Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '12

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
451
 

Elini eteğime silmeee!...

Elini eteğime silmeee!...
 

Görsel, www.ircforumlari.net' ten alınmıştır.


Bahçede alımlı alımlı salınıyordu. Pembe üzerine beyaz puantiyeli, karpuz kollu, belden büzgülerle geniş tutulmuş bir eteği ve beyaz ayakkabıları vardı. Annesinin özenle tarayıp iki örgü yaptığı sarı saçlarını, iki pembe kurdele süslüyordu. İlk bakışta kurbanlık bir kuzuyu andırıyordu küçük kız.

O gün de, bir kurban bayramı idi. Bahçelerinde kesilen kurbanı görmemek için gözlerini kapamıştı. Dayanamıyordu kendisiyle günlerce oyunlar oynayan o güzel koyunun kesilmesine ama annesi ona bunun Allah’ın bir emri olduğunu söylemişti, yapabileceği pek bir şey yoktu.

Birden bahçe kapısı aralandı ve çok sevdiği arkadaşı  Belgin göründü. Gül ona doğru koştu, mutlu olmuştu onu gördüğüne. Belgin, babasının patronunun kızıydı. Belgin’in babası çok geniş ve verimli arazilere sahip, büyük bir çiftliği olan çok zengin bir adamdı. Çiftliğinde birçok çalışanı vardı. Belginin annesi de güngörmüş kadındı. Şehirde yaşıyor ve zaman zaman ailesi ile köye geliyorlardı gezmeye. Geldiği zamanlarda da mutlaka gelirdi Gül’ün yanına. Birlikte oyun oynarlardı.

O gün Gül’e, “Hadi bizim çiftliğe gidelim orada oynayalım” dedi. Gül annesinden izin alınca koşarak gittiler Belgin’lerin çiftliğine.

Belgin’in tüm ailesi oradaydı. Ayrıca tanımadığı yabancı misafirleri de vardı Belgin’lerin. Havuz başında mangal yapıyorlardı. Gül, gülümseyerek bakıyordu onlara. Bir ara oyuna dalmışlarken Belgin’in annesinin seslendiğini duydu. Dönüp baktığında yineledi çağrıyı Gülten Teyze “Kııızzz gel buraya, çabuk gel…” Adını dahi söylememişti Gülten teyze, unutmuş olabilir miydi?

Hemen oyununu bırakıp Gülten Teyze’sine doğru yürümeye başladı. Acaba bugün bayram diye ona bir hediye mi verecekti Gülten Teyze. Gülümseyerek yaklaştı, tam önüne geldiğinde birden  annesinin özenle diktiği pembe üzerine beyaz puantiyeleri olan bayramlık elbisesinin eteğinin kalktığını gördü. Ne yapacağını bilemedi bir an ve gayrı ihtiyari eliyle açılan bacaklarını örtmeye çalışıyor ve Gülten Teyze’sinin kirli ellerini o güzelim bayramlık elbisesine silişini izliyordu çaresizce.

Bir şeyler söylemek istiyordu ama  bir türlü kelimeler boğazından çıkmıyordu. Yüzü kızarmış, nefes almakta güçlük çekiyordu. Gülten Teyze’nin “el silme” işi bitince bir an durup nefes almaya çalıştı ama olmuyordu. Herkesin ona baktığını ve rezil olduğunu düşünüyor, utancından o anda ölmeyi diliyordu. Gözlerinde iki damla yaş donmuştu  sanki ama içinde kopan fırtınanın birazdan yağmur getireceğini biliyordu. Hemen arkasını dönüp oradan ayrılıyorken Belgin seslendi; “Gitme Gül, daha yeni geldik.” Oysa Gül’ün orada bir saniye daha kalmaya gücü yoktu. “Gitmem gerek” dedi ve koşarak uzaklaştı oradan.

Eve geldiğinde annesi fark etmiş olmalı ki yüzündeki ifadeyi “Ne oldu Gül, neden çabuk döndün?” dedi. O anda gökteki tüm bulutlar gözünden akıtıyordu yağmurlarını. Başını annesinin kucağına gömdü ve hıçkıra hıçkıra ağladı, ağladı, ağladı…

Annesi telaşlanmaya başlamıştı. Ne oldu Gül, hadi anlat bana diyordu.  Bir müddet sonra sakinleştiğinde “Baksana anne, bayramlık elbiseme… Gülten Teyze kirli ellerini sildi ve herkes bana baktı” diyebildi. Annesi başını göğsüne yasladı ve “ Ooo sarı kızııımmm üzülme ben hemen yıkar, temizlerim” diyerek okşadı saçlarını. Ana kucağının o sıcak güvenli yatağındaydı artık, sımsıkı sarıldı annesine…

Daha sonraki zamanlarda yine geldi Belgin ama Gül, gitmedi bir daha Gülten Teyze’sinin yanına…10 Haziran 2012

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ah bu herkese yukarıdan bakanlar...Nasıl incittiklerini bilmezler insanları.Ya da bilirler de işlerine gelmez.Çocuklar daha hassas bu konularda.Onulmaz yaralar açılır da,iyileşmez bir türlü.Hayatlarının her aşamasında,temkinli yaklaşırlar böyle insanlara.En azından ben böyleyim.Öykü beni aldı götürdü çocukluğuma,kendi yaralarımı gösterdi gene bana.Yüreğinize sağlık.Çok güzel bir öyküydü.Sevgiler gönderdim yüreğimden,selamlarımla beraber...

fisun gökduman kökcü 
 30.05.2018 13:20
Cevap :
Hiç sevmiyorum büyüklenen, kibirli insanları. İnsan büyüdükçe küçülmeli. Ne yazık ki bazı insanlar eline fırsat geçtiğinde kendilerini kaybediyorlar. Gerçi kendilerini bulmuş olsalar kaybetmeleri mümkün değil de. Bir yerlerde muhakkak bir eksiklik olmalı ki o eksiği de birilerini aşağılamaya çalışarak kapattıklarını sanıyorlar. Ve çocuk ruhu ne kadar hassas... Gül de eminim hiç unutmamıştır, unutmayacaktır da kendine yapılanı...Çok teşekkür ediyorum Fisun Hanımcığım...Ben de kocaman sevgilerimi gönderdim size...Selamlar, mutlu kalın...  30.05.2018 17:25
 

Ayşegül hanımcığım çok hüzünlendim elinize sağlık, Gül'ün annesinin nasıl acı çektiğini düşündüm birden. Çünkü çocuğuna dokunan uçan kuştan bile annenin yüreği yerinden oynar. Çocukları inciten şeyler sadece öykülerde olsun dilerim. Sevgiyle mutlu kalın

Cemile Torun 
 19.06.2012 18:52
Cevap :
Keşke hep öykülerde kalsa...Benim de tek dileğim bu. Ama Gül'ün annesi eminim gerekeni yapmıştır...:) Selamlar, mutlu kalın...  20.06.2012 11:38
 

Yine hava çok sıcak! Yine çocukca titredi içimdeki birkaç yeşil yaprak! Sevgiler....

Nil ALAZ 
 19.06.2012 15:12
Cevap :
Çocukça her şey bir başka güzel ve bir başka etkili oluyor değil mi?...Selamlar, mutlu kalın...  19.06.2012 16:38
 

Merhaba,çok güzel bir öykü. kaleminize sağlık. Selamlar...

Mesut KARİP 
 16.06.2012 15:54
Cevap :
Teşekkür ediyorum Mesut Bey. Selamlar, mutlu kalın...  18.06.2012 20:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 278
Toplam yorum
: 3971
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1386
Kayıt tarihi
: 20.11.10
 
 

Bir Kamu Kurumundan emekliyim. Bloğumda; yaşadıklarımı, çevremde gözlemlediğim olaylar ile kendi ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster