Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '10

 
Kategori
İzmir
Okunma Sayısı
661
 

Emeklinin güncesi - sıcağın göbeğine sandığı kormun? Al işte sana

Neredeyse bir yıldır yeni evimde oturuyorum. Evim güzel, çimler üzerinde sakin bir site evi. Ama yirmi beş yıl oturduğum eski evimi ve mahallemi de unutamıyorum. Ayaklarım kendiliğinden beni mahalleme götürüyor. Aslında o evin bir asansörü olsaydı asla oradan ayrılmazdım. Ama market dönüşleri elimde ağır paketlerle o zorlu, minare basamağı örneği “elli bir” basamağı çıkarken kollarımın uzadığını hissetmeye başlayınca eve de veda etmek farz oldu.

Kışın yürüyerek te gittiğim sekiz kilometre uzaktaki eski mahalleme bu sıralar aşırı sıcaklar dolayısıyla minibüsle gidip gelebiliyorum. Şansım varmış ki tam da benim sitenin elli metre ötesinde bir dolmuş hattının baş durağı var, dolmuşun son durağı da eski mahallemin hemen yanı.

Geçenlerde de aşırı sıcak ve yüksek tansiyon ilişkisi nedeniyle uzun süren gönüllü ev hapsinden sıkılınca da yine eski mahalleme attım kendimi. Genelde dolmuşların ilk müşterisi olduğum için en ön koltuğa oturduğumdan şöförleri tanımaya ve yavaş yavaş muhabbet kurmaya da başladım hani. Gittim eski mahallemi şöyle bir dolaştım, son iki yıldır neredeyse her hafta sonu kahvaltı ettiğim kafede Ayvalık tostumu yeyip, gazetemi dibine kadar okuduktan sonra artık kalkıp dolmuşa binip eve döneceğim. Ama öyle bir sıcak var ki yani benim bu sene maruz kaldığım en sıcak gün diyebilirim. Belki daha sıcak günler olmuştur ama onları klima altında geçirdiğim için anlamamışım bir paket kağıt mendili terimi silmek için harcayıp iki şişe de su tükettikten sonra bir şişe suyu da yedeğime alıp bir cesaret dolmuş duraklarına yollandım. Öyle bir sıcak var ki her çarşıya indiğimde sade kahvemi içmeden geçmediğim istasyon kahvesini bile pas geçip durağa ulaştım. Amacım bir an önce evime ulaşıp duş ve klimaya kavuşmak.

Durakta dolmuş yok ama hemen geldi. Ben de ilk yolcu olarak şöför yanındaki makamıma yerleştim. Şöför gide gele tanış olduğum efendiden bir genç. “ Merhaba” ‘ma “Ooo abi merhaba” ile cevap verdikten sonra “ Çok sıcak ya “ deyince de “ Sorma abi klima da arızalı yanıyoruz valla” diyerek müjdeyi patlatıyor. Yandık, ama neyse ki yarım saat sonra evdeyim hem araç hareket ederse açık pencereden alacağım rüzgarla serinlerim diye kendimi teslli ediyorum.

Benden sonra üç kişi daha biniyor, kırk kırkbeş yaşlarında sarışın yeşil askılı bir bluz ve kot pantolon giymiş yaşına göre formunu korumuş bir bayan kapı yanındaki tekli koltuğa oturuyor. Onun yanı sıra gençten bir delikanlı ile orta boylu kirli sakallı mahzun duruşlu bir adam da koltuklara yerleşiyor. Zamanı gelen dolmuşumuz yola çıkınca tesellimin ne kadar yanlış olduğunu anlıyorum araç yürüdükçe su sesi gibi bir ses çıkaran erimiş asfalt yoldan müthiş bir sıcak açık pencereden yüzüme hücum ediyor. Yolun başında dolmuşa başka binenler de oldu temiz giyimli elinde küçük bir çanta bulunan badem bıyıklı bir adam ile yaşlı bir kadın ve torunu ile genç bir karı koca ile dolmuş yükünü aldı.

Tam Anadolu Caddesine çıktık trafik bir anda sıkıştı. Sıkıştıdan öte adeta dondu. O anda aklıma geldi gelirken görmüştüm bu şeritte genişletme ve asfaltlama çalışmaları yapılıyordu. Bizde adettendir bu tür çalışmalar geceleri değil trafiğin en yoğun, sıcaklığın en yüksek olduğu saatlerde yapılır ki millet devletin gücünün farkına varsın.

Öylece duruyoruz sıcak ta cinnete götürecek şekilde baskısını arttırıyor. Ama bilmiyoruz ki bunlar daha iyi anlarımızmış.

Her şey şöförün bana dönüp

- Abi daraldık ya dün de böyleydi. Valla yürüsek daha çabuk gidilecek bir durum yani demesiyle başladı. Ben daha ağzımı açamadan badem bıyıklı adam cevap verdi:

- Yok dün Başbakanımız geldiği için sıkışmıştı yollar bu başka bir şey.

O anda dolmuşun kaderi değişti. Arkada oturan yeşil tişörtlü bayan atıldı.

- Ne münasebet beyefendi burası İzmir, Başbakan geldi diye yollar mı tıkanırmış.

- Ne var hanımefendi Başbakanımız geldi İzmir evet diyor dedi millet yollara döküldü.

- Yok ya sen akşam ağır yemişsin rüya görmüşsün herhalde.

- Ya hanım sana ne benim yiyip içtiğimden buz gibi de evet diyecek bu millet.

- Ya ya sen rüyana devam et sandıkta tokatı yiyince uyanırsın artık.

Amanın dolmuş karıştı. Sıcak asfaltın etkisi ile zaten cinnetlik bir ortam var bir de bu kavga çıktı iyi mi? Başından beri lafa karışmak için olduğu yerde zıp zıp zıplayan mahzun duruşlu adam aniden.

- Sigorta da yapmıyorlar zaten. Diye haykırdı.

Bu üst perdeden anlaşılmaz söylem biraz sessizlik sağladıysa da. Kavganın mimarları vazgeçecek gibi görünmüyor.

- Hanım sen hep Koca parası yemekten hayatı unutmuşsun.

- Kendine gel efendi ben yirmi yıllık öğretmenim. Kocam da dokuz aydır işsiz sayenizde kriz teğetledi bizi. Asıl sen parti parasıyla semirmişsin ihale falan.

- Ya ben semirsem bu dolmuşta ne işim binerim arabama giderim.

Ama maşallah bayan altta kalacak cinsten değil yani.

- Parti görev vermiştir propaganda yapasın diye.

Adam “ Fesuphanallah” çekip kendini tutmaya çalışırken. Genç çiftin erkeği lafa karıştı:

- Valla olur yani şimdi propanganda yöntemleri değişti.

Ama eşi dudaklarını büzüp gözlerini öyle bir patlattı ki. Lafı ağzında öyle kaldı.

Yani anlayacağınız bizim dolmuş bir anda Türkiye’nin matematik modeli haline geldi. Karpuz gibi ikiye bölündü. Herkes kendine bir saf aldı birbirine laf yetiştiriyor. O genç çiftte kendi aralarında ikiye bölünmüş tartışıyorlar.

- Ne geliyorsa senin çenenden geliyor başımıza. Tut şu çeneni ya. Geçen gün de annemi küstürdün zaten.

- Ne varmış çenemde senin annen benim annemin yaptığı sarmadan yemiş mi ki hava atıyor. Benim Anneminki daha güzel tabi ki.

Biz de şöförle beraber ortama bakıyoruz. Bitarafız yani. İnşallah sandıktan sonra bertaraf olmayız. Neyse sıkışık boğazı atlatıp Şemikler ana caddesine girdik artık daha hızlı ilerliyoruz. Ama tartışmanın hızı dolmuşu katlar. Artık herkes konuşuyor kimse dinlemiyor. O ana kadar lafa karışmayan bir adam meydana doğru yaklaşırken şöföre:

- Müsait bir yerde indir kardeşim. Dedikten sonra kapı ağzına yanaşıp.

- Kabahat devlette sıcağın göbeğine sandığı kormun? Al işte sana. Bunlar birbirini bıçaklar be. Diyerek kendini dışarıya atıyor.

Hakikatten bakıyorum milletin gözlerinden ateş çıkıyor bu sıcakta her şey bir cinnete bakıyor yani.

Yol bir türlü bitmiyor. Yarım saatlik yolculuk bir saati buldu kavga tam gaz tarafların da inmeye niyetleri yok. Şüphelenmiyor da değilim “ Acaba hakikatten bu bayanla badem bıyıklı adam görevli mi” diye.

Şöför de şüpheli. Bana doğru eğilip:

- Abi bunlar karı koca galiba baksana aynı yere gidiyorlar. Diyerek kısık sesle komplo teorisini patlatıyor.

Neyse Mavişehir’e yaklaşırken dolmuş boşalmaya başlıyor. Mavişehir girişinde badem bıyıklı adam inerken.

- Hayırlı günler. Diye laf sokuyor. Ama bayan altta kalmaz.

- Hayır olacak sen merak etme diye arkadan bağırıyor.

En son ikinci kısımda bayan da inerken elini yumruk yapıp şöförle bana lafını çakıyor.

- Siz de öyle sustunuz yani önde nasıl İzmirli iseniz artık.

Aslında bu lafa kavgada söylenmez ama artık kavga bitti dolmuşta sadece şöförle ben kaldık. Şöför şöyle bir bana baktı hiçbir şey konuşmadan başladık kahkahalarla gülmeye, arabayı sağa çekti boşalırcasına gülüyoruz bir nevi topraklama yapıyoruz yani.

Neyse toparlandık artık eve yaklaşırken şöför:

- Abi. Dedi

- Bunlar var ya eve girince bir güzel uyurlar artık. Boşaldılar rahatladılar yani.

- Doğru valla. Dedim.

- Ben de eve gidince bir güzel uyurum artık.

- Ben ne yapacağım abi.

- Sen gençsin çalışacaksın. Diye lafı kondurdum.

Yüzümde bencil bir emekli sırıtması ile.

- Hayırlı işler .

Dolmuştan indim. Sitenin güvenlikçilerine selam ederek sevgili evime kavuştum. Duş – klima ve ardından bir güzel uyudum. Bakalım on üç eylül günü nasıl bir ortama uyanacağız.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 14
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1165
Kayıt tarihi
: 20.05.10
 
 

1960 Menemen doğumluyum. Menemen lisesi ve İstanbul Teknik Üniversitesi Gemi İnşaatı fakültesinde eğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster