Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Şubat '08

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
11267
 

Empatinin önemi

Empatinin önemi
 

Empati, karşısındakinin duygu ve düşüncelerini anlayabilmesini ve böylece duyarlı bir yaklaşım içinde olmasını sağlayan bir Duygusal Zeka becerisidir. Bu becerisini iyi kullanabilen kişiler bu anlamda, iyi bir dinleyici olmalarının yanı sıra, karşıdaki kişinin dile getirmediği duygularını da sezebilir, bakış açılarını kavrayabilir. Ayni zamanda empati, insanin farklı kültürden gelen insanlarla iyi geçinebilmesini sağlar.

Bizim duygularımızı duyarlı bir şekilde dikkate alan ve bizim olumlu davranabilmemizi sağlayan insanların varlığı bizi mutlu eder, yokluğu ise üzer. Başarılı ve verimli ilişkiler kurabilen bir öğretmen, bir yönetici, eş ve ebeveyn kısacası insan olarak hayatın her alaninda kurduğumuz diyalogların verimli birer alış verişe dönüşmesini sağlayan, problemlerimizi çözülür kılan ve sihirli bir fark yaratan sır, hep bu anlayış dolu yaklaşım tarzı olmuştur. Işte, bu yaklaşım tarzı empati’nin özünü oluşturur. Bu tarzdan uzaklaşan ilişkilerde korku, öfke, uyumsuzluk, tutku eksikliği, neşesizlik, en önemlisi verimsizlik hakim olmaya başlar.

Empati kurabilmemiz için gerekli olan üç beceri:

1-Empati kuracak kişi kendisini karşısındakinin yerine koymalı, olaylara onun bakış açısıyla bakmalıdır.
2-Empati kurmuş sayılmamız için karşımızdaki kişinin duygu ve düşüncelerini doğru olarak anlamamız gereklidir.
3-Empati kuran kişinin zihninde oluşan empatik anlayışın karşıdaki kişiye doğru olarak iletilmemesi durumunda empati kurma sürecini tamamlamış sayılmayız.

Empati icin, yüz ifadesini, beden dilini kullanarak onun anlaşıldığını göstermek ve sözlü olarak onu anladığınızı ifade etmek gereklidir. fakat en etkili yol bu ikisini birlikte kullanmaktır.

Düşünce ve duygularımızı karşımızdakine doğru ve açık bir şekilde anlatamıyorsak, bu durum başka insanların duygularını kendi duygularımız gibi benimseyip herkesi hoşnut etmeye çalışmak anlamına gelir ki bu durum bir kabusu andırır ve hareket özgürlüğümüzü kısıtlar.

Empati çoğu kez “sempati” ile karıştırılmaktadır. Aslında bu iki kavram birbirinden çok farklıdır. Karşımızdaki kişiye sempati duyuyorsak, onun hissettiği duyguların aynılarını hissederiz ve karşımızdaki kişinin ne düşündüğü ve hissettiğiyle ilgilidir, örneğin ” Ehliyet almana sevindim”, “Esinin rahatsizligina üzüldüm” gibi “ben” ve “benim” vurgusunu hissettiren kendi yorumumuzu ortaya koyarız. Empatik yaklaşım, karşıdaki kişinin duygu ve düşüncelerini koşulsuz olarak kabul etmek anlamına gelmez. Bu anlamda “empati kurmak” karşındakini anlamak ve anladığın şeye saygı duyma sürecidir.

Empati kuran kişiler diğer insanlarla daha çok yardımlaşır ve bu yüzden de çevreleri tarafından daha çok sevilirler, ne zaman ve ne kadar konuşmaları gerektiğini, ne zaman geri çekilip, ne zaman hamle yapabileceklerini iyi bilirler ve sonuç her iki tarafında yararına olur. Empatik yaklasan insanlar, olayları ve insanları okur, sağlam veriler toplar, önemli detayları fark ederek hareketlerini uyarlar ve böylece maksimum etki yaratabilirler, ayni zamanda farklı insanlar karşısında ne tür strateji ve taktikler kullanabileceklerini bilirler ve bu yüzden özellikle iş ilişkilerinde başarılı olurlar.

Empati becerinizi geliştirmek için iyi bir dinleyici olun ve sadece cevap vermek için değil, anlamak için dinleyin, anladığınıza emin olmak için sorular sorun. Muhatabinizi bütün duyularınızla dinleyin. Beden dili ve ses tonlarından iletişim halinde olduğunuz insanların duygularını okumayı deneyin ve farkettiğiniz duyguya neyin sebep olabileceğini anlamaya çalışın. Karşınızdaki kişinin beyninin icine girmeyi ve dünyayı onun gözleriyle görmeyi deneyin. Ayni zamanda muhatabinizin duygu ve düşüncelerine saygıduyun. Muhatabinizin beden diliyle ortaya koydugu duygular ile, sözlü olarak ifade ettikleri arasındaki uyuşmazlıkları fark etmeye çalışın.

Bir hikaye:
Kınalı bir serçe varmış. Gök gürlediği zamanlar tir tir titreyerek yere yatar, gök yıkılmasın diye de ayaklarını havaya kaldırırmış. Bir yandan da "korkumdan kırk kantar yağım eridi" dermiş. Birgün birisi demiş ki "sen kendin beş dirhem gelmezsin; nerden oluyor da kırk kantar yağın eriyor? "Bunun üzerine serçe şu cevabı vermiş; herkesin kendine göre dirhemi, kantarı var; sen ne anlarsın" demis.

Yukarıdaki hikayede verilmek istenen mesaj şudur: Her insanın ve her canlının olaylara farkli bir bakış açısı vardır. Dışardan baktığımızda bunu göremeyiz ve bu yüzden de onun bazı davranışlarına anlam veremeyiz. Kendimizi karşıdakinin yerine koyup olaylara onun gözüyle bakabilirsek, ancak bu durumda onun duygularını ve düşüncelerini anlayabiliriz, boylece, muhatabımızın davranışlarına anlam vermemiz mümkün olur.

Düşüncelerinize, dikkat edin davranışınız olur. Davranışınıza dikkat edin alışkanlıklarınız olur. Alışkanlıklarınıza dikkat edin karakteriniz olur. Karakterinize dikkat edin kaderiniz olur.

Selamlar,

Mustafa Ucman

Hanife ÇITA bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yapacağım çok şey var konsantre olamıyorum,biyerden başlayım diyorum,bir bakıyorum yine sonuç aynı,bunları yazabilmek için bile kaç kere karar verdim,yapacaklarımı sıraya koyamadığım için zorlanıyorum ''kararsızım'',sonuçta hiçbirşey yapamadığımı ve yapmak istediğim çok şey olduğu için yorgun hissediyorum,cümleleri bile toparlayamadığımın farkındayım,zorlanıyorum.Manik olduğumda herşeyi aynı anda yapmak istiyorum, ufak bir sıkıntıda çöküntüye uğruyorum sanki.burada bu tür şeyleri yazmakta beni sıkıyor.kısacası SAYILARIMLA

lila 
 22.02.2008 11:28
Cevap :
Sevgili okurum, bir negatif ozelligimiz oldugunda, bir cok becerilerimizin farkina varamayiz. Beynimiz bedeni koruma ozelliginden negatif programlanmistir, iyi ozelliklerinizi dusundugunuzde beyninizi iyiye programlaya bilirsiniz. Insan oglunun icinde uyuyan gucler vardir, kendisi bilse sasirir. Bu gucleri uyandirip harekete gecirebilseniz, hayatinizda buyuk degisiklikler olur. Daha genis saglikli bilgiler vermemiz icin elektronik posta adresinizi gonderirseniz, ben veya diger uzman arkadaslarim size daha genis bilgilerle yardimci olmaya calisiriz. Saglik merkezimiz Hollandada oldugundan, farkli tedavi yontemleri sunamiyorum.Turkiyenin her bolgesinde bu konuda uzman psikiyater meslektaslarim vardir, onlarin birinden gorusmenizde fayda oldugunu dusunyorum. Bir sorunu çözmek için yüzleşmek lazım. İlk yüzleşmede de bazı sıkıntılar olabilir, bence dozunu düşürerek yuzlesmeye devam etmekte fayda vardir. Saygilarimla, Mustafa Ucman  22.02.2008 13:31
 

yine ne yazacağımı toparlıyamıyorum...

lila 
 20.02.2008 10:45
Cevap :
Sayin yazarim, sorunuz icin tesekkurler. Depresyon'in belirtileri; dışarıdan da gözlenebilir içe kapanıklık, bitkinlik, mutsuzluk, ağlamaklı olmak, ilgi ve zevk kaybı, unutkanlık, iştahta değişiklikler (çoğunlukla iştah azalması, ancak kimi zaman da iştah artışı şeklinde görülür), uykuda değişiklikler (genelde azalma şeklindedir, ama artış da olabilir), kişinin hareketliliğinde azalma ya da artış, yorgunluk, enerjisizlik, kendini değersiz hissetme, aşırı özgüven eksikliği, suçluluk duygusu, ölüm ve intihar düşünceleri depresyonun belli başlı belirtileri olarak sıralanıyor. Durumunuzu bilemedigim icin farkli cevap veremedim, anlatirsaniz yardimci olmaya calisirim. Saygilarimla  20.02.2008 23:08
 

Değerli yazılarınız benim için çok önemli

lila 
 20.02.2008 10:43
Cevap :
Sevgili yazarim Lila, Yazilarima gondermis oldugunuz olumlu yorum icin icin tesekkur ederim. Faydali oldugumu bilmek banada guc veriyor. Saygilarimla  20.02.2008 19:00
 

Gerçekten, olaylara geniş çerçeveden bakabilmenin olmazsa olmaz koşulu empaiti, kendini karşındakinin yernrine koyabilme yeterliliğini gösterme.

Yapukay 
 20.02.2008 9:17
Cevap :
Sayin yazarim, bloguma gondermis oldugunuz yorum icin tesekkur ederim. . Her insan gerek kendisini gerek çevresini, kendisine özgü bir biçimde algılar; bu algısal yaşantı özneldir (subjektiftir); kişiye özgüdür. Yani her insan dünyaya, kendine özgü bir bakış tarzıyla bakar. Eğer bir insanı anlamak istiyorsak, dünyaya onun bakış tarzıyla bakmalı, gerçekleştirmek için de empati kurmak istediğimiz kişinin rolüne girmeli, onun yerine geçerek adeta olaylara onun gözlüklerinin gerisinden bakmalıyız. Karşımızdaki kişinin rolüne girerek empati kurduğumuzda, o kişinin rolünde kısa bir süre kalmalı, daha sonra da bu rolden çıkarak kendi rolümüze geçebilmeliyiz. Aksi halde empati kurmuş sayılmayız. Karşımızdaki ile özdeşim kurmak (ona benzemek) veya ona sempati duymak, empatiden farklı şeylerdir. Saygilarimla  20.02.2008 22:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 93
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1564
Kayıt tarihi
: 14.01.08
 
 

Hatay-Antakya’da 1963 yılında doğdu. İzmir İmam Hatip Lisesinden sonra 1981 yılında aile birleşim..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster