Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ekim '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
131
 

Emperyalistler, Siz ve Biz

Tarih bilmezlik mi demeli ne demeli bilinmez ama bizler dört yüz yıldır hem Avrupa’yla ve Rusya ile aynı şekilde savaşan bir güç idik. Birinci Dünya Savaşı bizi paylaşmak üzere kurgulanmış bir savaş idi ve savaş sonundan parçalanan bir devlet ortaya çıktığından onlarca da sözde devlet ortaya çıktı ki; çoğu da Türkiye, Türk adından ötürü husumet içinde olan sözde Müslüman Araplardı ki, hepsinin tepe dizaynının zamanında İngiltere, Fransa tarafından yapılmış olması sadece bu bölgeye has bir durum da değildir.

Bu vesileyle dünyada devlet vasfında olması bakımından incelen devletler;

Sınır çizen devletler

Sınırı daha sonraki zaman diliminde sorun çıkaracak şekilde çizilmiş olan devletler.

Sınır çizen devletler Birleşmiş Milletlerin beş daimi üyesi olduğunu söylemek ve bu gerçeği kanıksamak şaşırtıcı değildir.

Birinci Dünya Savaşında ve İkinci Dünya Savaşında tarih boyu birbirine asla düşman olmamış iki güç, Rusya ve ABD arasında sıkışan ülkemizin gelecekte bir paylaşım savaşında hedef tahtasında olacağını anlamamak için tarih bilmemek gerekir.

Birinci Dünya Savaşından yüz yıl önce saha çalışmasına başlayan Ruslar, İngilizler, Fransızlar, Amerikalılar gerek misyonerleri gerekse, büyükelçi sıfatıyla resmi görevlileri vasıtaları kullanılmak suretiyle Ermenilere yapılan pres ve ikna yöntemlerinin kırk yıldır Kürtlere uygulandığı görülmemesi, gerçek tarih bilmezlikle ilgili bir durumdur.

Ermeniler bilindiği gibi birinci Asırda şu anda var olan medeniyetlerin tamamı bataklık halkı ve ilkel topluluklar olarak yaşamlarını sürdürmekteyken dünyada yaşayan en eski medeniyetlerden biridir. Böyle bir medeniyet yaklaşık iki bin yıl sonra Fransız, İngiliz yeni doğmuş bir medeniyet olarak Amerika tarafından bizim aleyhimizde bize karşı kışkırtılmıştır. Hâlbuki Ermeni toplumu 1071 öncesi Türklerle yapmış oldukları kader birliğinde yüzlerce yıl Türk devletlerinde hoşgörü ile karşılaşmış olduklarından bir sorun yaşadıklarına dair önemli bir savaş olmadığı gibi, Osmanlı İmparatorluğundan, mimariden, tıbba, sanattan zanaata birçok işkolunda önemli katkı sağlamış, devlet yönetiminde nüfuslarına oranla en yüksek temsile sahip toplumlardan birisi belki de en önemlisi olmakla kalmamış,“Millet-i Sadıka” vasfı ile onurlandırılmış bir toplum nasıl olmuştur da 1. Dünya Savaşı sırasında birbirini kıran iki topluluğa dönüştürülmüştür? Burada Ermeni Cemaati’nin bir kısmının bu faaliyetlere katılmadıkları, daha ziyade Ortodoks Rusları arkasına alan grup sahada Türkler ve Kürtlerle mücadele ettikleri, batıdakilerin ise bu mücadelede yer almadıkları bilinir.

Bugünlere gelindiğinde binlerce yıldır birbiriyle gayet dostane ilişkiler yaşayan toplum arasındaki bağlar, 1. Dünya Savaşı sırasında Türkler, Kürtler ve Ermeniler arasındaki bağlar onarılmayacak ölçüde koparılıp atılmış, kesilmiştir. Akl-ı selim Türk, Kürt ve Ermenilerin bir araya gelerek çözebileceği sorunlar günümüzde İngiltere, Fransa, ABD, Rusya olmaksızın asla çözülemeyecek hale getirilmesi her toplumca trajikomik bir durum olsa da bu sorunların temelinde yukarıda adları zikredilen devletlerin yattığını bilmemek, tarih bilmemekle, cehaletle eşdeğer bir durum olsa da Türk ve Ermeni toplumları arasında sorunların kaşınmasının azdırılmasının kimlere daha ziyadesiyle fayda sağlayacağı aşikârdır. Bu faydalar denkleminde olmayacak iki topluluk Türkler ve Ermenilerdir.

Aynı şekilde Musul Harekâtı öncesinde tertiplenen din elden gidiyor sloganıyla Diyarbakır merkezli bir ayaklanma tertipleyen Şeyh Sait’in 1925’li yıllarının Fetö’sü olduğunu anlayamamak, gereken önemi vermemek bölgedeki durumu istedikleri zaman kullanacakları bir formatta tuttukları bariz olan, sözde müttefiklerimiz ancak gerçekte sömürgecilerimiz olduğunu anlamamak bu durumun halkın gözlerinden özenle kaçırılan sanayiden kültüre, eğitimden,  ticarete kültüre baskı unsuru olan İngiliz, Fransız, Alman Temel fıkralarındaki karakterlerinden farklıdır!

1970’lerde başlayan Asala terör örgütünün faaliyetleri 80’lerde sona erene kadar çoğunlukla NATO ülkeleri dâhilinde büyükelçilerimize yaptıkları suikastlar ancak Avrupa polis devletinin karakterini anlamayanların inanacağı hikâye tadında olaylar olsa da 80’lerde bu durumun yerini PKK ile değiştirdiğini görememek, pantolon alacak para bulamayan fakirin füze sahibi olacağı konusunda safiyane inanç da aynı şekilde değerlendirilebilir.

Bazı şeyler doğru değerlendirmekte fayda var. ""Marksist-Leninist" ve solcu akımların yüzde doksanının emperyalist ülkelerde doğuşu kadar, kendisine Müslüman şeyh, hoca, tarikat cemaat diyenlerin geleceklerini herhangi bir Müslüman ülkede değil, Avusturalya’da, Amerika ve Almanya’da aramaları da ilginç olduğu kadar dikkat çekicidir.

12 Eylül öncesi ve sırasında kendini kurtarabilenlerin Almanya, Fransa ve İngiltere’ye kaçmaları, bu durumun sağcı, solcu, dini grup olması hiç fark etmeksizin yuva olması da ilginç komik, buram buram bir şeyler kokan ama bu kokunun ne olduğu uzun tecrübeler sonunda belki de biraz tarih bilmekle çözülebilecek durumu olsa da adamlar satın almak istedikleri bedeli mukabilinde alıyorlar, bundan da kâr ettikleri aşikâr.

Hem biz demez miyiz, "gemisini kurtaran kaptan" diye, bu durumda onları kim suçlayabilir ki?

Batı’nın emperyalist faaliyetlerinden işbirlikçiler kazanç sağlasa da doğuda Ortadoğu’da, Afrika’da, Doğu Avrupa’da, Güney Amerika’da sıradan insanlara sunduğu şey daha fazla sefalet, daha fazla kan, daha fazla gözyaşı olacaktır. Bunun Kürt, Türk, Ermeni, Macar, Rum, Bulgar, Kızılderili olmakla değil, zayıf ve kullanılır olmakla alakası var ve adamlar da işlerini hakkıyla yerine getiriyorlar.

O bizi sömürdü, bu bizi sömürdü yalanı slogan olarak yerli halkları çarpıştırmak için bir kanıt olsa da İspanya’da arenada boğa güreşinde bir boğa seyircileri coşturur, ölümden kurtulma süresinin önemi yoktur, sonuçta boğa her halükârda matadora ziyafet olur. 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1233
Toplam yorum
: 230
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 202
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster