Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
536
 

Emin Çölaşan'a FETÖ Suçlaması

Emin Çölaşan'a FETÖ Suçlaması
 

Türkiye 1960 darbesinden sonra büyük bir terör saldırısı, siyasi cinayetler, anarşi ve kaos furyası ortamına sokuldu. Toplumu kutuplaştırıp çatıştırma amaçlı komploların biri bitti, biri başladı. 60 yıldır sürüyor. Bu süre zarfında onbinlerce insanımızı yitirdik. Ve saldırı halen sonlandırılabilmiş değil.

Saldırıda yüzlerce terör örgütü kullanıldı. Bunlardan biri de FETÖ kısaltmasıyla isimlendirilen terör örgütüydü. Terör tarihimizin en kanlı katliamı olan 15 Temmuz 2016 tarihine kadar pek kimse farkında değildi. O güne kadar hep bir “hizmet hareketi” olarak gösterilir ve bunda başarılı olunurdu. 15 Temmuz gecesi uyanıldı, şükür, hedefe ulaşmaları önlendi.

FETÖ bir gecede ortaya çıkmış bir yapılanma değildi. Bugün görülmektedir ki, örgüt, lideri Fethullah Gülen’in ilk gençlik yıllarından itibaren desteklerini esirgemeyen okyanuslar ötesi gizli ellerin yardımlarıyla oya işlenir gibi ilmek ilmek örülerek 15 Temmuz kalkışmasını yapabilecek güce erişmiş. Yani neredeyse 60 yıl…

Peki bu süre zarfında kimse farkına varmadı mı? Vardı elbet. Aydınlıkçılar – Vatan Partisi grubu, Cumhuriyet yazarları ve başka pek az kişi… Bu çevreler ilk oluşum anından itibaren bu örgütün mahiyetini, niyetlerini, örgütsel yapısını, iç işleyişini, finansal kaynaklarını, nihai hedeflerini, dış bağlantılarını bütün yönleriyle ortalığa saçmışlardı.

FETÖ hakkında toplumu uyarmaya çalışanlar, Necip Hablemitoğlu örneğindeki gibi katledildiler. Başka pek çokları Ergenekon kumpasının birinci hedefleri oldular. Hepsi düzmece delillerle ve örgütün yargıdaki ve emniyetteki uzantılarınca cezaevlerine dolduruldular…

Bütün bu insanların FETÖ hakkında toplumu ve devleti uyandırmaya güçleri yetmedi.

Ne zaman ki MİT Müsteşarını tutuklamaya kalkıştılar, 17 – 25 Aralık operasyonlarıyla Hükümeti düşürmeye kalkıştılar, cilaları dökülmeye başlandı. Yine de 15 Temmuz kalkışmasına kadar nasıl bir ihanet şebekesiyle karşı karşıya olunduğu tam anlaşılamadı.

İşte 15 Temmuz öncesinde var gücüyle bu örgütün foyasını meydana çıkarmaya çalışan ve geçmişte yazdıklarına bugün bakıldığında bir gün karşımıza çıkacak olan 15 Temmuz katliamı çılgınlığını yıllar, hatta on yıllar öncesinden gören ve bu tehlikeye dikkat çekmeye çalışan yazarlarımızdan biri Emin Çölaşan’dır. Seversiniz, sevmezsiniz… Siyasi görüşlerini beğenirsiniz, beğenmezsiniz… Ancak Emin Çölaşan FETÖ’nün ipliğini yıllar öncesinden pazara çıkarabilmiş bir cesur gazetecidir. Bu özelliği nedeniyledir ki, örgütün nefret listesindeki kişilerin başında Emin Çölaşan gelir.

FETÖ çetesiyle hiçbir ilişkisinin olamayacağında toplumumuzun görüş birliğine sahip bir diğer ismin Necati Doğru olduğunu söylemek de yanlış olmayacaktır.

Bu gerçekleri yadsıyabilecek tek bir vicdanlı yurttaş yoktur.

Böyle iki insanı FETÖ’ye yardımdan yargılamaya kalkışmak en başta yargıyı töhmet altında bırakmak demektir. Bu iddia, FETÖ soruşturmalarının tamamını adaletsizlik şüphesinin gölgesi altına alır ve FETÖ’nün işine yarar.

Yine, bu insanların yargımız mensupları tarafından FETÖ’yle ilişkilendirilerek takibata uğratılmaları Hükümetimizi de, muhaliflerine karşı adilane olmayan baskı şüphesi altına alır.

Kanaatimizce ortada hatalı bir değerlendirme mevcuttur ve bu hatanın yüce Türk Adaleti’nce yargılama süreci içinde düzeltileceğine olan inancımız tamdır.

Kenan IŞIK

 

Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sus,konuşma ve yazma!Açılan davanın özü bu olabilir mi diye düşünmüyor da değilim ben.Sadece gazeteciler değil,gazete yöneticileri de aynı dava kapsamındalar.Gökmen Ulu ve Mediha Olgun da aylarca hapis yattılar.Ülkemizin gazetecileri gerçeğin peşinden gitmeli ve doğru bildiklerini cesurca yazmalılar.Her iki gazetecimiz de,bildiğim kadarıyla,12 Eylül öncesinde bile Fetö ve örgütünü eleştirdiler ve yetkilileri defalarca uyardılar.Ama onunla resim çektirenler sofralarda boy gösterenler,100 bine yakın Bylock kullanıcı hâla ortalıkta dolaşıyor.Kilit isim Adil öksüz bile yakalanmadı.Ülkesini canından çok seven bir vatandaş olarak ülkemizin geleceğini düşünmekten başka ne çıkarımız olabilir ki doğru olanı aktarmaktan eleştiriler alsak da.Siyaset değil de adalet ölçüsü içinde gerçeğin açığa çıkarılması hepimizin isteği olmalıdır...Selamlar.

Abbas Oğuz 
 13.12.2018 15:59
Cevap :
Değerli katkınız için çok teşekkür ediyorum Abbas öğretmenim... Selamlar  13.12.2018 20:45
 

Çölaşan ve diğerleri FETÖ'cü olmaktan değil,ihanet ortaya çıktıktan sonra onları Hükümeti devirecek güç olarak görüp desteklemelerinden dolayı davaya konu oluyor..Zaten bu ekibin FETÖ ortaya çıkmadan önce karşı duruşları da tüm "hoca"lar gibi FETÖ elebasina da karşı olmaktı..Bunun anlamı sözünü ettiğiniz örgüte karşı olmak değildir Kenan bey...Şu var ki bu dava neden şimdi ortaya çıktı düşündürücü olabilir..Yargı eliyle yeni bir Gezinin konsolide edilme çabası değildir inşallah..Selamlar.

ali açıköz 
 12.12.2018 17:06
Cevap :
Emin Çölaşan'ın FETÖ karşıtlığının " genel olarak hocalara karşıtlıktan ibaret olduğu" tezinize katılmıyorum Ali hocam... Çölaşan kuruluşundan bu yana iktidara hep eleştirel yaklaşmıştır. Evet, iddianame içeriğinde ifade ettiğiniz anlama geldiği ileri sürülen yazılara atıflar var. İnandırıcılık açısından biraz da zorlama yorumlarla bu tez savunulmuş. Peki, ihanet ne zaman ortaya çıktı? Milat 17-25 aralık kabul ediliyor. Ancak MİT müsteşarına karşı atılan adımı, hatta çöken kumpas davası sonucu Ergenekon operasyonlarının başlangıç tarihini milat alır ve sonrası için bu iddianamede benimsenen tutumu kabul ederseniz kimler bu kapsamda kalır, düşünebiliyor musunuz? Dava bu bakımdan da sorunlu bence... Siz de davanın yargı eliyle yeni bir gezi konsolide etme şüphesini dile getirdiğinize göre, saiklerimiz farklı da olsa endişelerimizin ortak olduğu da anlaşılıyor. Selamlar Ali bey...  12.12.2018 18:12
 

Sizin iyimserliğinize ben maalesef katılamıyor aksine on yıllardır siyaset kurumunun etkisi altındaki Türk yargı kurumunun sütten çıkmış ak kaşık olmadığı endişesini taşıyorum. Selamlar

Matilla 
 12.12.2018 17:00
Cevap :
Ben "Türkiye'de hakimler var" inancımı kaybetmemeye sonuna kadar direnmeyi tercih ediyorum sn. Atilla... Selamlar,  12.12.2018 18:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 432
Toplam yorum
: 639
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 2544
Kayıt tarihi
: 16.05.07
 
 

Mülkiye mezunuyum. Emekli müfettişim. Ankara'da yaşıyorum. S'oligarşi isimli kitabı yazdım. Kitap..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster