Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '11

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
Okunma Sayısı
345
 

En Büyük Kölelik

En Büyük Kölelik
 

????


İşe başlayalı 15 gün oldu.15 güdür haftanın 6 günü sabah 08:30 akşam 22:00 çalışyor.Cumartesileri her ne kadar gitmek istemese de bir şekilde kendini işte buluyor.15 günde patronları dahil iş yerinde çalışan 50 ye yakın personelden sadece kendi olduğu bölümde çalışan 6 kişiyi tanıyor.

İşe başladığı ilk gün önüne 25 bankanın 6 firmaya ait 6 aylık girilmemiş ekstrelerini koydular ve "Bunları Tuttur." dediler.Üstelik doğru dürüst işlemeyen bir programda bunu yapmasını istediler.Tam 15 gündür bu işle boğuşuyor.Neredeyse imkansız bir şey yaptığı.Mesai arkadaşlarının insan olduğundan şüphe ettiği zamanlar oluyor bazen. 6 Kişiler. Altısı a sabahın 08:30 unda işlerinin başına oturuyorlar, saat 12.00 de en fazla onbeş dakika süren öğle yemeklerini yiyorlar, tekrar işlerinin başına dönüyorlar va saat 22:00 yi bulan uzun mesai günü aynı rutinde birbirinin aynını tekrarlayan günlerle sürüyor. "Ruhsuzluk." Bu iş yerinde gözüne çarpan en belirgin şey "Ruhsuzluk". Sadece çalışmanın olduğu,başka hiç bir şeye hatta ve hatta bir "Merhaba" demeye bile imkanın olmadığı bir garip rutin.

Telefon çalıyor.Bilmemne hanım tuvalette.Telefonu bizimki çekiyor. Alo yerine adını söylüyor başkasının telefonu olduğu için O'nun aldığı iş terbiyesi bunu gerektiriyor çünkü. "Bilmemne Hanım yok mu?" diyor karşısındaki ses.Sesin tonundan ve söyleniş biçiminden arayanın Patronu olduğunu anlıyor.15 gündür orda olmasına rağmen henüz patronu ile tamışmamış.Tanıştırılmamış."Yerinde değil.Ben öteki bilmemne size nasıl yardımcı olabilirm." diyor.

"Gelince beni arasın."

"Peki söylerim.Kim arıyor?" Patronunu henüz tanımıyor ya , onunla ilk muhatap olmuşluğu ya ,üstelik telefonda muhatap olmuşluğu ya, karşısındaki zat-ı muhterem , 6 firmanın sahibi trilyonluk adam O'nu insan yerine koyup, adını lutfetsin derdinde bizimki.

Aaaaa bilmiyor musun gibilerden " Beeeennnn!!" diye uzatıyor patron.Bizimki telefonda ilk duyduğu bir sesin kime ait olduğunu bilmek zorunda ya.Aslında anladı o da ayrı konu.Pislik yapıyor bizimki de. Küçücük bir çalışan olarak haddini bilmeyip, insanlığı O öğretecek sanki ya sahibine."İyi de siz kimsiniz?" diye inatlaşıyor bizimki.O zaman nihayet patron adını lutfediyor.

Bilmemne hanım tuvalette çıkyor "Sizi patron aradı." deyince bizimki hemen telefona sarılıyor.

"Buyurun Patron Bey.Beni aramışsınız."

"Konuştum patron bey.Biliyorsunuz her cümlesinin sonunda kemoteripi gördüğünü sokmadan edemez.(Alaycı bir ses tonuyla)Şimdi de Kemoterapideymiş çıkınca sizin yanınıza gelecekmiş."

"Hani patron bey, yerine birine bakacaktınız?İşlerimiz çok aksıyor.Ne zaman bitecek bu kemoterapi? muhabbeti.Bıktım artık ben."

"Tamam tanıdıklarım var ama sizin verdiğiniz ücrete gelmiyorlar patron bey.!!!!"

Kulaklarına inanmak istemiyor bizimki bu konuşmaları duyunca.Kemoterapi gören biri var , o birinin çektikleri kimsenin umurunda değil.İşin yürümemesi umurlarında. İçinden "inşallah sen de kemoterpi görürsün de o zman bakalım böyle konuşabilir misin." diye geçiriyor.Sonra da böyle bir ah ettiği için kendine kızıyor.Çünkü O'na göre Alah'ın yarattığı hiç bir varlık acı çekmeyi hak etmiyor.

İşe başlayalı 15 gün olmuş.Henüz 60 kişiye yaklaşan personelin hiç birisiyle tanıştırlılmamış.Henüz Patronu ile tanışmamış.Henüz adam lutfedip te ki bunu telefonda lk cümlesiyle dahi yapabilirdi "Sayın çalışanım sizinle tanışamadık ama aramıza hoş geldiniz!" filan diyebilirdi.Demedi ,neden? Çünkü adam kendini iş veren olarak görmüyor.Çünkü adam kendini,ancak doyacak kadar verdiği maaşla ve günde 12 ile 15 saat çalıştırdığı insanların sahibiymiş gibi görüyor. Çünkü artık zihniyet "Parasını verdiğim şey benimdir." zihniyeti.Karşısındakinin insan olması fark etmiyor.

Parasını ödediğimiz şeyleri ne yaparız? Eskiyinceye kadar,posasını çıkarıncaya kadar,atılmaklık oluncaya kadar kullanırız.

Kendini bu duruma sokup,bütün bunlara boyun eğecek insanlar oldukça,bir "sahip"e ihtiyaç duyan varlıklar bulundukça bu utanç tabloları da normal karşılanıp , tüm normalliği ile devam edecek.

"En büyük kölelik ne yazık ki insanın kendini özgür zannettiği kölelik."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 167
Toplam yorum
: 320
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 1795
Kayıt tarihi
: 20.04.07
 
 

01/06/1967 Rize/fındıklı doğumlu olmama rağmen doğum yerimi hiç görmedim. Türkiye'nin hemen her ilin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster