Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ağustos '10

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
733
 

Elinde Kitap Varsa...

Elinde  Kitap  Varsa...
 

Onunla dost olmayı becerebilirsek...


Onları çoğu kez , ellerindeki kitaptan biliriz. Denizde, trende, otobüste, durakta parkta görürüz. Her fırsatta okurlar. Elinde kitap varsa bilirsiniz ki, o yabancı turisttir. Yerli turistlerden de bir-iki gördüğümüz olur elinde kitap olan.Ben kendi adıma, bir yere giderken bir iki kitap alırım yanıma .Ama beş-on sayfa anca okuyabilirim,bir kitabı bitirip de döndüğümü pek anımsamıyorum.Hakkımı yemeyeyim; gazetenin bütün köşe yazılarını, fikir yazılarını,sağlıkla ilgili olan bölümleri okurum.Magazin ve 3.sayfaya pek itibar etmem.İnternet varsa, zaten gazeteye de gerek kalmıyor.

Çocukluğumuzda, birbirimizden kitap alıp verirdik.Yeni yetişirken dünya klasiklerinden okurduk.Kütüphane havasını o yıllarda tattık.Yüksek öğrenimim sırasında, bölümüm gereği zaten okumak zorundaydım.Öğretmenliğim süresinde ise , okul,ev işleri,çocuklar derken yavaş yavaş kitaplarla aramıza karakediler girdi.Ancak öğrencilerime verdiğim, kitap özeti ödevleri sayesinde yeni çıkan kitaplardan haberim oluyordu...Emekliliğimde biraz dönüş yapabildim o vefalı dostlara...Ancak bu sefer de sağlık sorunları(boyun fıtığı gibi) nedeniyle uzun süre okuyamıyorum.En son Ayşe Kulin'in eski yıllara ait ince bir kitabını buldum kızımın kitapları arasında: ."Güneşe dön yüzünü" On günde anca okuyabildim.

Kendimden neden örnek veriyorum...Emekli bir Türkçe öğretmeni olarak bunları söylüyorsam, varın siz ülkem insanını düşünün...

Neden okumuyoruz, okutamıyoruz? Neden o vefalı dosttan; elimizi, beynimizi,yüreğimizi yoksun bırakıyoruz.Kendimi sanık sandalyesine oturttuğum zamanlarda, bunu da sorarım çoğu kez. Hatalarını sayar, acımasızca eleştiririm sandalyedekini...Özeleştiri sırasında batan iğnelerden rahatsız olur, hep bahanelerin ardına saklanmak gereksinimi duyarız. "Canım bize de büyüklerimiz, öğretmenlerimiz kazandırmamış bu alışkanlığı" deriz....Belki doğruluk payı olabilir ama yine de hatanın çoğu kendimize ait.

Tanıdık tanımadık karşılaştığım insanlar, eğitimciyim diye çocuklarından dert yanar, okumadıklarından şikayet ederler.Ne yapmak gerektiğini sorarlar."Ben okumaya fırsat, zaman bulamıyorum"cümlesi , çoğumuz için çok da doğru olmayan bir söylem. Dizilerden, vakit öldürmekten başka bir işe yaramayan gereksiz uğraşlardan biraz özveride bulunursak, hergün 3-5 sayfa okuyabiliriz aslında. Az önce kitap fazla okuyamadığımdan söz etmiştim ama en azından gazete okur, çocuklarımı da köşe yazılarını okumaları konusunda yönlendirirdim .Bunu okulda da, öğrencilerimizle, ders başlarında uygulardık zaman zaman. Bir de, onlara ,kendim ev işi yapıyorken bile, okudukları kitabı anlatmalarını isterdim. Bazen de onlar okur, ben dinlerdim.Yani bir şekilde okumanın, olmazsa olmazlar arasında olduğunu kavratmaya sezdirmeye çalışırdım. Çocuklarının okumadıklarından,çalışmadıklarından dert yanan velilere"sizin eve gazete kitap giriyor mu , çocuğunuzun okuduğu kitap hakkında hiç onunla iletişimde bulundunuz mu,siz onun gözünde bir modelsiniz sizi hiç okurken görmemişse onun okumasını beklemeniz biraz tuhaf değil mi " soruları ile projektörü kendilerine çevirmelerini öneriyorum.

"Ağaç yaşken eğilir" sözü, kitap okuma alışkanlığı konusu için de son derece yerinde bir söz.Gelişmiş ülkelerin insanları, çocuklarına, daha yeni konuşurken bu alışkanlığı veriyorlar .Adamlar, yeme içme gibi bu alışkanlığı benimsemişler...Doğum günleri,özel günlerde kitap en güzel hediye olmalı .Bizler,oyuncak giysi,çukulata alırız.Çünkü karşımızdaki, kitapla memnun olmayacaktır biliriz. O alışkanlık yok ki....

Torunumuz 1 yaşında, annesi de bizim gibi eğitimci,İngilizce öğretmeni. Önüne konan resimli kitabı çevirişini bir görseniz ...Sanki okuyor, kitabı hiç yırtmadan, sayfalarını buruşturmadan o minicik elleriyle bir bir çeviriyor."Deydi" (teyze)sinin kalın kitaplarının sayfalarını da aynı özenle çeviriyor. Kendi kitabındaki hayvan resimlerinin üzerine işaret parmağı ile dokunuyor, kendince birşeyler anlatıyor...Annesiyle birlikte, oluşturdukları ortak bir dille yorumlar yapıyorlar. Sanırım birkaç ay sonra İngilizcesi ile birlikte öğrenecek , kitaptaki hayvan ve eşyaların isimlerini...

Okumanın, eğitimin önemini; çocuk henüz konuşur,yürürken verebilirsek, sonraki yıllarda ne biz üzülürüz, ne de çocuklarımız....

Zehra Nur Sarıoğlu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Okul çağına gelmiş bir çocuğa okuma zevkini empoze etmek çok güç! Ben bir eğitimci olarak bu konuda pek başarılı olamadığımı itiraf edebilirim:( Sizin de değindiğiniz gibi, bu konuda temel eğitim ailede başlıyor...

fatma iyibilgin 
 15.08.2010 0:04
Cevap :
Sevgili Meslektaşım, öncelikle kendinize haksızlık etmeyin.Bu kadar güzel kalemi olan bir öğretmen, kesinlikle öğrencilerine okuma zevki vermiştir.Ama aile konusunda çok haklısınız...Eğitime ne kadar önem verdiğimiz buradan da belli oluyor.Yazımı okuyanların fikirlerini göremiyorum...Kendi okumayan bir insanın, çocuğuna"oku" demesiyle, olmuyor bu işler...Sevgiler....  15.08.2010 19:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 305
Toplam yorum
: 749
Toplam mesaj
: 87
Ort. okunma sayısı
: 1350
Kayıt tarihi
: 08.08.07
 
 

Emekli Türkçe öğretmeniyim.Şimdi Marmara Üniversitesi bünyesinde bulunan, Atatürk Eğitim Enstitüs..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster