Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '14

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
196
 

En büyük yanlışlardan biri bir şeyin sonsuza kadar doğru kabul edilmesidir

En büyük yanlışlardan biri bir şeyin sonsuza kadar doğru kabul edilmesidir
 

Yaşamış ve yaşamakta olan bütün insanlar için bundan önce yazılmış, çizilmiş, söylenmiş ne kadar kanun, töre, kural, düşünce ve yol göstermeler varsa madde madde yazılsın, dünyada bugün en ileri referans kabul edilen bilim kurulunca oylansın. İddia ediyorum ki yarısı hiçbir şekilde kabul edilmeyecektir. Peki, sizler doğruluğu kabul edilmeyen bu kurallarla niye yaşıyorsunuz? Ha şunu da ekleyelim dünyada en ileri referans kabul edilen bilim kurulu sizin yarınızı da kabul etmeyebilir. Yenidünyaya bu şekilde giremezsiniz.

Bin yıl önce o günün şartlarına göre doğru ama artık bugün yanlış olan söylemlerde ısrar etmenizi birileri söylüyor değil mi? Bunun için dininizi, törenizi, babanızı, dedenizi, atanızı kullanıyorlar. Bunlar da sizin gibi cahil olabilirler mi? Doğru; bir kısmı cahil, şartlanmış, inanç ve düşüncelerinin kölesi ama içlerinden bazıları için diyoruz ki “keşke cehaletten olsaydı” Affedersin domuz gibi biliyorlar neyin ne olduğunu. Akıllı bilgili, gerçeği gören insanı kandırıp sömüremezsiniz. Paranızı, malınızı almaları, sizi kullanmaları için bilgisiz, cahil ve eski kafalı olmanız gerekiyor. Modern düşünceye sahip okumuş bilgili insanlar daha az kandırılır. Bugün bin yıl önceki düşünce hala uygulanıyorsa nedeni budur.

Sonsuza kadar doğru hiçbir şey yoktur. Bütün doğrular zaman içinde değişir. Çünkü doğruları oluşturan bilgiler güncellenir. Artık değişen bilgiler için aynı tanımı yapıp aynı ifadeleri kullanamazsınız. Doğrularınız bugünün kalıplarına uymaz.

Ama elbette sizler bugün artık yanlış olan (işe yaramayan hatta zarar veren) bu doğrularınızın neler olduğunu bilmiyorsunuz/farkında değilsiniz. Çok var, aklımıza gelenleri söyleyelim. Korunmaya, gözetime, bakıma ihtiyacı olmayan belli bir yaşa ulaşmış (bu yaş bize göre 21) kimselerin yaşamlarını bağımsız olarak, birilerine dayanmadan, yaslanmadan, yardım almadan, kendi akıl, yetenek ve çabalarıyla, isterlerse sizinle birlikte veya ayrı ya da başkalarıyla birlikte olarak yaşamaları gerektiği fikri mesela. Bunun bundan önce böyle olmamış olsa bile artık bundan sonra yazdığımız şekilde değişmesi gerekiyor.  Eski hali kesinlikle doğru değil ve size ne söylerlerse söylesinler ben insanların böyle yaşamak istediklerine inanmıyorum. Doğru düşünce yeni yaşam şekli.

Bir diğer eski düşünce ve anlayışların toplandığı alan ahlak. Bazı insanların inandıkları din, içinde yaşadıkları töre, çevre, insani yapıları ve bunlara bağlı ahlakları vardır. Ancak ahlakı yasaklamadan insanların istediği ileri yaşamları sağlamak gerekir. Bunun tek yolu ahlakı kişiselleştirmektir. Toplumsal ahlak ne yaparsanız yapın baskı unsurudur. Bugüne kadar ve halen şu anda bu dediğimiz ahlak şekli uygulanıyor ve sonuçlar ortada.

Bunun yeni (ve olması gereken) şekli ahlak kişinin kendisine ait bir değerdir. Huy gibi, karakter gibi. Kişi bu değeri taşıyıp taşımamakta serbesttir.  Kişilerin sahip olduğu düşünce yapısına göre ahlak anlayışları farklı olabilir. Sizin ahlaksızlık olarak gördüğünüz şeyler onun için önemli olmayabilir. Ensest ilişkileri konuşandan saçının telini bile göstermeyene kadar bu konuda insanların rahatça hareket edebileceği geniş bir yelpaze olmalıdır.

İnsanları köleleştiren sevgi, saygı, sadakat, akrabalık bağları gibi kavramlara gelince… Bunlar bugünkü uygulanan (bilinen, yapılan, edilen) şekilleriyle külliyen yanlıştır. İnsanın insana duyduğu ilgi (ya da beğenme, hoşlanma, aşk) dışında dillendirilen “sevgi” bugüne kadar insanları kandırmak için kullanılmış içi boş uyduruk bir kavramdır. Bir kimseyi diğer bir kimseden farklı yapan, bir kimseye diğerinden daha fazla değer vermemize sebep olan “ saygı” da arızalı bir kavramdır; çünkü çoğu zaman ortada bu değeri, bu farkı yaratan haklı bir neden bulunmamaktadır.

Dün kutsal olduğu kabul edilen evlilik kurumu bugün tartışılmaktadır. Yeni neslin neredeyse yarısı evlenmeye karşıdır. Bu karşı olma evlilik kurumunun kendisine olmakla birlikte evliliklerdeki eskiden kalma yanlış ve tutucu anlayışlar da etkendir. Keza anne babanın hâşâ Allah gibi görülmesi ve buna bağlı katı saygı kavramı da iyice yumuşamıştır.

Böyle birçok eskiden kalma bugün artık doğru bulmadığımız, tartıştığımız hatta kabul etmediğimiz düşünce ve davranışlar var. Toplumun belli bir kesimi bunlara hala inanıyor. Onlara şunu söylemek istiyoruz: Allah kelamı dışında bin yıl önce doğru olan bir şey  -üstelik dünya/hayat belki bin kere değiştikten sonra- bugün hala doğru olamaz. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ağzınıza sağlık arkadaşım... Bugünün gelişmesini düşlemek gerekir sadece... Bugünün düşüncesinin lineer denklemini yakalayıp gelecekte neler olacağını bilmektir bilim... Çelişkiler yönlendirir yaşamı bize düşen çelişkilerin çelişmesinin hangi zamanda hangi şekle dönüşeceğini düşünmek ve ona göre davranmaktır. Saygılarımla...

Halil Güven (Sökeli) 
 20.05.2014 13:11
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim Halil bey...  20.05.2014 19:39
 

2x2=4 hadi Kabul etme bakalim!

Newyorker 
 19.05.2014 18:27
Cevap :
Ya beni matematikle vurmaya kalkıyorsun ayıp ayıp...Pi sayısı canıma yetti zati!  20.05.2014 20:21
 

Şimdi şöyle: Gerçekten de doğru olan şeylerle, "doğru zannedilen" şeyleri de birbirine karıştırmamak gerektir. Zira gerçekten ve asıl doğru olan şeyler asla ve kat'a, kesinlikle değişmezler. Sadece "doğru zannedilen şeyler" ancak değişirler. Selamlar...

Filiz Alev 
 19.05.2014 14:01
Cevap :
Evet,bu doğru.  20.05.2014 20:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 5703
Toplam yorum
: 14401
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 640
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster