arkadaşlarımız haklı olarak her eleştiriye "Evet, sepet" diye cevap vermiyorlar, karizmalarını çizdirmemek için kırk dereden kırk tas su getiriyorlar. Veya sırf lâf olsun, çorba pişsin diye karşı atağa geçiyorlar ve eleştireni eleştirme yoluna gidiyorlar. Tabii ki eleştirene hak verme mecburiyetinde değiliz. Ama haklı bir eleştiriye karşı da savunmaya geçeceğimize, karşı tarafın kafasına taş atacağımıza, nazik bir cevap verebilir, hatamızı kabul ederiz.

Tekrar aynı tarzda eleştiri gelmemesi için de daha dikkatli oluruz. Yazılarımızı yayına vermeden önce tekrar okuruz, imla kılavuzuna bakma ihtiyacı hissettiğimizde bakarız. Vaktimiz olmadığında yazmayız, yazılanları okuruz.

- Yok abi ya, ben öyle yapmam!

- Nasıl yaparsın gülüm?

- Benim yazdıklarımı beğenmeyen okumasın. Beğenen de güzel yorumlar yazsın. Ben bu siteye kafamı dinlendirmek, güzel vakit geçirmek için giriyorum...

- Kafanı dinlendirecek başka yer bulamadın mı? Çık biraz dışarı, temiz hava al, etrafına bak, evinde güzel müzik dinle, sen de mırıldan şarkıyı!

- ...

- N'oldu? Sesin çıkmıyor.

- Kusura bakma, birisi yazımı eleştirmiş de, o yorumu çöpe atıyordum.

İşte böyle arkadaşlar. Hep bizi şakşaklayanlara gülümser de, yapıcı eleştiri yapanlara sırt çevirirsek, bir müddet sonra şakşakçı bulamayabiliriz. Ama eleştiri yapanlara kulak verip, hatalarımızı düzeltirsek devamlı güzel yazılar yazmaya başlarız. Yazdıklarımızı kendimiz daha çok beğeniriz. Güzeli beğenenler de çoktur. Onlar alkışlamasalar da arkanızdan güzel sözler söylerler.

Her konuda böyledir. Günlük yaşantımızda da eleştirilmek istemiyorsak mümkün olduğu kadar başkalarını rahatsız etmeyecek, kuralları çiğnemeyecek davranışlarda bulunmalıyız.

Kadın gecenin bir yarısında avazı çıktığı kadar bağırıyor pencereden, "Sameeeeeeet" diye... Neredeyse gökteki yıldızlar titreyecekler, ben de titriyorum.

- Serap Hanım, bu saatte niye bağırıyorsunuz?

- N'apayım? Çocuğumu eve çağırmayayım mı? Bu mahalle benim, ev de benim istediğim zaman bağırırım da, sana ne?

Bu durumda bana gerçekten söyleyecek bir şey kalmıyor. Kadın çirkef. Dalaşmaya değmez, mahalleyi ayağa kaldırıyor.

Ama bu sitede yazan arkadaşlarımızın durumu başka tabii. Çoğu güzel ve kaliteli insanlar. Onları eleştirdiğimizde yazılarımızı çöpe atmamalılar. Benzer üslupla cevap verebilirler, eleştiriye teşekkür edebilirler, hatta kızabilirler. Diğer okuyanlar da kimin ne olduğunu daha güzel görürler. Ama eleştiri yazılarını yayına almamak, sadece metheden, canım, cicim diyen yorumlara yeşil ışık yakmak çözüm değildir. Haksız mıyım?

Saygı ve sevgilerimle.

Mustafa Mumcu 09 Temmuz 2008 / 11:20

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mizah en etkili silah derler,siz de bu yazıda çok güzel kullanmışsınız. Keyifle okudum ve hala dudaklarımda bir gülümseme var...Yorumlar da çok renkli ve tabii ki cevapları da:))))) Resme gelince gayet güzel ama o kedicik zaten kara keşke arkadaki fon açık renk olsa da daha net görebilsem. İkinize de selam ve sevgiler.

sessiz-çığlık 
 15.07.2008 11:25
Cevap :
Sevgili sessiz-çığlık, Yüksel aplam benim, Resmi kısa zamanda değiştireceğim. Karakedim kara zeminde kaybolmuş, haklısınız. Hatta siz isterseniz KENE ile çekilmiş bir resmimi koyayım, maksat dostlar mutlu olsun. Ama kene tehlikeli, sululuk yapmayayım gene istemem ben kene! Yazımı beğenerek okumanıza da sevindim tabii. Saygı ve sevgilerimle.  15.07.2008 11:44
 

Yorumunuza cevap vermiştim ve yayındaydı. Ama değerli editörlerimiz, kafalarına göre takılıyorlar galiba. Birisi "Sayfa benim değil mi, istediğim gibi yazarım, beğenenmeyen okumasın!" demek hürriyetine sahipken, ben bu düşünceyi beğenmediğimi belirttiğimde, şikayet etmiş galiba ki, aniden silivermişler. Benden kaynaklanmadığını bilmenizi istedim.

Mustafa Mumcu 
 13.07.2008 15:53
 

Fiyakalı sözlerim yok...Ankara.dan bir Suna ben...sizi okumayı çoook seviyorum...hep olun...bilin istedim.

ELYF KU?O?LU 
 11.07.2008 17:29
Cevap :
İnsan hangi yaşta olursa olsun, samimi iltifatlardan hoşlanıyor. Hele bunun dile getiriliş şekli sizinki gibi sade olursa. Çok teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle.  11.07.2008 17:54
 

Yazanın kişisel bilgilerine bakıyorsun, diplomasını hayat üniversitesinden almışsa saygı duyuyorsun. Bilmem ne üniversitesi mezunu olup böyle basit hataları yaptıklarında hayıflanmamak elde değil. Bunları yazarken geçenlerde ilk yazdığım blogları okudum. Bazı -de, -da hataları mevcut. Silmedim artık, hangi aşamaları geçtiğime örnek dursun. Hataları bulmak bile başarı. Israrla şunu savunurum, yazım kuralları ile insanın arası olmasa bile word denilen programda yaz, sonra blog haline getir. Tabi bu yazım kuralları takıntısı Sayın Culduz'un son yazılarının birinde dediği gibi, sözlüğe bakayım derken aklımda olanları unutup yazının heyecanını yitirmeme de neden olmuştur çoğu yazımda. Ne yapalım insan yaptığı işi kusursuz yapmak istiyor. Saygılar.

Eşit Ağırlık 
 11.07.2008 13:36
Cevap :
Sevgili Harun kardeşim, Yazım kurallarına dikkat edeceğim diye, yazının heyecanını yitirmek istemiyorsan, önce bildiğin gibi yazacaksın! Daha sonra tereddüte düştüğün yerlerle ilgili olarak sözlüğe veya imla kılavuzuna bakarsın. Ben öyle yaparım. Hem yazdığımızı bir kere daha kontrol etmiş oluyoruz hem de varsa hataları düzeltiyoruz. Bu arada çoğu Çin malı olan klavyeler de çok hata yapmamıza katkıda bulunuyorlar. Bastığımız tuşlar bazen cevap vermiyorlar. Yıllardır edebiyatla uğraşırım ama hâlâ masamda sözlükler ve imlâ kılavuzu olmadan yazmam. Gerektiğinde bakarım. İnsanız her gün doğru kullandığımız bir kelimeyi o an yanlış bir şekilde hatırlayabiliyoruz. Televizyon sunucularının çoğu "Mütevazı" yerine "Mütevazi" diyorlar. Birisinin anlamı "Alçak gönüllü", diğerinin ise "Birbirine paralel". Arada büyük bir anlam farkı var. Aslında bu bloğumda yazım kuralları değildi derdim sevgili Harun, beni niye gerdin?:)) Emek verilerek yazılan yorumları yayına almayanlara sitem... Saygılar.  11.07.2008 14:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 325
Toplam yorum
: 2858
Toplam mesaj
: 684
Ort. okunma sayısı
: 3160
Kayıt tarihi
: 10.04.07
 
 

06. 06. 1945 İzmir doğumluyum ve İzmirli olmaktan da gurur duyuyorum. 1968 yılında birkaç yıllığın..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster