Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Nisan '11

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
461
 

Empatiye empati

Hep denir ya 'empati yapalım.' diye. 

Kullanıla kullanıla anlam ve değer yitimine uğrayan her kelime gibi empati kavramı da gına getirmeye başladı. 

Bilginin popülerleşmesi elbette hem istenecek bir şeydir ama popülerleşmesi onun cılkını çıkartmak da demektir. Çünkü, önünü arkasını, kökünü, bağlamlarını vs. bilmeden yaygın şekilde kullanılabilir. 

Herkes empati yapalım diyor, ama nasıl ? 

Empati popüler anlamıyla kendini başkasının yerine koyarak düşünme. İletişimde olduğun kişinin bakış açısından bakmak, onun kendine özgü koşullarını değerlendirmek ve onu bu bağlam içinde anlamak. Empatinin tanımı bu ama bir insan bunu nasıl yapabilir ki? 

Bu yolda iki tane sorun var. Birisi kendimizi başkasının yerine koyarken, kendimizi nereye koyacağız?  

İkincisi, şu ya da bu şekilde kendimizi onun yerine koyduk onun bakış açısıyla baktık ama gerçekten bunu yapabilecek ve onu doğru anlayabilecek miyiz?  

Bu noktada şu çok tehlikeli değil midir? Birisi empati yapar ama ne kendini paranteze alabilmiştir ne de karşıdakini anlayabilmiştir. Bu kişinin yargısı, bence hiç kuşkusuz, empatiyi takmayan birinin doğal davranışından çok daha tehlikelidir. 

Neden derseniz, empati yapan ve yanlış anlayan kişi, karşıdaki kişiye karşı çok daha kati yargılar içinde olma hakkını kendinde görür. 

Ben şahsıma, bana empati yapan birinin yerine empati yapmayan ama pek de takmayan birini daha tercih edilir bulurum. 

Doğru empati yapmak ise teorik olarak ne kadar mümkündür? 

Başta sorduğum soru, kişi empati yaparken, kendisini başkasının yerine koyacak, ama kendini nereye koyacak? 

Yani kendi bakış açısını, değerlerini, değer yargılarını, normlarını, zihnini, bilincini, perspektifini, söylemini, paradigmasını nereye koyacak ve karşıdaki kişiye geçebilecek, o olabilecek? 

Bu bana kalırsa martaval. Kişi kendinden çıkamaz. 

Bundan önce aslında empati kavramını Türkçe'ye maletmek gerekir. Bu Türkçecilik şovenizmiyle ilgili değil. İnsan kullandığı dildeki kelimelerin ve kavramların çağrışımlarından yoksun olmamalıdır. Yabancı sözcükler, bacağı olmayan ama protez bacak kullanan adam gibi olmak hissi verir herhalde. 

Empati sonuçta, başkasına saygı duymaktan başka ne olabilir? 

Karşındakine saygı duy. Saygı duyarsan, onun varlığını kabul etmiş olursun. Bu kabul ediş sevgidir. Sevgi duyarsan bu zaten yeterlidir. 

Saygı derken, salt insanı kast etmiyorum. Hayvana, bitkiye, cansıza da saygı. 

Not düşelim hayvansever olmak da sevgi dolu olmak anlamına gelmez. Çünkü hayvan beslemenin altında da insana karşı bir antipati, egoizm, hayvanı kendine mal ederek onunla tatmin olma, havyanın kendi doğallığı içinde yaşadığı davranışları, kendine yönelik sevgi olarak görme ve bunu insan sevgisi kavramıyla yorumlama ve onunla ikame etme yatabilir. Bu tip insanlar da belki hiç az değildir. 

İnsanı sevmeyen hayvan sever mi yoksa, hayvan sevmeyen insan sever mi? 

Hangisi kötünün iyisidir acaba, düşünmek lazım. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hani bir söz vardır, "Beni biri anladı, o da yanlış anladı " diye. Büyük ihtimal karşısındaki empati yapmaya kalkmış olmalı:)) Bu konuda yazdıklarınıza katılıyorum. Bir de, kötünün iyisi olmaz bence. Kötü hep kötüdür, iyi de iyi. İki seçenekten ikiside birbirinden kötü! Keşke dünyada herkes hem insanları hem de hayvanları sevebilse...Ama dua edelim, önce insanlar "kendini" sevsin. Dünyanın buna ihtiyacı var.

Melek Koç 
 11.04.2011 23:43
Cevap :
Evet, Hegel ile Einstein'a bu söz atfedildiğini duymuştum. Düşünmeyi Düşünmek başlıklı yazım, aslında empati sorusunun da cevabını içerir, empati yapalım sözü yöntemsiz bir şey ifade etmiyor. O yazıda ne yaparsak başkasının durumunu kavrayabiliriz için iki yol var. Tabi bu sadece düşünme eylemi için yöntem. Başka alanlarda başka yöntemler de olabilirdi. Doğru insan kendini sevebilmeli ama bu egoizme narsizme yol açabilir, tehlikeli. Sonuçta insanın mükemmel olması şart değil hep öyle bakıyoruz, mutlak iyilik kavramı dinlerin sanısıdır, insan kötüdür, iyidir, ve bu hep öyle olacaktır çünkü varolmak için gerekirse kötülük yapacaktır, hem bilerek hem de bilmeyerek.  11.04.2011 23:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 467
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1001
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye düş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster