Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mayıs '14

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
225
 

Elif - 2

Elif - 2
 

Elif, bendeydi dün akşam sesini duymak istiyordu yine. Geldi; gözleri bir parlıyor, bir ürküyordu. Ama hazırdı anlatmaya, ben de dinlemeye.

Elif, eşi ve iki çocuğu ile birlikte başka bir şehre taşınma kararı aldılar ani bir olay ile. Çok mutlu idi. Eşinin işi ve ailesindeki sorunlar dolayısıyla yaşadıkları tutucu ve dar ortamdan çıkma imkânları olmamıştı bu zamana kadar. Ama artık çıkıyorlar kendi yollarına devam edeceklerdi. Elif o kadar mutluydu ki her fırsatta çok mutlu olduğunu dile getiriyordu. Bir yandan da sessizce korkuyordu mutluluğunun bozulmasından. Nazar olmasın aman diyordu. Artık eşi ona vakit ayırabiliyordu. Sık sık birlikte olma imkânları vardı. Gel gör ki Elif eşiyle birlikte olmaya alışık değildi. Yıllarca onun işyerinden yorgun gelmesine, onu duymamasına öyle alışmış ve içerlemişti ki farkına varmadan. Şimdi kendince bir öç mü aldı nedir o da bilemiyor ama uzak kaldı eşinin tekliflerine.

Yıllarca sen beni duymadın ben de seni duymayacağım dedi. Sana söylemiştim tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkanı, döndüğünde kapıyı kapalı bulabilirsin. Eşi inanmadı Elif yapmazdı öyle bir şey, kapatmazdı kapıyı, kıyamazdı ona, cilve yapıyordu. Eşi ne yaptı ise onlar için yapmıştı, onların yaşam standartlarını yükseltmek için yıllarca hiç duraksız çalışmıştı. Elif’e her şeyi altın tepsi içinde sunmuştu fakat şunu fark edemedi tepside yemekler tamam ama tatlı yoktu yani kendisi. Elif en leziz yemeklerden yedi ama üstüne tatlı yoktu. Bunu anlatmaya çalıştığı her fırsatta eşi onu doyumsuz olarak nitelendirdi. Evet Elif açtı ama sadece ona açtı. İlgisi, sevgisi, saygısı yok değildi gerçekten bunları sundu ama her fırsatta sunduğunu belirtti. Hassas yada bu yüzyılda aptal olarak adlandırılan Elif incindi. Sundun ama her fırsatta sunduğunu belirttin dedi. Hatta bazen öyle acı gerekçeler gösterdi ki katlanmak, yutmak çok zor geldi Elif’in hassas ruhuna. Kimi zaman sizin için çalışıyorum dedi, kimi zaman senin geçmişini unutmak için dedi.

Elif’in anne-babası da çok yoğun darbeler aldı yıllarca. Elif iş işten geçtikten sonra bir anlam veremedi ve sustu. Ne anlamı vardı ki nişanlılıkta geçen hır-gür dönemine dönmeye, o konuları açıp da büyükleri kırmaya. Ama eşi , onu orada onura etmesini istemişti yıllarca, ’’ eşim haklı biz nişanlı iken rahat bir ortamda görüşüp sorunlarımızı çözemeden evlendik’’ demesini beklemişti. Bunu Elif fark ettiğinde ise çok geçti artık. Şimdi olaya iki yönden bakmaya çalışıyor. Keşke o zaman sesimi yükseltseydim diyor ama çocuk Elif ne doğru ne yanlış bilmiyordu ki.Anne ve babası eğitimli, gün görmüş insanlardı.Herkesin yardımına koşar ellerinden geleni yaparlardı. Ama kendi söküğünü dikemeyen terzi misali kızlarına yardımcı olamadılar. Sözde karı-koca arasına girmiyorlardı. Elif zaten yolunda gitmeyen şeylerden bahsetmiyordu. Eşi yeterince durumlarını anlatıyordu onlara. Elif bir şeylerden dolayı hep suçluydu eşi böyle anlatıyordu. Babası da kızının yanında değildi, yanlış yaptın cezanı çekiyorsun diyordu her fırsatta. Hatta öyle ki babasından bir gün şunu duydu: Bak eğer diğer kardeşlerinden birisi daha okuldan birisi ile çıkarsa seni kulaklarından çivilerim duvara haberin olsun. Elif dört yandan sıkıştırılmış kendini iyiden iyiye suçlar olmuştu. Modern töre cinayeti işleniyordu sinsice. Nitekim diğer kız kardeşi okulu bitirip geldi yanında sevdiği ve evlenmek istediği kişiyle. Kendinden emin ve güvenli. O emin ama Elif eyvah ben bittim dedi. Tahminlerinde yanılmadı ilk tepki babadan geldi ‘’balık baştan kokar’’ dedi. Acıttı, yuttu. Ama asla unutmadı asla.

Eşi onun tüm dünyası idi başka bir dünya var mı bilmiyordu. Eşi ise bunun arkında bile değil her fırsatı değerlendirip onu kırmak için bir şeyler yapıyordu. İstemeden yada kasten henüz bilemiyordu.

Şunu hiç unutmam diyor ve hıçkırıklara boğuluyor Elif, ‘’evliliğimizin altıncı yılı, çocuğumuz beş yaşında idi, akşam tv de bir araba reklamı çıktı. Bir araba firması yeni bir araba üretmiş onun tanıtımı yapılıyor. Elif koş gel arabaya bak diyor eşi. Gelip bakıyor eşinin hayran olduğu arabaya ve çook güzel bir araba diyor. Nereden biliyorsun üniversitedeki arkadaşınla mı??? Aldığı tepkiyi ağzı açık seyrediyor. Ve mutfağa kaçıyor üzgün ve bitkin bir halde.

Eşi ağzından çıkan lafı duymuş ve saçma olduğunu anlamıştı araba yeni idi altı yıllık değil. Ara sıra böyle kusardı ansızın. İçi öyle doluydu ki kus kus bitmiyordu. Belki amaç orada kusma değildi ama Elif artık bu konudan irite olmuştu, kulağı böyle duyuyordu. Aslında doğru duyuyordu kulakları ama içine sinmiyordu eşi böyle yapmazdı, yapmamalıydı. Kendi kendisiyle çelişip kalıyordu. Hangisi doğru bilemiyordu. Eşi bir gün elinde koca bir çiçek demeti ile gelir, diğer gün öyle bir yere atardı ki allak bullak olurdu. Bildiği ve emin olduğu bir şey vardı o da, tıpkı kendi kuyruğunu yakalamaya çalışan zavallı bir kedi gibi dönüp duruyordu kendi ekseni etrafında Elif.

Bu ve benzeri bir çok olay yaşıyordu dönem dönem. Yara alıyordu, içi kanıyor ve tek suçlu kendini görüyordu. Kendim ettim kendim buldum deyip yanıyordu ama eşinin de yanması onun yangınını kat kat artırıyordu. En kötüsü yıllarca farkına bile varmadan, ılık ılık kendinde bir özgüvensizlik gelişmişti haberi bile yoktu. Haberi olduğunda ki olaylar daha da fena idi. Hatta öyle ki keşke hiç uyanmasaydım, keşke üç maymunu oynasaydım dedi.

Yeni şehirde işler sarpa sarmaya başladı eşi sıkıldı, çevresi genişti ama daha da aktif olmak istiyor fakat çocuğun birisi sınava girecek, diğeri de dört yaşında astım hastasıydı. Hassas bir dönemdi yani iki ucu keskin bıçak.Elif bir an yıllarca ben seni bekledim bir sene de sen beni bekle mantığı ile evlatlarına öncelik tanıdı elinden geldiğince. Zaten sıkılan eşi, bu yeni yerde sarı çizmeli Mehmet ağa olmaya tahammül edemedi ve içine kapandı çaresiz. Sezonu bu şekilde kapatıp memlekete gittiler yaz gelince. Yeni sezon muhteşem olacak dedi Elif eşine. Hangi saat nereye dersen hazırım artık çocuklar sorun olmaz annemler de taşınıyor bu memlekete. Ama çok geçti. Elif elinden geleni yaptı eşine meşgul olabilecekleri bir mağaza açtılar, görkemli bir açılış düzenlediler. Her akşam bir yerlerde gönüllerince gezip eğlendiler. Hayat yine toz pembe olmuştu. Taa ki yılın ortasına kadar.Bir dönem sonra eşi yine suskunlaştı ama bu sefer farklı bir suskunluktu, Elif kadınlık hisleriyle anlamaya çalıştı. Bir dönem zorladı aktif olmaya, bir dönem sessiz bekledi. Ama durum sanırım pek iç açıcı değildi. Eşi yeni bir maceranın içine giriyordu farkına bile varmadan. Ama Elif eşinden önce fark etmişti…Bu sezonu da böyle kapatıp yazın yine memlekete döndüler.

Neler mi oldu söz yarına gelir anlatırım dedi ve yorgun argın gitti. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 40
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 782
Kayıt tarihi
: 05.06.08
 
 

1970  doğumluyum. İşletme mezunuyum.  İki çocuk annesiyim. Yazmak ve okumak en büyük hobim. Artık..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster