Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Aralık '08

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
536
 

Empatiden mahrum bireyler

Empatiden mahrum bireyler
 

- Sıfır yedi ucu olan var mı?
- Var, ama veremem!

İlkokuldayken en sık duyduğum, ve benim de benimsediğim, benimsedikten sonra da -sebebini bilmeden- en çok kullandığım cümle: "Var, ama veremem."

Bende olan bir şeyi başkalarıyla paylaşmamayı öğrenmem ilkokulda oldu. Birilerinin kendini yetersiz, çaresiz ya da en azından buruk hissetmesine sebep olma hazzını -neyse ki- yalnızca çocukken yaşadım.

* * *

- Söyle bakalım, beğendin mi saçımın rengini?
- Beğenmedim.
- Üzülürüm ama.
- Üzül!
- Neden ama, sen sevmiyor musun anneyi?
- Sevmiyorum!

Çocuklar böyle acımasızca cevaplar verebiliyor hiç çekinmeden, değil mi? Bir insanı kırma amaçlı söylenen sözler, yalnızca sevimli bir çocuğun ağzından çıkıyorsa hoşgörüyle karşılanır, sadece o zaman affedilebilir; ya da "Çocuk işte," denilip üzerinde bile durulmayabilir. Çünkü aslında art niyet beslemeyecek kadar saf ve temizdir bir çocuğun minicik kalbi.

* * *

Hayatta bazı değerler vardır; aileden gelen, yetiştirilme sürecinde edinilen, ve/veya eğitimle kazanılan birtakım değerler... Dürüstlük, saygı, terbiye, erdem gibi mesela. Bir de aileden de gelmeyen, yetiştirilme sürecinde veya eğitimle kazanılması imkânsız olup da aslında içten gelen bir değer var: EMPATİ.

Bir çocuğa "Empati nedir?" diye yanlış bir soru sorduğunuzda, size sadece boş gözlerle bakacaktır. Çünkü henüz soyut düşünme becerisi kazanamadığı gibi, soyut şeylerin anlamını da kavrayabilecek düzeyde değildir. Dolayısıyla, çocukların birbirlerini kırması ve birbirleriyle barışması an meselesidir. Bir bakmışsınız saç saça baş başa girişmişler, bir bakmışsınız hiçbir şey yokmuş gibi oyuna kaldıkları yerden devam edivermişler.

Empati genlerle gelen bir şey değildir, buna kimsenin bir itirazı olacağını sanmıyorum. Yetiştirilmeyle de ilgisi yoktur; çünkü biri empatiden bihaber, diğerinin empati kurabilme becerisi üst düzeyde olan iki kardeş tanıyorum. Üstelik ikisini de aynı anne-baba yetiştirmiş... Eğitimle de edinilen bir şey olamaz empati. Çift üniversite bitirip de empatiyle uzaktan ya da yakından alakası olmayan insanlar tanımıyor musunuz siz yoksa? Veya okuma-yazmayı tam manasıyla bilmeyip de kendini başarıyla başkalarının yerine koyarak ona göre davranabilen kişiler? Ben tanıyorum; hem de sayısız!

Dolayısıyla, empati dediğimiz, IQ ile değil de EQ ile (Duygusal Zekâ) yakından alakalı bu olgu, aslında kişilikle alakalı, içten gelen bir şeydir, ve bizi hayatta başarılı kılabilecek en değerli unsurlardan biridir.

Mesleğiniz ne olursa olsun, kariyeriniz hangi düzeyde olursa olsun, bankadaki hesabınız ne kadar fazla olursa olsun, diploma notunuz ne kadar yüksek olursa olsun, yaşınız kaç olursa olsun; veya ne kadar meşhur olursanız olun; empatiden mahrumsanız hayatta başarılı olma potansiyeliniz sınırlıdır.

Ne kadar iyi bir konuşmacı olursanız olun, ana dilinize ne kadar hakim olursanız olun, eğer lafınızın nereye gideceğini kestiremiyorsanız, bildikleriniz -uzun vadede- hiçbir işe yaramayacaktır. Kendinizi başkasının yerine koyup, söylemek üzere olduğunuz cümle size söylenecek olsaydı ne hissederdiniz, bunu düşünmek için çok ince bir zekâya sahip olmaya gerek bile yoktur.

Karşımızdaki kişilere söyleyeceğimiz sözlere dikkat etmeliyiz her zaman. Tasvip etmediğimiz davranışları olabilir, sevmediğimiz bir huyu olabilir, fikir çatışması içinde de olabiliriz, tipini bile beğenmeyebiliriz, hatta sırf gözünün üstünde kaşı var bahanesiyle onu antipatik bulabiliriz; bunlar insani duygular ve bazen kaçınılmaz evet. Ama konuşurken sözlerimize dikkat etmezsek bu bizim ayıbımızdır, son derece çocukça bir davranıştır. (Üstelik söylediği sözlerden dolayı affedilenler sadece çocuklardır.)

Empati... Türkçe bir sözcük değil, Fransızca kökenli; ama fark eder mi? Ne de olsa evrensel bir değer... Tabi ki kullanabilene...

NOT: Şunu unutmamalıyız ki; bir insanı yermek, küçümsemek veya ona hakaret etmek, kendimizi yüceltmeye çalışmanın en alçakla yoludur.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

keşke çocuk olsam :) of ya.

ruhi tur 
 01.01.2009 4:54
 

Başkasına yardım etmekten çekinen kişiler, kendileri muhtaç olduğunda hangi yüzle yardım isteyecek?

Canan Öz 
 25.12.2008 15:18
Cevap :
Değil mi ya?  25.12.2008 23:29
 

Haklısınız en büyük eksiğimiz empati yapamamak. Kişisel ve toplumsal ilişkilerin kopma ve sorun yaratma nedeni empati eksikliği. Sevginin eğitimi olduğu gibi empati yapmanın da eğitimi vardır. Sahi empatinin tek kelimeyle Türkçe karşılığı ne olabilir ? Bunu kendime ev ödevi veriyorum. Önemli bir yazıydı. Empatisiz kalmayın. Esenlikler dileğimle.

Erdoğan Şahin 
 23.12.2008 23:40
Cevap :
"Duygudaşlık"mış Türkçe karşılığı. Empatinin eğitimi nasıl olur kestiremiyorum açıkçası. Ama eksikliğini yoğun şekilde hisssettirdiği bir gerçek ne yazık ki. Çok zor bir şey olmasa gerek empati. Saygılarıma  23.12.2008 23:46
 

Politika yapmayı kaç yaşında öğreniyoruz acaba... “ Sıfır yedi ucun var mı?”... “ Ah be arkadaşım var ama inan kutuyu evde unuttum”... Yazının sonunda vermişsiniz mesajı....Düşündürücü bir çalışma olmuş, önerdim...Selamlar...

Ali Gülcü 
 22.12.2008 16:11
Cevap :
Teşekkür ederim. Politikayı ne zaman öğreniyoruz bilmiyorum. Çünkü ben hiç öğrenemedim sanırım. O özel bir zekâ gerektiriyor olsa gerek. Yani bilinen zekâ türlerine bir tane daha ekleyip "siyaset zekası" gibi bir isim koymalı bence. Sevgi ve selamlar...  22.12.2008 16:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 152
Toplam yorum
: 964
Toplam mesaj
: 60
Ort. okunma sayısı
: 1852
Kayıt tarihi
: 19.08.06
 
 

Ortada bir problem görüyorsak bu bizim de problemimizdir. Ve eğer 'birisi'nin bu konuda bir şeyle..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster