Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ocak '08

 
Kategori
Ayakkabı / Çanta
Okunma Sayısı
1227
 

Emektarlar

Emektarlar
 

Her uzvumuzun başka başka görevleri vardır. Onlar bizlerin yaşamımız içerisinde yoldaşlarımızdır. Zaman zaman kazalar neticesinde onları kaybettiğimiz zaman kıymetlerini daha da iyi anlarız. Hiç düsündünüz mü; bu uzuvlarımıza gereken ihtimamı veriyor muyuz ? Yoksa hoyratça onları kullanıp daha sonraki zamanlarda pişmanlık sendromuna mı giriyoruz?

Eğer uzuvlarımız şikayette bulunmaya kalksalar, inanın bu günkü hukuk sistemleri cöker gider sanırım. Bunlardan bir emektarı, ele alalım.Yaşam boyunca binlerce, yüzbinlerce tonu sırtlanan ayaklarımız. Onlara ömür boyu ihtiyacımız olduğuna göre, güzelliğimize verdiğimiz ihtimamın yarısını ona verdiğimiz taktirde, ilerdeki yıllar içersinde, ne kadar doğru olduğununu görebiliriz.

Ayaklardan mevzuya başlamışken onların koruyucuları ayakkabılardan bahsetmeden olamaz.

Geçen sene bir yazımda bu konuyu birazanlatmıştık. http://blog.milliyet.com.tr/Arsiv.aspx?UyeNo=615269&KategoriNo=77 Bu günse ayakkabının bizlerin hayatına ne zaman girdiği konusundan bahsedelim. Onu her ne kadar son çağlarda tanımamıza rağmen ilk insanların da ayakkabı kulanıp kullanmadığı hakkında bir bilgiye sahip değildik. İlk çağlarda mağaralarda bulunan resimlerde, bu konuda bizlere yardımcı olamamıştır. O insanların ayaklarına hic mi diken batmamışdı?... Ona karşı bir çare almamışlardı. Uzun çalışmalar sonunda o çağlara ait bulunan kemikler "fosiller" neticesinde ayakkabı kullanmıyan ilk çağ insanların ayak parmaklarının kalın yuvarlak bir görünümde olduğu tesbit edilmiştir. İlk çağ insanın yaşamı için ilk olarak araç ihtiyacı duyması ile bu durum bir başka yön almaya başlamış.
Bahsettiğimiz üzere resim sanatı, kemiklerden yaptıkları süs eşyaları, avlanmaya yarıyan bazı gereçler; o günden bu güne bulunan parçalarla bizleri aydınlatmışdir.
" Arkeologi Science mecmuasında" Amerikalı araştırmacı Erık Trinkaus ve Hong Shang St.Louis'de yaptıkları çalışmalarda Pekin civarında ilk cağ insanlarının ayak iskeletleri bu günkü insanın ayak parmakları arasında bir fark göstermediğini tesbit etmişlerdir. Bu durumun ancak ayakkabı giyilerek böyle bir form alabilmesi olarak açıklanmaktadır. Bu durum karşısında ayakkabının tarihçesi 40.000 sene öncesine dayanmaktadır. Amerika'da arkeologi çalışmalarında bulunan iskeletlerde, ayak parmaklarının büyük sağlam bir yapıya sahip olması, buna karşılık Cin'de bulunan kemiklerde parmak yapısının ince ve narın olduğu görülmüsdür. Bu durum o insanların ayakkabı giydikleri, adale yapılarına, çıplak ayaklılara nazaran daha çok yüklenilmediği görülmüşdür.

2005 senesinde ki son çalışmalarda 30.000 yıl evelinde ayakkabı giyiminin yaygınlaştiği. 26.000 yıl evvelinde ayak yapısının ince uzun şekil aldığı, kemik yapısının daha da birbirine yapışık bir form aldığı görülmüşdür. Bazı zayıf parmakların eksilmesi diğer parmakların kuvvetlenmesi ile 20'nci yüzyıl insanın ayak yapısına ulaşılmışdır.

Eğer bizlerin emektarı bu ayakların koruyucusu ayakkabının yaşı sorulduğu taktirde rahatlıkla 40.000 diyebiliriz.

Saygılarla.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 271
Toplam yorum
: 97
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 1221
Kayıt tarihi
: 20.02.07
 
 

Bütün canlıları seven, kendi penceresinden yaşamı anlamaya çalışan, onlardan bir şeyler öğrenmek ist..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster