Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Haziran '07

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
1088
 

En "baba" şairler ya da "babam benim için mezar almış"...

En "baba" şairler ya da "babam benim için mezar almış"...
 

Babam sarışın bir süvari başçavuşu, Yıllarca gitti geldi eve
hiç atını ve yüzünü görmedim. Öldüğünü bile haber vermedi bana.
İki kardeşi vardı, serbest güreşte dünya şampiyonu, 50'li yıllarda.
Vurdular mı rakiplerinin sırtlarını mindere, kıvılcımlar çıkarırlardı:
... sonra seyircileri selamlarlar, kulaklarının arasında bir çift gelincik.
[1]

"Çocukluğumdaki en önemli olayların başında, iki yaşındayken verem hastalığına yakalanmam gelir. Ailem benden umudu kesmiş. Doktorlar, 'Bu çocuk yaşamaz' demişler. Bunun üzerine babam gitmiş, benim için bir mezar satın almış Erzurum'da. Sonra iyileştim. Yaşlı bir kadının, bitkilerden yaptığı bulmacaı vücuduma sürerek beni ölümden kurtardığını söylediler. Yaşamım bir anlamda ölümle birlikte başladı. Hayatımı kurtaran bu kadını tanıma şansım olmadı hiç. Sanıyorum bu olay kadınlarla olan çok özel ilişkimin başlangıcı oldu.

Bebekliğimde yaklandığım ve çocukluğumun değişik dönemlerinde yeniden beni pençesi altına alacak olan bu hastalık tüm yaşamımı ve yazarlığımı etkiledi.
" [2]

Öleceğini düşündüğü için mezarı satın alan bir baba ve bunu duyan bir çocuğun üstündeki etkisini, pedagoglar daha iyi bilir... Belki de bu yüzden en önemli şairlerin başında gelen Özkan Mert, şiirinin devamını "En çok annemi sevdim ben, incecik esmer bir kadın: / Gözleri ışıklı kahverengi, Ege ve dünyalar güzeli" diyerek getiriyor.

Şairin babasına bu denli ironiyle yaklaşması ve ilk defa bir şiirinde yer vermesi de epey düşündürücü. Atını ve yüzünü hiç görmediği bir babanın, "ölüşünü bile haber vermemesi" bir yüzeyi ironik, bir yüzeyi trajedik bir bıçağın sırtında duruyor.

"Babam bir Süvari Astsubayı'ydı. Yakışıklı bir Çerkez'di. Asker olduğun için sürekli tayin oluyordu. Doğumum babamın Erzurum'da hizmet yaptığı döneme rastladı. (...) (İlkokulda, Konya'da) Kitaplarla aramda sevgi dolu bir ilişki başlamıştı. Daha sonra eviizin çok yakınında bulunan bir kütüphaneye gitmeye başladım. Orada da bu kitapların yanı sıra dünya çocuk klasiklerini okumaya başladım. Kütüphaneden çıkmaz olmuştum. Bir gün babamın anneme 'Bu çocuğu kütüphaneye gönderme, çok kitap okuyor, kafayı üşütecek yoksa' dediğini duydum."

Şair, annesini genç yaşta kaybetmesini, babanın yaşattığı huzursuzluklar ve sıkıntılar nedeniyle biraz da babaya bağlar.

"Bir kalp, bir kalbin arşividir", "sensizlik ölüm gibi / beni sensizliğe kaldırdılar", "bütün kadınları sevmek çok güzel / bir kadını sevmek çok zor", "bir şiirden bir kadın, bir kadından bir aşk çıkar, elde var sıfır" gibi en baba dizelerin ve şiirlerin şairi, yazarı Oğuzhan Akay ise, "Baba Bir Mektup gönderir hepimize:

Şiir beni aldatır mı, babam şiirdir, gece geç gelir
Tam ikibine binerken yılbaşı gecesi şiir elden gidebilir
Mikro soft mu koz/moz mu önemli olan ya da viagra
İktidar oyunları biter mi erek siyonizmin aletiyse savaşta

Şehrin cambazıyım ve bu ayakları bırakmam gerek
Kızlar daha çok kızgın şimdi tanrılar yönetim kurulunda
Tek no diyebileceğimiz müzikle sızıyoruz topluma
Miloseviç listeleri yıkıyor baba, topumuzun teni inceliyor
Bilgi bilemeyeceğimiz kadar çoğalıyor, habis bilgi çağı bu

Şu anda bir filmin içinden geçiyorum kusura bakma
Erkekler kadın, kadınlar erkek, bilgisayar ikisinin kılığında
Yukarıdaki dizeyi hizaya getiriyorum aa! bak bu hata
Hatta kalmanın bedelini ödüyorum belki hatta

Potansiyel nedeniyle pot kırıyorum
Aşkı öldürünce koparacak kıyameti galiba dünya
Baba'lanma bana [3]

Oğuzhan Akay, haylazdır şiirde, ironiyle lirizmi öyle bir dengeler, o tehlikeli ipin üstünde öyle cambazlıklar yaparki ağzınız açık kalır.

Yaratcılıkta sınır tanımayan şair, her Salı ve Cuma günleri bize Posta'ladığı yazılarla, içimizi çocuk sevinçleriyle doldurur, güzelliğiyle aydınlatır...

Bir şiirinde "Hanimiş de Oğuzhan ha, hanimiş" derken, bir başka şiirinde "çocukluğum gelip beni yakalıyor" der. Ya "Artık tık tık"ta:

Tatlı hayata git
Bol güneş tutulmasına git
İhmale kaldım çocuk, çocuk kaldım
Bendeki çocukla oyna
[4]

Üstelik Oğuzhan Akay aynı zamanda bana en büyük babalığı yapmış ve Kasım 2003'te Posta gazetesindeki kendi sütununda yalnızca benim şiirimi yayımlamıştır.

Biri babam gibi olan, biri bana en güzel babalığı yapan, her ikisi de en güzel baba-kardeş öğütleri veren, gönlümü ferah tutmamı, perspektifimi yaratıcılıkla genişletmemi sağlayan bu iki baba şairimin ellerinden öperim.

Yaşlı oldukları için değil, "büyük" oldukları ve üstümdeki bu denli emekleri için...

Evren onlarla şiirleşiyor. Çok yaşasınlar...

[1] Özkan Mert, "Gelincikya", Hayal Yay. Şubat 2007.
[2] Özkan Mert, "Ben Savaşçı Değil, Gül Yetiştiriciyim", Dünya Yay., Ekim 2005.
[3] Oğuzhan Akay, "Ürk Şiirleri", 6.45 Yay., Mayıs 2003.
[4] Oğuzhan Akay, "O Uzak Ay", Adam Yay., Eylül 1994.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3076
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

"29 Temmuz 1980’de İstanbul’da doğdu. Celal Bayar Üniversitesi, İşletme mezunu. Şiir, deneme, öykü, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster