Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '17

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
Okunma Sayısı
187
 

En iyi arkadaşım (Gerçek mi?)

En iyi arkadaşım (Gerçek mi?)
 

Kendi kendinize konuştuğunuz oluyor mu ? Sizi bilmiyorum ama ben bazen zihnimde ki sesleri susturamıyorum. Bazen karşımda biri varmışçasına oturup tüm sorunlarımı, kederimi anlatıyorum ona. Aslında kendi kendimle dertleşiyorum. Bütün gün yaşadığım olayları, canımı sıkanları, içinden çıkamadıklarımı sesli bir şekilde konuşuyorum. Hani ders çalışırken bazen satırları dışınızdan okumak o kelimelerin aklınıza girmesine daha etkili olur ya.. Benim içinde olayları sesli düşünmek,yanlışlarımı görmemde veyahut kendimi bulmamda daha etkili bir yöntem. Dışarıdan bakan gözler iççin adım ‘deli’ olsa da , çok sevdiğim bir filmde de söylediği gibi ” ben bana emanetim”. Dolayısıyla kendime en iyi bakabilecek olan, en iyi anlayabilecek olan kişi yine benim.
 
Ben bunu farkında olarak, kendimi bilerek yapıyorum. Yani bazen tüm dünyanın seslerine kapatabilmek için kulaklarımı tamamen kendi benliğime dönüyorum.
 
Peki ya çocuklar ? Çocuklarımız ?
 
Ebeveynler olarak çocuklarınızın kendi kendilerine konuştuklarını keşfettiğiniz oldu mu ?
 
Ya da belli başlı kelimeleri sürekli olarak tekrarladığını görüp, içinizden ”yine saçmalamaya başladı boşver” diyerek üzerine gitmediniz mi ?
 
Ya da durun minicik bir tahmin yapayım ; çocuğunuzun saçma sapan davranışlar sergilediğini düşünüp bağırıp çağırıp cezalar mı verdiniz ?
 
Sevgili ebeveyn eğer bunlardan her hangi birini seçtiyseniz tebrikler yine çuvalladınız !
 
Üzgünüm ama çocukların %50 – % 60 ının hayali arkadaşı vardır. Bazılarının bir tane varken bazılarının 2 veya 3 tane olabilmektedir.Tahmin edebileceğiniz gibi onu sadece çocuğunuz görür. Bu arkadaş kız yada erkek çocuğunuz olsun farketmez genellikle kızdır.
 
Yapılan araştırmalara göre genellikle tek çocuklarda veya gördüğü ilgide azalma görülen çocuklarda hayali arkadaş edinme oranı yüksektir. Yani reddedilen, kendini yalnız hisseden, ihmal edilen çocuklar kendilerine sığınabilecekleri bir oyun arkadaşı yaratırlar. Şimdi bu demek değil ki tek çocuk sahibi olan herkes patır kütür doğursun tavşanlar gibi çoğalsın. Çocuklarınızdan ilginizi, sevginizi eksik etmeyin yeter. Mümkün olduğunca yaşıtlarıyla vakit geçirmesi için olanaklar yaratın. Çocukları evlere hapsetmenin asla bir bahanesi olamaz. Hapsedilen çocuklar 2 dakika olsun dışarı çıktıklarında minik birer tazmanya canavarına dönüşüyorlar. Dolayısıyla ebeveynler olarak siz daha fazla efor sarfetmek zorunda kalıyorsunuz.
 
İhmal edilen çocuklar dünyayı anlayabilmek için hayali arkadaşlarından destek alırlar. Bu arkadaş çocuk ile dünya arasındaki bağlantıyı sağlar,ona yardımcı olur. Çocuklar hayali arkadaşlarına güven duyarlar.
 
Ebeveyn olarak böyle bir durumla karşılaştığınız da bu arkadaşın varlığını kabul etmeli, arkadaşla ilgili görünmelisiniz. Unutmayın ki arkadaşı çocuğunuz için oldukça önemli. Onun varlığını reddetmek, böyle şeylerin olmadığını söylemek, çocuğunuzu yalancılıkla suçlamakla aynı kapıya çıkar ki bu siz ve çocuğunuz arasındaki bağı zedeleyecektir. Siz her ne kadar yok deseniz de o hayali arkadaşının varlığına inanmaya devam edecek ve ona daha çok sığınacaktır.
 
Hayali arkadaşı kabul edin ve olayların sizin kontrolünüz dahilinde gelişmesine izin verin. Yani ev içinde hiç bir zaman kontrolü hayali arkadaşın ele geçirmesine izin vermeyin. Hayal ile gerçek arasında ki o incecik çizgi arasında dikkatlice dans etmeniz gerekli.
 
Yapılan ”yaramazlıkların” asıl sorumlusu gerektiği hallerde cezalandırılacağını bilmeli. Veyahutta yemek sofrasında hayali arkadaşın sizi yerinizden kaldırmasına asla izin vermeyin. Eğer hayali arkadaş akşam yemeği için size ziyarete geldiyse, misafirler için ayrılan sandalyeye oturmalı, asla ama asla sizin yerinize değil.
 
Hayal arkadaşı kabul edin ancak ve ancak sınırları siz belirleyin.
 
Ve yazının başında da belirttiğim gibi ; bu arkadaş çocuğunuzun arkadaşı. Dolayısıyla sadece ve sadece ” onun arkadaşı ” olmasına izin verin.  Yani arkadaşı konusunda otokontrol onun elinde olsun. O söylemediği sürece hayali arkadaşı aktivitelerinize dahil etmeyin, çocuğunuzu yönlendirmeye çalışmayın. Bırakın çocuğunuz sizi yönlendirsin.
 
Bu şekilde çocuğunuz güç, otorite ve ilişki kurma kavramlarını daha iyi öğrenir. Karar verme becerisi daha iyi şekilde gelişir.
 
Ayrıca yapılan araştırmalar hayali arkadaşı olan çocukların daha iyi bir dil becerisine sahip olduğunu, sosyal becerilerinin geliştiğini, daha az agresif, daha uyumlu, daha neşeli çocuklar olduğunun ortaya koymuştur. Bu aslında çocuklarınızın kendi kendilerine yetebildiğinin bir göstergesi. Panik yapmanıza, çocuğunuzu cezalandırmanıza, kısıtlamaya çalışmanıza gerek yok. Hayali arkadaş sahibi çocuklar zaten kendiliğinden 7 yaş dolaylarında arkadaşlarıyla vedalaşırlar..
 
Yapmanız gereken tek şey hayali arkadaşın varlığını kabul edin ve bu arkadaşın evinizin temel kurallarını öğrenmesini sağlayın..
 
Bırakın sonrasında çocuklar en azından kendi hayal dünyalarında özgür olsunlar……
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İzel!.. bilimsel bir araştırma konusu söz ettiklerin.. çok teknik bir bilimsel konu.. Böylesi yargıları uzmanlaşmış bilim insanları açıklamalı.. Elbette görüşlerimiz olmalı yazdıkların hakkında ama yargı!.. ama teşhis?.. çok zor ve olmamalı!.. selamlar Atelyedekilerden sana kardeşim..

yucel evren 
 04.08.2017 12:10
Cevap :
Çok haklısı abicim. Yazarken tereddüt etmistim. Cok yakın zamanda başımızdan benzer bir olay gecti ve bunun üzerine bu konu üzerine baya bi araştırma yapmak zorunda kaldım. Yazıda bahsedilen herşey kişisel görüşlerim hariç uzman kisilerce söylenmiş, araştırılmış şeyler. Uzmanlık alanım psikoloji değil biliyorsun dolayısıyla haddim de değil bu konularda teşhis koymak. Ben sadece benzer durumlar yaşayan olursa diye buraya bir yazı bırakmak istedim.   05.08.2017 23:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 29
Toplam yorum
: 60
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 210
Kayıt tarihi
: 29.09.16
 
 

Dünyada yaşamaktan yoruldum, marstan atama bekliyorum.. Söyleyebileceklerim bu kadar. Tesekkürler..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster