Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Aralık '06

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
625
 

Elmamı yeme!

Elmamı yeme!
 

O benim elmam! Suyu benim ağzımdan akmalı. Tadı benim dilime yapışmalı. Ne olur, ekşi olsun biraz da.

Sanki bir rüya yaşanıyor yurdumda. Dali’nin renkleri gibi herkes rüyada. Ne başbakan ne de cumhurbaşkanı yardım dilediğim. Bir tek ben mi kalmışım aklı başında?

Elmamı yeme. Artık istek kalmadı sende. Ne tele ne duvağa heves de… Nasıl kandırmalı seni bir bilsem. Var mıdır bir çaresi, nerede bir âlim, bir bilen?

Gerçek mi diye tekrar tekrar dinliyorum meclis konuşmalarını. Art arda kürsüye çıkan koca adamlar mı temsil ediyor halkımı? Koca koca ağızlarını utanmadan aça aça… Onları dinlerken incecik dudaklarım daha bir kısılıyor bu fütursuzluğa inatla!

Elmamı yeme nefes alamazsın sonra. Bir gülüşse bulutlarda aradığın unut elmamı o anda.

Nedeni değil bir kelam, bir nefes. Nedeni adil değil bu ayrılıkların benim tarafımda.

Ne temsili? Kimin huzurunda? Meclis başkanına mı bunca şafşata? Neden halk gitmiyor meclise aktif seyirci olarak? Bir tek soru sorulmuyor halka! Oylamalar, seçimler yapılıyor kırk yılda! Oysa faniler çok riyakâr değişiveriyorlar sabahına! Üstelik vermediysen bir oy iktidara canın daha bir acıyor her yasa tasarısında!

Ben bir elmayı temsil ediyorum elmanın huzurunda. Çürük de olsa o bir elma. Elmamı yeme. Sana kızılmaz ama gene de yeme. İçinde siyah siyah, ufak çekirdekleri var. Telvelisi de olur bilir misin? Bol şekerli kahve tadında…

Acı çalalı çok olmuyor ağızlarımıza. Kesme şekerin hediye gittiği o dönemler çocukluğumda. Rahmetli İlhan Amcam elinde bir beyaz poşet ve içinde bir kutu mis gibi pancar kokmayan o kesme şeker kutusuyla belirirdi kapımızda. Bana uzatırdı o beyaz poşeti, içinde kar gibi beyaz küp şeker kaynayan. Alırdım elinden kibarca ama hiç sevindiğim olmamıştı o zamanlarda.

Ne gerek vardı derdi annemler ama ben tabii gerek var derdim nedenini idrak edemeden. Biliyordum İlhan Amca çıkar çıkmaz kapıdan; hani şeker kıtlığı var ya…

Elmamı yeme. Unuttum bak adım neydi? Sen istedin ama ben gelmedim. Ben gel demeden sen geldin. Unuttun mu, daha dün ne yedin?

Bugün o beyaz poşete ne sokup götürüyor amcalar misafirliklere giderken? Bugün nedir kıtlığı olan? Sofralarda az ve öz bulunan? Kim sığdırabilir bir beyaz poşete bir tatlı kelam? Kaba saba konuşmalar haberlerde bile halka savurulmadı mı duraksamadan? Kim sokabilir bir beyaz poşete eski itimadı? Kardeş kardeşe arkasını dönerken, biri önden koşturmadı mı? Kim yerleştirebilir o beyaz poşete milli birlik inancını? Gençler sağ sol derken ortada katledilerek yaşlanmadı mı?

Bugün ne başbakan ne de vekilleri benim yardım dilediğim. Onları yeterince dinledim.

Bugün sadece halka sesleniyorum;

“Elmamı yeme ne olursa olsun dayan! Bekle ben seni güldüreceğim yarınlarda!”

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazılarını hiç yavaş yavaş sindire sindire okuyamıyorum çünkü her seferinde sonunu nereye bağlayacaksın diye meraktan ölürcesine acele acele okuyorum. Hep iki kez okumamın sebebi bu olsa gerek :) Daha iyisini kimse yazamazdı. Mükemmel

OynamıYorum 
 28.12.2006 11:59
Cevap :
Böyle şikayet nerde görülmüş? Yorumun için çok teşekkür ederim.  29.12.2006 0:39
 

sabah kahvemi içerken, su gibi aktı okurken...sağlıcakla.(çizimler; anlatmaya başlıyor...bol çizim)

Hakan Karaduman (Akdenizli) 
 28.12.2006 8:33
Cevap :
Yazım kahvenize şeker olduysa ne güzel! Yorumunuz için çok teşekkür ederim.  29.12.2006 0:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 55
Toplam yorum
: 153
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 2399
Kayıt tarihi
: 28.06.06
 
 

İçimde devamlı yanıp tutuşan bir yazma aşığı taşıyorum. O yazar olduğunu bilmiyor henüz. Hangi di..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster