Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '19

 
Kategori
Gönüllülük
Okunma Sayısı
134
 

En Güzel Psikolog Vicdanımız

Manevi değerleri ve içsel duygularını akıl ve kalbinde besleyenler, hiçbir zaman rahatsızlık geçirmezler. Tıpkı spor yapan ve kendisine iyi bakan bir insanın kolay kolay hastalanmayacağı gibi...
 
İnsanlar günahlarına, hatalarına ve kusurlarına kılıf uydurmak ve özellikle vicdanını rahatlatmak için kendince bir takım gerekçeler üretir.
 
Suçluluk duygusu ve kendini kınama gibi düşüncelerle kalp ve aklımızı meşgul ederek beynimizi de hep yoruyoruz maalesef! 
 
Oysa ki insan, sağlığını kendisi ve yaradanı ile barışık olarak koruyabilir. Bunun en önemli etkeni de hataları ve vicdanıyla yüzleşmek ile neticelenir.
 
Günümüz toplumunda Ruh sağlığı ve hastalığı diye bir kavram süregelmiş ne yazık ki!!
 
Allah'tan gelen ve dolayısı ile de Allah’a giden bir şey (RUH) hasta ve sağlıksız asla olamaz.
 
“Psikoloji dünyası” başka bir şey, “Ruh alemi” ise bambaşka bir şeydir.
 
Gerçek Psikoloji iki pencere ile açılır hayatımıza:
Bunlar içsel ve zihinsel metodlardır.
-İçsel metodlar; kalp, gönül ve nefis ile ilgilidir.
-Zihinsel metodlar; akıl, beyin ve kişisel gelişim ile ilgilidir.
 
İçsel terapiler; Hissiyat ve duygu ile ulaşır bize...
Zihinsel terapiler; İdrak ve mantık ile ulaşır bize...
 
Modern psikolojide bile bulunan tüm teknik ve metodlar, içsel ve zihinsel içerikli tanı-terapi-tedavi yöntemleriyle neticeye (Geçici çözüm) ulaşır.
 
Ruh meselesinin pek fazla kurcalanmaması yönünde Peygamberimize uyarı bile gelmiştir. Şöyle ki; “Ey Muhammed! Sana Ruh ile ilgili sorular soruyorlar. De ki: Ruh meselesi Rabbim'in bildiği bir iştir ve size bu konuyla ilgili ilimden ancak az bir şey verilmiştir." (İsra/85) şeklinde bir açıklama ile ruh konusunun kapanmasını Peygamberden istemiştir.
 
Bu vesileyle “Ruh sağlığı ve hastalığı” diye hayatta bir mesele yoktur. Olsaydı eğer diğer meselelere ışık tutulduğu gibi Kur'an’da bu meseleye de apaçık ve alanen ışık tutulurdu.
 
“İnsanın en güzel doktoru kendi vicdanıdır.”
 
Yazımızın gayesi geçici terapiler ile kalıcı tedaviler arasındaki farkındalığı bilinçlendirmek.
 
Konumuzu aydınlatacak bir hadis de şöyle buyurulmaktadır: “Dikkat edin! Vücutta öyle bir et parçası vardır ki, o iyi/doğru/düzgün olursa bütün vücut iyi/doğru/düzgün olur; o bozulursa da bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, et parçası Kalp’tir.”
 
Günümüz hekimleri ve akademi camiası ise (genelleme yapmamakla birlikte) vakaların neticelerindeki sağlıksızlığın ruhun kendisine bizzat müdahale ile olabileceği kanısı ve tanısı yönünde fikir beyan etmişlerdir. (bu çok yanlış bir düşüncedir.)
 
Aslında tüm mesele kalp ve akıl merkezinde eylem yapabilmekle nihai sonuca ulaşılır ki bu denklemi çok iyi bir şekilde kullanarak başarı elde eden birçok hekimlerimiz de var. (mutlaka çoğalmalı)
 
Uzun lafın kısası; ''hiçbir deli ben deliyim demediği gibi, insan da kusurlarını asla kabul etmez.''
 
Yaradan ile yüzleşenler, yaradılana bakacak yüze hep sahiptirler.
 
“Vicdanı rahat olanlar da aklını ve kalbini sağlıklı tutanlardır.”
 
 
Saygı ve hürmetle
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 218
Kayıt tarihi
: 19.11.17
 
 

1978 Malatya/İstanbul'da doğdu. İş hayatına Tekstil ile başlayarak yöneticiliğe yükselip, İhlas H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster