Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
588
 

Elif

Elif
 

Bir Bir Daha Bir Eder...


Her şey yalnızca bir sabah olmuştu. Kimse ne olduğunu anlamamıştı...

Güzel bir pazar sabahıydı. Saat 11 olduğu halde henüz gelmeyince anne, "hadi kızım yeter artık bu kadar tembellik, kahvaltı hazır" diyerek odasına seslenmişti. Ondan ise bir ses çıkmamıştı. "Herhalde daha uyuyor" diyerek odasının kapısını çaldı ve içeri girdi. Kızı yatağında doğrulmuş ileriye bakıyordu. Sanki kendisini
duymamış gibiydi. Elif hadi kalk, baban kızacak bak şimdi diyerek tepki almak istedi. Garipti, kızı hala hiçbir yanıt vermiyor, yalnızca karşıya bakıyordu.

Şaka mı yapıyordu? "Duvarda ne var kızım, neye bakıyorsun öyle?" diyerek yanına gitti. Ama kızı geldiğinin bile farkında değildi. Birden ürperdi annesi, içini tarif edilmez bir korku kapladı. "Kızım, neyin var?" diyerek endişeli bir sesle yüzüne dokundu, gözlerinin içine baktı. Tepki yoktu. Omuzlarından tutup sallamaya başladı, kızında hiçbir hareket yoktu. Karşı tarafa odaklanmış bakıyordu yalnızca, baktığı yerden gözlerini hiç ayırmadan.

İşte o günden beri hiç değişmedi bu durum. Gitmedikleri doktor, başvurmadıkları ilaç, hatta yalvarmadıkları hoca kalmamıştı. Ama nafile, çözüm yoktu. Küçük kızları gözlerinin önünde bitkisel yaşama girmişti, eriyip gidiyordu, lakin onlar hiçbir şey yapamıyorlardı.

Bedeni gün geçtikçe eriyordu, ne verilen serumlar, ne yaşam destek ünitesi, hiçbir işe yaramamakta anlaşmışlardı. Sadece bir ay içinde yirmi kilo vermişti. Ailesi kahroluyordu. Yaralı anne gece gündüz başında bekliyordu. Dua ediyor, inliyor, sessiz sessiz ağlıyordu.

Yalnız bir şey, hasta kızın odasına yeni giren birisinin bile anında farkedeceği bir şey vardı. Küçük kızın gözleri, zümrüt yeşili ışıltılı gözleri... İnanılmaz sevgiyle bakıyorlardı, sanki konuşuyorlardı. Bedeni kilo verdikçe ve zayıfladıkça, gözleri daha bir parlıyordu, tüm oda adeta onunla aydınlanıyordu. Anne geceleri, gece lambası kullanmaya bile gerek duymaz olmuştu.

Geceleri o da kızının baktığı yere bakıyor, onun gördüğü aynı şeyi görmeye çalışıyordu. İşin garibi, annesel sezgileriyle kızının şu anda dünyadaki en mutlu varlık olduğunu hissediyordu çektiği tüm acı bir yana.

Aradan birkaç gün daha geçti. Bu sefer geçen günler, küçük kızın ipeksi saçlarını dökmeye yetti. Ama kızın bakışları hiç değişmedi, daha da parlamaya devam etti. Ve bir gece, gece zülüflerini iyice döktüğü bir anda, anne bir ışık parlamasıyla uyandı. Küçük kızına baktığında artık onun gittiğini anladı.

Elif'in küçük bedeni yatıyordu, solgun ve cansızdı; her zamankinden iri ve parlak gözleri ışıl ışıl yanıyordu...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Fantastik bir deneme olmuş. Şu anda aklımdan geçenleri dürüstçe yazmak geldi içimden. Gün boyu hastanede koşturmuş biri olarak denemenizin hastane ve tedavi ile ilgili kısmına takılıp kaldım. Güzel ve acıklı bir deneme yazmışsınız ama gerçek yaşamdakiler hem de hiç zorlamaya gerek duymadan çok daha acı...Hem hasteneler hem de hastalar...dedim ya alımlayanın duygu durumu da çok önemli. bunları düşündüm işte. esenkalın

Ezgi Umut 
 06.04.2008 0:48
Cevap :
Ezgi Hanım, her şeyden önce hastanız için derin üzüntülerimi bildirir, acil şifalar dilerim. Dediğiniz gibi, bu fantastik bir denemeydi ve asıl amacı okuyucunun soyut bir kavrama odaklanmasını sağlamaktı. Yorumunuz için çok teşekkür ederim, tekrar geçmiş olsun...  06.04.2008 1:20
 

siz daha iyi bilirsiniz ama sonunda neden öyle günlerce dona kaldığını aklında neyin bulunduğunu yada ölürken son bi söz söylettirebilirdiniz.sonunda ölüceği belliydi zaten ama daha farklı bi ölüm olabilirdi

melek yilki 
 02.04.2008 12:48
Cevap :
Cevap soruda gizli ama, yeter ki soruyu sorun... Somut olan Elif'ten Soyut olan Elif'e geçişi gösteren daha açıklayıcı bir sahne eklemek daha uygun olurdu bence de, size hak veriyorum. Yorum ve öneriniz için çok teşekkür ederim Melek Hanım, sevgiyle kalın...  02.04.2008 14:10
 

bence yazı çok güzel ama sonu olmamış gibi

melek yilki 
 01.04.2008 23:26
Cevap :
peki sizce nasıl bir son daha uygun olurdu? :)  02.04.2008 0:11
 

İçim rahatladı..Sevgi ile kalın...

papatya altı yüz elli 
 01.04.2008 16:10
Cevap :
Jorge Luis Borges'un Alef isimli bir hikayesi var, onu okumanızı öneririm. Alef - Elif, matematikte sonsuz küçük ile sonsuz büyüğü aynı anda içeren özel bir sayısal değerdir aynı zamanda, Georg Cantor tarafından Sonsuz Setler kümesel yapıları üzerine tanımlanmıştır. Yazı biraz fazla kapalı oldu ama içimden böylesi geldi. İlginiz için çok teşekkür ederim, sevgiyle kalın.  01.04.2008 17:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 72
Toplam yorum
: 89
Toplam mesaj
: 18
Ort. okunma sayısı
: 1900
Kayıt tarihi
: 11.10.06
 
 

Yazar 1975 Ankara doğumludur. Monterey Postgraduate School / California'da bilgisayar bilimi dalı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster