Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '17

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
257
 

Emrah Serbes Olayı ve Türk Cehennemi

Emrah Serbes Olayı ve Türk Cehennemi
 

Cehennemde yaşıyoruz ve derya içre olup deryadan bi haber balıklar gibiyiz.


Sosyal medyaya bakıyorum da bu yazarın adliye çıkışı söylediği sözler için sarf edilen linç kelimeleri: “Beter olsun keko-sosyal medyada göğsünü kesici bir aletle çzidiği fotoğraflarına gönderme-, buna bile hazırlanıp gelmiş, tiradını oynayan berbat bir tiyatro oyuncusu gibi, Dostoyevski’nin bile böyle şişik egosu yok -Dostoyevski’nin hayatına dair ne biliyor acaba- bu durumda bile bu kadar çok kendini ismini anması -2 kez- egosunun tavan yapmış olmasından” ve çok daha beterleri... Kimileri polise altı gün geç teslim olmasını kaza sırasında uyuşurucu madde etkisinde olmasına bağlamış; ancak testlerin yapıldığı söyleniyor ve yapılmadıysa eğer olayın bu kısmını asla bilemeyeceğiz-eğer öyleyse durum çok daha vahim.

Emrah Serbes’i Behzat Ç. romanları ve Hikayem Paramparça’dan birkaç öyküsü dışında okumadım. Behzat Ç., karakter yaratımı, sosyo-politik eleştirileri ve içerdiği mizahla Türkiye’de hep eksik kaldığı konuşulan polisiyenin en yetkin örneklerinden.  Bu adam yazdığı gibi yaşıyor. İçinde kimsenin ve belki kendisinin bile bilmediği derin bir yara var. Acı çekmekte olduğu ve bu acıyla bir türlü baş edemediği çok uzaklardan bile görülebilen bir gerçek. Lumpen, arabesk kültürü estetize ettiği romanları gibi bir yaşam tarzı... Delidolu, hayata ve adaletsiziliğine dair derin bir öfkeyle idame ettirİlmeye çalışılan cinsten. Ezilmişlik duygusunu sürekli öne çıkma çabasıyla sonlandıran. Sonra gelsin alkol ve esrar nöbetleri... “Artık her uyandığımda bu acıyla yaşamak zorundayım ve Emrah Serbes artık sona gelmiştir” gibi cümleler kuruyor. Kendisinden üçüncü tekil şahıs olarak bahsetmesi büyük ihtimalle ego şişinmesinden değil, bu vicdan azabını kendinden ayırmak istemesinden. Hapiste intihar girişimden bulunması herhalde kimseyi şaşırtmayacak.

Burada kimsenin tartışamayacağı, madde kullanımı iddialarını da kuvvetlendiren arkadaşını öne sürüp 6 gün sonra teslim olması. Emrah Serbes'in söylemi solcu isyan, hak arayışından Türk tipi adamlık, erkeklik vurgularıyla dolu bıçkın bir arabeske giden türden. İçinde yaşadığımız ortam da bunlara çok müsait. Futbolcusundan şarkıcısına yaptığı hataları adamlık vurgularıyla kapatmaya çalışan bir dizi lumpen figür. Yazık ki yazarlık iddiasında ve entelektüel derinliği olduğu düşünülen bir adam bile bu eril dilden şedit bir biçimde etkilenip böyle bir davranışa tenezzül ediyor.

Kazada ağır yaralanmış olan anne asla eski hayatına geri dönemeyecek. Bir ailenin hayatı karardı ki ne ceza verilirse verilsin giden canlar geri gelmeyecek.  Genç bir adamın da hayatı kaydı; iyi ve uzun süreli bir psikolojik tedavi almazsa toparlanması çok zor. Ama ne olursa olsun bu adam halen “vicdan” diyor, “sona geldim” diyor. Gösteri toplumunun yalan hayatlarına o kadar alışmışız ki kimse bu sözleri ciddiye almıyor; herkes bunun şov malzemesi olduğunu iddia ediyor. Evet, yaptığı hatayı hiçbir şey telafi edemeyecek ama bu linç kültürü nedir yahu!  Evet, kullandığı eril arabesk dil sebebiyle bize inandırıcı gelmiyor ancak DNA testinde belki de kanında uyuşturucu madde bulunamayacak. Bu toplum hasta ve onun ürettiği psikolojisi bozuk bireylerden biri Emrah Serbes yalnızca. Milyonlarcası da sokaklarda dolaşıyor. Kimse klinik psikiyatrinin ülkedeki yetersizliklerinden, problemli ailelerin çocuklarına sağlanacak sosyal desteğin öneminden dem vurmuyor.  Kimse de dönüp aynaya bakmıyor. Eril dilin "ben ne yaparsam yapayım doğrudur"u üreten bataklığı matah bir şeymiş gibi öne çıkarılıyor. En günahkar olanlar en büyük taşları en acımasız biçimde atıyorlar. Toplum olarak birbirini ve ülkeyi kemirip biribirimizin ve yaşadığımız toprağın içini çürüten kurtlar gibiyiz. Hani meşhur hikaye vardır ya adamın biri cennete girmiş de isteğini sormuş melekler. Adam da cehennemi gezmek istemiş. Her milletin cehennemi farklı ve hepsinde çukurun başında dışarı çıkmaya çalışanları içeri sokan zebaniler... Bir tek Türklerin çukurunun başında zebaniler dikilmezmiş. Adam “Niye?” diye sormuş. Melek de “Türkler içinden yükseleni kendileri bacaklarından tutara aşağı çekerler” demiş. Cehennemde yaşıyoruz ve deryanın içre olup deryadan bihaber balıklar gibiyiz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 138
Kayıt tarihi
: 12.09.17
 
 

Bu sayfada siyasetten aktüeliteye ama öncelikle sanat bilhassa sinema ve edebiyat üzerine yazılar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster