Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '09

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
719
 

Elli elli yüz, karnemizi isteriz.

Elli elli yüz, karnemizi isteriz.
 

Torunumuz Özgür, karnesiyle poz veriyor...


Öğrencilerimiz karne günü, kocaman yazılarla karatahtaya böyle yazarlardı.

Karne günü, hem öğretmenler, hem de öğrenciler çok heyecanlı olurlar.

Öğretmenler, tatile girerken; karnelerin öğrencilerin yüzlerinde bırakacağı yansımaları da çok merak ederler.

Öğrenciler de, tatile girmeyi, karnelerindeki notu görmeyi ve anne babalarının tepkilerinin ne olacağını merak ve heyecanla beklerler.

Anneler, babalar da heyecanlanırlar. Çocuklarının notunu görmek, bu notları başkalarına göstermek için sabırsızlanırlar.

Ah bu karneler !

Hem sevindirir, hem üzer.

Hem çok önemli, hem de çok önemsiz bir kağıt parçası...

Zayıfları öğretmenler verir, pekiyileri de öğrenciler alır.

Babaların, annelerin övünç ve üzüntü kaynağı olurlar.

Gerçekten çok abarttığımız bu karneler gerçekten bir şeyleri ölçüyor mu?

Kalabalık sınıflarda öğretmenler, öğrencileri ne kadar tanıyorlar.

Kalabalık sınıflarda öğretmenler, yaramazlık yapan öğrencileri, tembel öğrencileri ve çok çalışkan öğrencileri tanırlar. Diğer öğrenciler arada kaynar giderler. Bu durum, daha çok branş öğretmenlerin de görülür. Sınıf öğretmenleri, hele hele birinci sınıfı okutan öğretmenler, öğrencilerini çok iyi tanırlar.

Avrupa'nın bazı ülkelerinde ilk sınıflarda karne bile verilmiyor.

Biz de ise, kreşlerde bile karne veriliyor. Biz karne meraklısı bir toplumuz.

Çocuğumuzun pekiyilerle dolu karnelerini, övüne övüne göğsümüzü gere gere başkalarına göstermeyi çok severiz. Bir de, çocuklarımızı başka çocuklarla karşılaştırmada üzerimize yoktur.

Karne her şey demek değildir. Gerçek anlamda da bir şey ölçmez. Sadece bir fikir verir, bu fikir de yanıltıcı olabilir.

Albert Einstein'i düşünün, ilkokulda okumayı yazmayı çok zor öğrendi. Ampul'ü bulan Thomas Edison'u ise öğretmeni çok kabiliyetsiz buluyordu.

Kuduz aşısını bulan L.Pastör ise Kimya dersinden zor geçen bir öğrenciydi.

I. Newton'un ise ilkokul notları çok zayıftı.

Kısacası, çocuklarınızı karneler konusunda fazla sıkmayın, baskı uygulamayın, bu tür davranışlar ters tepki ve davranışlara yol açabilir.

Tatil, adı üzerinde, çocukların da dinlenmeye ihtiyacı vardır. Tatil sürecinde ders çalıştırmayın.

Yapacağınız en güzel şey, seviyelerine uygun bir kitap almanız. En iyisi de, bu kitabı birlikte okumanız ve değerlendirmenizdir.

Elli eli yüz, karnemizi isteriz.

Hepinize iyi tatiller.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Erdoğan bey,siz diyorsunuz ki karne herşey demek değildir. Gerçek anlamda bir şey ölçmez. Sadece bir fikir verir,bu fikir de yanıltıcı olur. Size canı gönülden katılıyorum; lakin durum öyle değil, artık o karnedeki notlar Anadolu liselerine girebilmek için bir referans. Her sınavda alınan nottan tutunda sene sonu sbs sınav sonucu ve karne ortalaması Anadolu liselerine girmekte büyük rol oynayacak. Bugün, kızımın notu düşük olan dersinin öğretmeni ile görüştüm bana sınavlarda bu kadar düşük not almasına şaşırdığını çünkü derslerde sürekli parmak kaldırıp derse katıldığını, sınıfa yönelik sorularında daha soruyu bitirmeden yanıtın kızımdan geldiğini söyledi. Bunun sebebi sanırım bizleriz sınav sonuçlarının onların geleceklerini belirlediğini yüksek notta başarılı düşük notta ise başarısız bir gelecekleri olduğunu söyleyerek çocuklarda büyük bir sınav korkusu ve stresi yarattık. saygılar.

Meltem Şahin 
 21.01.2009 18:20
Cevap :
Merhaba, Eğitim sistemimiz ne yazık ki bir karmaşa içinde. Doğruyu, güzeli başarılıyı bulma konusunda sıkıntıları var. Bunu yapabilmek de çağdaş anlayış ve normlarla mümkün. Bu da henüz ufukta gözükmüyor. Her çocuk bir değerdir anlayışı çok çok önemlidir... Umarım bu anlayışa doğru yönleniriz. Teşekkür eder , esenlikler dilerim.  21.01.2009 21:19
 

Merhaba...Bütün eğitim süreci içinde bilmem kaç karne almama rağmen, karne alırken yaşadığım tatlı heyecanı hiç unutmam. Ama benim heyecanım "pekiyi"lerin arasına yabancıların(3-4 gibi) girip girmediğiydi. Bir de bizim siyasilere karne verecek bir kurul oluşturulsa ne iyi olurdu. Selamlar.

cdenizkent 
 21.01.2009 11:18
Cevap :
Merhaba, Karnenin heyecanı bir başkadır. Hele biz öğretmenler, çocukların o yüzündeki yansımaları, tavırları, yüzlerinin şekilden şekile girişini merakla gözlemlerdik. İşin gerçeği karneler bir şey değil, sadece bir fikir verir, her şeyi de ölçmez. Yorumunuz için teşekkürler eder, sevgilerimle esenlikler dilerim.  21.01.2009 12:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1394
Toplam yorum
: 1902
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1027
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster