Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ekim '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
162
 

Emek emek ezilmek...

Emek emek ezilmek...
 

İnsanın varolma çabası, en temel mücadele amacı olmuştur. Bu varolma çabası ona farklı misyonlar ve sorumluluklar yüklemiştir. Bu misyon ve sorumlulukların başında ise üretmek ve çalışmak gelir. İnsan ancak bu şekilde gereksinimlerini karşılayabilecek ve hayatta kalabilecektir. Marks, çalışmak ve üretmenin insan varoluşunda içsel olduğunu düşünmektedir.  Ona göre insan, doğayı kendi gerçekliğine dönüştürmesi suretiyle, üreten ve bu etkinliğinin farkında olan bir varlıktır.

İnsan, doğasında var olan bu çalışma ve üretme isteği ile kültürler, medeniyetler, besinler ve teknolojiler ortaya koymuş, varlıklar içerisinde istisnai bir yer edinmiştir. Sanayi devriminden sonra ise artık çalışmak ve üretmek kavramı binlerce yıllık geçmişinden farklı bir seyir almış, bu manada köklü bir anlayış değişikliği olmuştur. İnsanlar artık sadece üretme ve çalışma gücüyle ön plana çıkmış, sistematik bir köle-işçi bakışı oluşmuş, seri üretim yapan birer çark gibi algılanmaya başlanmıştır. Üreterek ve çalışarak içindeki yaşam isteğini tatmin eden insan, duygusuzca üreten ve çalışan insan haline gelmiştir.

Gelişen sanayi ile birlikte tekelleşen üretim, insanları bir fabrikaya veya patrona bağımlı halle getirmiş, içsel bir güdülenmeden yoksun, robot-işçiler oluşmaya başlamıştır. Çalışmak ve üretmek gibi tüm inanların övdüğü bu etkinlikler işletmelerin kar sağlayan bir aracı olarak görülmeye başlanmıştır. Artık psikolojik ve fizyolojik olarak bir işin insanı ne kadar tatmin ettiğinden çok, kar amaçlı verim getirip getirmediği düşünülür olmuştur. Böyle olunca çalışmak ve üretmek insanlar için eziyetli bir uğraş haline gelmiştir. Mutsuz çalışanlar ve mutsuz aileler tüm toplumu sarmaya başlayarak, toplumsal bir travmayı da tetiklemiştir. Bu travmalar yer yer işçi isyanlarına ve ölümlere kadar giden direnişlere sebep olmuştur. Hatta bu başkaldırışlarla bazı ülkelerin yönetim şekilleri ve yöneticileri değişmiştir. İş doyumu bu mananda toplumsal bir huzur mekanizmasıdır da. Bu olumsuzlukları gören işletmeler yine maalesef sırf kendi kar menfaatlerini gözeterek iş doyumu yönünde olumlu adınlar atmıştır. Fakat bu adımların birçoğu iyi niyet barındırmaktan uzak, sadece mutsuz ve tatminsiz işçiler, verimsiz ve kötü ürün anlamında algılandığı için bu değişimlere gidilmiştir. Yani maksimum verim hedeflenmektedir bu değişimlerle. 

Kölelik aşamasından işçilik aşamasına, oradan da çalışan aşamasına gelen çalışan ve üreten bu insanların bir ülkeyi her köşesine kadar adeta ilmek ilmek ördüğü düşünülürse iş doyumunun ne kadar önemli bir kavram olduğu daha iyi anlaşılır. Bu sebeple günümüzde iyi rekabet edebilmek için çalışanlarının verimini artırmak isteyen her işletme, çalışanlarının iş doyumunu gözetmek durumunda kalmaktadır.

İnsan yapısı itibariyle yukarıda da zikredildiği üzere oluşturmaya, üretmeye ve çalışmaya meyillidir. Çaba harcadığı bir işin sonunda bir ürün elde ettiğinde mutlu ve tatmin olur. Bunun yanında kendisine güveni ve yeni ürünler için cesareti artar. Aksi olduğunda ise yani üretemediği, üretmek istemediği, işle ilgili içsel bir gücün olmadığı durumlarda isteksizlik duyar, mutsuz ve başarısız hisseder kendini. Örgüte yabancılaşır ve yalnızlaştığını hisseder. Bu ise girişimciliğini, cesaretini ve üretme becerisini olumsuz yönde etkiler. Adeta tükenmeye başladığını düşünür. Böyle bir birey motivasyonundaki düşüklük neticesinde verimsiz bir birey haline gelerek örgüte ve topluma fayda sağlayamayacak, belki de zarar verecektir. Bu manada bir örgütteki en önemli unsurlardan birisinin iş doyumu olduğu düşünülürse, bu doyumu yeterli düzeye çıkarmak için hem bireylere hem örgüte hem de topluma belirli görevler ve sorumluluklar düşmektedir. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 46
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 458
Kayıt tarihi
: 19.05.12
 
 

1983 yılında doğdum. Hayatın yoğunluğundan fırsat buldukça yazarak rahatlamaya çalışıyorum. Yazma..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster