Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '07

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
506
 

Elma değil bu yediğimiz galiba...

Elma değil bu yediğimiz galiba...
 

uefa


UEFA Organizasyonları'nda başarılı olduğumuzu iddia ettiğimiz bir sezonda yılın ikinci yarısına geçmeyi başardık. Başarılı olduğumuzu söylerken Şampiyonlar Ligi'ne ve UEFA Kupası'na dört takımla başlayıp ikisiyle yolumuza devam ettiğimizi hatırlatalım.

Ertem Şener'in dediğinin aksine öyle tarihi bir gün falan yaşamadık. Tarihi bir gün yaşamamız için; kuralara İspanya, Almanya veya İngiltere gibi altı/yedi takımla katılmamız gerekirdi. Avrupa futbolunun söz sahibi ülkelerinden biri olduğumuzu iddia ederken birisi Şampiyonlar Ligi'nde, birisi UEFA Kupası'nda toplam iki takımla Şubat ayına kalmış durumdayız. En azından son yıllardaki kötü durumumuzu aşmamız bizi mutlu ediyor. Geçen sezon, Şubat'a sadece bir takımla kalmıştık. Önceki iki sezonda ise hiçbir takımımız Şubat ve sonrasında Avrupa Kupaları'nda yer alamamışlardı.

Gelelim kuralara... Şampiyonlar Ligi'nde -dile kolay- altı sezon sonra sezonun ikinci yarısını görme fırsatını yakaladık. G Grubu'nu ikinci sırada bitiren Fenerbahçe, ikinci tura çıktı ve İspanya'nın Sevilla takımıyla eşleşti. UEFA Kupası H Grubu'nu Bordeaux'nun kıyağıyla geçen Galatasaray ise Almanya'nın Bayer Leverkusen ile eşleşti. İki takımımız da ilk maçlarını kendi sahalarında oynayacaklar ve son maça deplasmanda çıkacaklar. İki takımımızın da ''kötünün iyisi''ni çektiğini görüyoruz ama ikisinin de öyle ''çok şeker'' kura çektiğini söylememiz mümkün değil. Rakip kim olursa olsun iyi oynaması gerekenin kendimiz olduğunu hatırlatıyoruz ve rakipleri incelemeye geçiyoruz...

Şampiyonlar Ligi G Grubu'nu ikinci sırada bitiren Fenerbahçe; Milan, Man Utd, Barcelona ve Chelsea varken muhtemel rakipler arasında en zayıf olanını, Sevilla'yı seçti. Grup lideri Inter'in Liverpool ile eşleştiğini düşünersek, objektif gözle bakıldığında grup ikincisinin daha şanslı olduğunu söyleyebiliriz. Kazın ayağı ise hiç öyle değil. Biz burada sevinirken, Sevilla'nın da Roma, Liverpool, Arsenal gibi muhtemel rakipler varken Fenerbahçe'nin gelmesinden son derece memnun olduğunu düşünüyorum. Sevilla'nın ligde dokuzuncu olması kimseyi yanıltmasın. Son iki sezonun UEFA Kupası Şampiyonu olan Sevilla, geçen sezon biraz daha iyi oynasa şampiyon olabilecekken ligi üçüncü sırada bitirmişti. Şampiyonlar Ligi'nde oynadıkları sekiz maçta sadece bir kez kaybetmeleri ve yedi kez kazanmaları da ne kadar güçlü olduklarını gösteriyor, sanırım. Sevilla altı maçı ise iki veya daha farklı şekilde kazanmayı başarmış. Grupların en başarılı ikinci takımı olan Sevilla, son derece hırslı bir şekilde geliyorlar ve turu ikinci turların en az puanlı takımı olan Fenerbahçe'ye vermeye niyetli olduklarını sanmıyorum. Sevilla'nın ideal kadrosuna bakacak olursak; kalede tecrübeli Palop var. Savunmada; Dani Alves-Boulahrouz-Javi Navarro-Dragutinovic dörtlüsü, ortada; Jesus Navas-Seydou Keita-Poulsen-Renato dörtlüsü ve ileri ikilide Freddie Kanoute-Luis Fabiano ikilisi varlar. Görüldüğü üzere; Sevilla kadrosu yıldızlarla dolu değil ama yıldız potansiyeline sahip futbolculardan kurulu. Kanoute-Fabiano'nun yedeklerinin Alex Kerzhakov ve Arouna Kone olduğunu hatırlatmakta fayda var. Orta alanda ise hücuma dönük Enzo Maresca önemli bir yedek. Sevilla'nın hücumu ise genelde kanatlardan besleniyor. Sağ kanattaki Dani Alves, formda olduğunda beş kişilik bir futbol oynuyor dersek; abartmayız sanırım. Transfer olmasına kesin gözüyle bakılan ama Puerta'nın ölümünden sonra kalma kararı veren Dani Alves, vuruyor, pas atıyor, uzun top atıyor, top kesiyor; elinden geleni yapıyor. Önündeki Jesus Navas ile çok iyi anlaşıyor. Roberto Carlos'un savunma anlamında etkili olmaması durumunda Dani Alves patlar, Fenerbahçe biter. Serinin kaderini büyük ihtimalle Roberto Carlos-Dani Alves mücadelesi belirleyecek...

UEFA Kupası H Grubu'nu üçüncü sırada bitiren Galatasaray da Fenerbahçe gibi zorlu bir eşleşme yaşayacaktı ve ''kötünün iyisi'' olarak gözüken Bayer Leverkusen'i çekti. Muhtemel rakipler arasında Everton, Atletico Madrid ve Bayern Münih'in olduğunu düşünürsek; Bayer Leverkusen'le eşleşmek pek fena olmadı. Diğer taraftan, Bolton ve AEK gibi rakiplerle eşleşebilecek olan Leverkusen'in de kuradan memnun olduğunu tahmin ediyorum. Bayer Leverkusen hiç hafife alınacak bir rakip değil. Almanya Ligi'nin ilk yarısını dördüncü sırada bitiren Bayer Leverkusen, oynadığı her maçta rakiplerine kök söktürdü. (Bayern Münih'e kaybettikleri maçı izleme fırsatınız varsa, lütfen izleyin) UEFA Kupası'nda altı maç oynayan Leverkusen, bu maçların dördünü kazandı, kendi sahasında üçte üç yaptı. Savunmada genç isimlere sahip olan Bayer Leverkusen, bu bölgede hataya zorlanabilir. Orta saha ve hücumları ise çok güçlü. Kaptan Ramelow ve ikinci kaptan Schneider'in tecrübeleriyle çok şey kattıkları orta sahada; genç Alman'lar Paul Freier, Gonzalo Castro ve Simon Rolfes önemli isimler. İsviçreli Tranquillo Barnetta sağ kanatta çok etkili. Forvet hattında; uzun Alman Stefan Kiesling, geçen sezonun Bundesliga gol kralı Theofanis Gekas ve tecrübeli Boşnak Sergej Barbarez en önemli isimler.

İki takımımızın da son maçı deplasmanda oynayacak olmaları durumu zora sokuyor diye düşünüyorum. Nitekim, Sevilla ve Bayer Leverkusen kendi sahalarındaki bütün maçlarını kazanmışlar. Yine de, en önemlisi iyi futbol oynamamız. Fenerbahçe, Inter'e karşı oynadığı iç saha futbolunu tekrarlaması halinde Sevilla'ya karşı 2-0 gibi bir skor elde edebilir ve önemli bir avantaj sağlayabilir. Galatasaray'ın işi ise daha umutsuz duruyor. Turu çok ilginç bir şekilde elde eden Galatasaray'ın Leverkusen değil Panionios Helsingborg gelse eleyecek hali yok. Umudum, benim haksız çıkmamdır. Galatasaray iki ay içinde toparlanır ve Leverkusen'e karşı kendi sahasında iyi bir skor elde eder umarım.

Mirkelam'ın şarkısının sözleriyle bitirelim: ''Elma değil bu yediğimiz galiba...Ayvaaa'' Rakipleri çözemezsek, isimlerine bakıp değerlendirirsek, rakiplere bakıp kendi futbolumuza bakmazsak, kendimizi geliştirmezsek, strateji kurmaz ve uygulamazsak ''Güle güle Avrupa, güle güle...''

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 641
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 39
Ort. okunma sayısı
: 308
Kayıt tarihi
: 16.12.07
 
 

Bir uluslararası ilişkiler öğrencisinin gözünden dünya ve bonusu olarak da futbol... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster