Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Haziran '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
193
 

Emperyalist güçlerin " BM" nezdindeki kukası: "Kofi Annan"

Emperyalist güçlerin " BM" nezdindeki kukası: "Kofi Annan"
 

BEN. BU AĞIZLARA GÖRE KULAK OLMAMALIYIM!


Suriye’de çözümden çok Batı’nın planlarına zemin hazırlayan BM, özel temsilcisi Annan’ın ağzından finali açıkladı:

- "Uluslararası toplum harekete geçsin."

Birleşmiş Milletler (BM)'in Suriye Özel Temsilcisi Kofi Annan, “Sözleriyle işleri birbirini tutmuyor” diyerek Suriye lideri Esad’ı suçladı ve ‘müdahale’ istedi:

- "Mezhepler arası çatışma ortamı oluştu. Uluslararası toplum harekete geçmeli..."

***

Savaşı körükleyen bir barış görevlisi olur mu? Olur: Kofi Annan.

Sözüm ona Birleşmş Milletler (BM) özel temsilciliği yapıyor. Birleşmiş Milletler adına ne diyor Kofi Annan:

 "Beşşar Esad'ın sözleriyle işleri birbirini tutmuyor".

Ne yani, Esad, parayla tuttuğunuz teröristlerin (Irak gibi) Suriye'yi de talan etmelerine göz mü yumsaydı?

Mezhepler arası çatışma ortamı oluşmuşsa, bunun sebebi Beşsar Esad mı, yoksa, parayla tuttuğunuz teröristleriniz mi?

Türkiye'ye konuçlandırdığınız paralı teröristlerinizi, artık gizleyecek bir gücünüz kalmadı.

İkiyüzlülüğünüz, yalancılığınız tescillendi.

Yetmezmiş gibi, şimdi de, ABD'nin deneyimli senatörü  Lugar, Irak’ı bölmek için kullanılan Çekiç Güç senaryosunun tekrarını istiyor ve "Amerika, Suriye’deki şiddet olaylarından kaçanların sığınabileceği güvenli bölgeler oluşturulması için Türkiye ile birlikte çalışmalı. Türk topraklarında güvenli bölgeler oluşturulabilir, korunması da Türkler tarafından sağlanabilir." gibi, Türkiye'yi resmen bu işin içine (kendi savaşının içine) sokabilecek bir istekte bulunabiliyor.

Uluslararası toplum harekete geçmeliymiş. Ne için?... Suriye'yi de, Irak gibi, Mısır gibi, Libya gibi, Tunus gibi karıştırmak için. Uluslararası toplum oralarda çok mu başarılı oldu ki, şimdi de Suriye'ye müdahele etmesini istiyorsunuz?...

Siz barıştan yana mısınız, yoksa savaştan yana mı, Sayın Annan?

"BM'nin misyonu bitti, artık savaş zamanı" diyerek, BM'nin kuklası olarak tarihe kara bir leke olarak adınızı yazdırdınız!  Aslında, bu toplumsal duyarsızlığınızı Kıbrıs'ta da göstermiş, orada da, varlığınızla yokluğunuz arasında bir fark görülmemişti. Ama, BM'ye de zaten, Orta Doğu insanlarını elinde oynatabilen sizin gibi bir "kukla" lazımdı!...

Sırada komşu ülkelerin de olduğunu haber veriyorsunuz, bir "müjde" verir gibi.

Anladık, ipin ucunu elinize vermişler de, öteki ucu nereye kadar uzanır, belli değil, açık bırakılmış.

Anladık, basamak basamak çıkman emredilmiş merdivenleri!. Biz saymaktan yorulduk da, siz, yeni başlamış gibi çok "dinç" görünüş arzediyorsunuz!. Bu yaşta bu dinçlik, maşaAllah doğrusu!...

Şiddeti durdurmada  başarıya ulaşamadığınızı, bu konuda  yetersiz kaldığınızı sözüm ona bir 'itiraf' gibi dile getiriyorsunuz.

Şiddeti yaratan, Suriye gençlerini parayla kandıran sizler değil misiniz? Bu ne ikiyüzlülük böyle! Utanmadan bir de tüm emperyalist ülkeleri Suriye üzerine daha fazla baskı uygulamasına çağırıyorsunuz. Siz, kan emen bir yarasa mısınız? Bu ne gaddarlık böyle, bu nasıl bir düzen ki, insan kanı emmekten zevk alıyor?

Bakınız, Fransa, hemen balıklama daldı bile bu teklifinize:

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian, Suriye’ye askeri müdahaleye ülkesinin, sadece BM’nin buna izin vermesi halinde katkı verebileceğini söyledi.

Libya halkının kanını emmekte de öncülük yapmıştı Fransa, biliyorsunuz. Hâlâ da emmekte!..

Yani, sayın Kofi Annan, sözlerinizin gideceği yeri çok iyi biliyor ve emperyalist güçleri adım adım o yere doğru çekme rolünü, size dikte ettirildiği gibi çok kurnazca uyguluyorsunuz. İnanın, yayılmacı güçlerin kuklası olduğunuzu sizden başkası hakkıyla - sessiz ama derinden - uyur gezerleri uyandırmadan böyle başarıyla uygulayan biri olamazdı!...

Gözünüz aydın! Beşşar Esad'ı da oltanızın ucuna takmayı başardınız!:

Esad'da, "Bundan böyle teröristleri durdurmamız sadece silahla olur, siyasetle olmaz" diyerek, savaşa hazır olduğunu işaret etti.

Artık, Suriye üzerine bomba yağdırmanız 32 gün mü sürer, yoksa daha uzun mu bilinmez; orası, zevk ve arzunuzu tatmin etme isteğinizin derecesine kalmış!...

Sahi, siz dış güçler, durup dururken Suriye'ye niçin savaş açtınız?

Parayla tuttuğunuz gençleri, Türkiye üzerinden Suriye'ye göndermeden önce, - tarafınızdan orada terör yaratılmadan önce - Suriye'de bir problem mi vardı?

Yoksa tersine, Türkiye gibi demokratik ve laik bir ülkeye kapılarını açmış, liderler eşliğinde sarmaş dolaş olunmuş, yeni de olsa reform hareketleri yüzünü göstermiş, halklar arasında kardeşlik duyguları filizlenmeye başlanmışken, alel-acele bir anda Suriye'nin üstüne yüklenmenizin sebebi neyin nesidir acaba?

Evet, bütün mazlum ülkeler gördüler ki; kaldıramadınız, çok gördünüz bu birlikteliği, kardeşliği. Çünkü, size sorulmadan, kendiliğinden, çıkarsız bir birliktelik başlanmıştı Suriye ve Türkiye arasında. Bu birlikteliğin, bu kardeşliğin tüm Ortadoğu'ya yayılacağından korktunuz. Bu yüzden de suyu baştan kesip, bu birlikteliği önlediniz. Kardeşlik duyguları yerine, düşmanlık tohumları ektiniz. Parayla kardeşi kardeşe, halkları halklara  kırdırdınız. Bütün Orta Doğu'yu kana buladınız. Ve hâlâ bulamaya devam ediyorsunuz.

Eskiden karşınızda bir Osmanlı İmparatorluğu vardı. Oraların yeraltı zenginliklerine konmak için, bir düşman bellemiş, 'gücün doğruyu söyleyeceğine' inanmış, Osmanlının da zamanında öyle yaptığını, şimdi ise işlerin tersine döndüğünü söyleyerek, karınca gibi çöllere yayılmış, küçük büyük demeden insan ölülerini kum taneleri ile kıyaslayarak sayma şe...ğine girişmiştiniz.

Yalan haberlerle Orta Doğu topraklarına nasıl geldiğiniz ve oralara nasıl sahip olduğunuzun bir örneği tarih sayfalarında çok açıktır:

Öyle ki, daha Mondros Ateşkes Antlaşması üzerinden 24 saat geçmeden, o zamanlar Musul'da 6.ordu kumandanımız Ali İhsan Paşa'ya, uyduruk bir emirle (Türkler, Musul'daki Ermenileri katlettiler) gerekçe gösterilerek, resmi yazışmaları da beklemeden  (hangi tarafın haklı olduğuna bakılmadan), İngiliz Kuvvetleri Başkomutanı General Marshall, Musul'u boşaltmamızı, yoksa, kan döküleceğini söylemiş; 8. Kasım 1918'de Musul'u boşaltmak zorunda kalmıştık. Böylece de İngilizler Musul'a yerleşmişlerdi. gerisi malûm; Ortadoğu ülkeler arası sınırlarını, kendi istediğiniz doğrultuda şekillendirdiniz.

Baktınız ki, o petrol zengini ülkeler, kendi başlarında "karar verebilecek" seviyeye yükseldiler, yani ekonomik gelişmişliğe eriştiler, eskiden yazdığınız senaryoyu - günün şartlarına göre - yeniden gözden geçirme gereği duydunuz.

Bunun için de, Türkiye dahil 22 Müslüman ülkenin sınırlarını değiştireceğinizi açıkça dile getirdiniz. (Eski ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın 7 Ağustos 2003 tarihinde Washington Post gazetesinde yayınlanan yazısı)

Yine bu gazetedeki yazıda Dışişleri Bakanı Rice; BOP projesiyle, Ortadoğu petrollerini kontrol altına almak ve İsrail'in güvenliğni sağlamak olduğunu açık ve net olarak anlatıyor.

Bize düşeni ise, bu projede Türkiye'yi frenlemek için, başbakan Tayyip Erdoğan'ı, bu projenin 'eş başkanı' olarak lanse ederek susturmasıdır.

Bu "sus/turma"dır ki, tam 9 yıldır, halkın gazını almada AKP'de tam kadro olağanüstü bir çalışma görülmektedir. Şurası da bir gerçektir ki, değirmen susuz dönmez, şimdiye kadar döndüyse, bir sebebi vardır elbette!... anlattık ya!.

Ha ABD emperyalizmi ha AKP'nin buna desteği! Neresinden bakarsanız bakın ki, Atatürk'ün 'bağımsızlık' ilkesi bugün yara-bere içinde. İşin en acı tarafı ise, bu yaranın öyle kolay iyileşemeyeceğidir... Hele, bir de Suriye'ye girersek var ya, çık çıkabilirsen işin içinden o zaman!...

Alaettin Morgül / 06.06.2012  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 193
Toplam yorum
: 213
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1049
Kayıt tarihi
: 02.02.10
 
 

İsveç`in Göteborg şehrinde oturmaktayım;  evli ve bir kiz bir oglan iki çocuğum var. İsveç`te..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster