Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Nisan '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1071
 

Elli bin liralık bir anı ve TEV

Elli bin liralık bir anı ve TEV
 

Türk Eğitim Vakfı Genel Müdür Yardımcısı-Güsel Bilal


Söylene gelmiş bir ezberimiz vardır hani, ben dün neysem bugün de oyum... Şöyle bir geriye dönüp bakıyorumda zamanın verdiği bir olgunluk dışında hayat görüşüm ve düşüncelerim ile yine aynı insanım. Şuanki düşüncelerim onbeş sene öncesinde de vardı, fakat tek bir sorunum vardı o da kafamda tartıp biçtiğimi dile getirememek ve kendimi en iyi şekilde karşımdakine tanıtamamaktı. Bu sorun bende büyük bir yük yaratıyordu, yeri geliyor taşıyamayacak kadar ağır geliyordu. Hala bile aynı sorun karşıma çıkıyorsa da daha bilinçli olarak yaklaşmaya çalışıyorum. Bu huyumu yaratan tabi ki belirli nedenler vardı; yetiştirilme tarzım, içinde bulunduğum dönemin yansımaları... Ama asıl neden kendimi ifade edeceğim yolu bilememek ve bu nedenle kimsenin beni anlayamayacağını düşünmekti.

En iyisi lafı fazla uzatmadan bir anımı anlatarak söylemek istediğimi sizler için anlaşılır kılayım. Ortaokul son sınıfta öğretmen liselerine giriş sınavlarının yapıldığı bir dönemdi. Başvuru için elli bin lira gerekiyordu. O dönemin elli bin lirası, bugünün kırk lirasına denk bir rakamdı. Bende başvuruyu yapabilmek için babamın işyerinden avans almasını bekliyordum. Babam bir inşaat firmasında asgari ücretle çalışan kamyon şoförüydü ve evde üç kardeş okuyorduk. İçinde bulunduğumuz şartlardan dolayı babama avans alıp almadığını da biraz çekinerek soruyordum. Babam ise: "Yok kızım bugün de vermediler bir iki güne sanırım verirler, lazımsa komşudan alırım istersen" diyordu. Bende yok baba daha zamanı var diyerek geçiştirmek zorunda kalıyordum. Oysa zaman yoktu ve son gün gelip çatmıştı da ve babam avansı alamamış bende sınav için olduğunu söyleyememiştim.

Son gün sınıf başkanı arkadaşım, öğretmen derse girmeden evvel benden elli bin lirayı almak için yanıma geldi. Aslında sınava katılıp katılmamak benim için çok önemli bir meselede değil sanıyordum, ama arkadaşım, sınav parasını getirdin mi diye sorunca başımı önüme eğdim "hayır" dedim. Arkadaşım; neden, sınava katılmayacak mısın diye üst üste sorular sormaya devam edince nasıl oldu bilmiyorum gözlerimden yaşlar boşalmaya başladı. Gözyaşlarımı arkadaşlarımdan saklamak için sıraya kapandım ama tam tersi bu sefer arkadaşlarım başıma toplandılar. Büsbütün kendimi kötü hissetmeye başladığım anda da derse öğretmenim girdi. Ağladığı görüp yanıma gelen öğretmenim bana neden ağladığımı sorunca yerime arkadaşım yanıtladı.

Öğretmenim durumu öğrenir öğrenmez hemen ben veririm demiş ve çantasından elli bin lirayı çıkarıp bana vermişti. Hayatta en çok utandığınız an nedir diye sorsalar o an derdim herhalde... Niye utanıyorsun ki diyebilirsiniz ama öyle olmuyor işte... Boğazım düğümlendikçe düğümlendi, öğretmenime teşekkür bile edemedim.

Aslında aklıma geldikçe beni asıl üzen, öğretmenimin adını ve verdiği dersi hatırlayamıyor olmamdır. Ben ki, ilkokul öğretmenlerimin adını, okul numaralarımı bile hala hatırlarım. Sadece hayal meyal yüzü aklımdadır... Oysa, o yüce gönüllü öğretmenim belki bir pazar yada bir market masrafını çıkarıp hiç düşünmeden bana vermişti. Şimdi karşımda olsa ellerini tutup tüm saygımla öper, şükranlarımı sunardım.

Aslında bu yaşadıklarımı ne babam ne de anneme anlatabildim, bugüne kadar... Kısmet yazıya dökmekteymiş. Bu şekilde ortaokul öğretmenimi de anmış olmaktan mutluyum açıkçası... Aslında anlatmak istediğim beni kimsenin anlayamayacağı düşüncemin ne kadar yanlış olduğunu bugün anlamış bulunuyorum. Ben ortaokul öğretmenime teşekkür edemedim ama onun yetiştirmeyi amaçladığı bir birey oldum bugün, daha doğrusu olduğumu düşünüyorum. Onun fedakarca davranışı bana iyimser düşünerek hayata dört elle sarılıp hayallerime ulaşmamda aracı oldu.

Liseden mezun olduktan sonra asla pes etmeden yedi yıl sonra üniversiteyi kazandım ve mezun oldum. Okuma aşkı içimde hiç sönmedi... Bir roman okurken, gazete karıştırırken ben nasıl yazardım, haber dinlerken acaba ben nasıl davranırdım diye düşündüm. Sürekli her şeyi sorguladım ve kendimi geliştirmeye uğraştım. Kendi yolumda yürürken tek başıma kalmadım üstelik, desteklerini her zaman hissettiğim sevgili ailem hep arkamdaydı.Ortaokul öğretmenim gibi yol gösterici çok değerli eğitimcilerle ve insanlarla gerek iş gerek okul hayatında karşılaştım.

Özellikle üniversite eğitimim boyunca eğitimim için burs imkanı sağlayan ve mezun olduktan sonra da beni kanatları altına alan, beni büyük bir ailenin parçası yapan Türk Eğitim Vakfı'nın yeri ayrıdır benim için... Karamsar kişiliğimi bana unutturan ve şanslı olduğumu bana hatırlatan sıcak bir yuva benim için Türk Eğitim Vakfı.
Türk Eğitim Vakfı'ndan bahsetmek benim için bir gönül borcu gerçekten... Nasıl ki ortaokul öğretmenim öğrenim hayatımda bana okuma aşkını kazandırdıysa, Türk Eğitim Vakfı'da aldığım eğitimi üniversiteye ve hayata taşımamda yol göstericiydi.

Türk Eğitim Vakfı, 1967'den beri 43 yıldır ekonomik gücü olmayan ailelerin çocuklarına yardım eli uzatıyor. İhtiyaç sahibi, üstün yetenekli ve üstün zekalı yüz binlerce öğrenciye yurtiçinde ve yurtdışında burs imkanı sağlıyor. Onların bu çabası parasal bir yardımdan çok; kendine güvenli, çağdaş, sorgulayan, fikir yürüten ve çözüm üreten Atatürk ilkelerine bağlı, toplumuna faydalı ahlaklı, sorumlu gençler yetiştirmek içindir. Yönetim kurulunda ve genel müdürlüğünde görev alanlarda geçmişte TEV'den burs almış TEV bursiyerleri...

Türk Eğitim Vakfı'nda eğitim için herşeyi devletten beklememek ve çözüm üretmek, bunun için çabalamak temel amaçtır. TEV Genel Müdür yardımcısı Güsel Bilal, TEV Genel Müdürü Turgut Bozkurt, TEV Burslar Sorumlusu Şengül Küpücü, sayın Necmettin Bağcı ve adını sayamadığım birçok eğitim sevdalısı yetenekli ve başarılı gençlerin elinden tutarak kendilerini geliştirmelerini sağlayarak, ülkeleri ve kendileri için hayallerini gerçekleştirmelerine fırsat tanıyor. Ben hepsini tanımış olmaktan gerçekten mutlu ve gururluyum.

Güsel Ablamı ayrıca anlatmak istiyorum. Sevgili Güsel Bilal , adı gibi güzel bir insandır. Güsel ablam vakfın kuruluşundan itibaren büyük bir özveri ve cesaretle tam 42 yıldır görev almış ve vakfa ömrünü adamış değerli bir eğitim emekçisidir. Kendi yaşını vakfın yaşıyla bir tutması ince bir mizahın yanısıra, bu yürekliliği ve cesaretinden gelir. Hani pek çok özelliğiyle sonsuz ve dingin okyanuslara benzettiğimiz saygıdeğer kişilikler vardır ya... Güsel ablada o insanlardan biri; sevgi dolu, içten, güler yüzlü ve bir o kadarda mütevazi... Bir kurum yöneticisinden çok bir öğretmen, bir anne kısacası sizi anlayan bir yol gösterici... Ben teşekkür edemediğim, adını hatırlamadığım ortaokul öğretmenimin kendisini özdeşleştirebildiğim tek insandır. Güsel ablanın okumak isteyen gençleri vatana ve milletine kazandırmak için gösterdiği sahiplenici tavrı takdir edilmesi ve onurlandırılması gereken bir davranıştır. Bugün eğitim gibi yüce bir amaca hizmet eden pek az kişi bulunuyor. Onların kıymetini bilmeliyiz ve her daim hatırlamalıyız.

Bu nedenle bende üzerimdeki yükümlülüğü farkında olarak vatanım ve milletim için çalışacağım. Umarım layık olabilirim. İyi ki varsın Türk Eğitim Vakfı, iyi ki varsınız çağdaş eğitimi kendine hedef edinmiş fedakar eğitimcileri...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 589
Kayıt tarihi
: 21.11.08
 
 

Sanat tarihçisiyim. İstanbul Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümünden bu yıl mezun oldum. Ancak alanımda..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster