Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Ağustos '12

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
2596
 

En kusursuz cinayet yaşama sevincini öldürmektir

En kusursuz cinayet yaşama sevincini öldürmektir
 

İnsan yaşamında tekdüze gibi görünen kelimeler, hayatın anlamsızlığını hissettiğiniz en kötü zamanlarda birden birer altın cümleler haline gelir, oluşturdukları cümlelerle. Bunlardan biride "keşkeler"! Yaşam bir an sonra keşkelerin sıralandığı küçük dizilimler şekline dönüşür ve zaman tekdüze bir ilerleyişle akıp gider. Hayatı anlamaya çalışmak için yapılan zihinsel faaliyetlerin, yogaların, sporların, küçük toplantıların sosyal olmak adına yapılan eylemlerin anlamı kalmaz. Çünkü keşkeler girdiyse bir kere beyin hücrelerinize sağlam olabilecek tüm düşünceler bir bir yok olup gidecektir. Kafanızda olabilecek ne kadar olumlu hipotez varsa hepsi anlamsız bir varsayıma dönüşmeye başlayacaktır. Peki bu sürecin başlamasına vesile olan etken nedir? İnsanı bu denli olumsuz bir dağınıklığın içine sürükleyen bu zihinsel çöküntü nasıl oluşur?

Ben hayatım boyunca sürekli okudum, her konuda, elime geçen herşeyi üstelik. Yapım gereği araştırmacı bir yönüm var ve çoğu şeyi en ince noktasına kadar irdelemeye çalıştım. Bir tek şeyi anlamadım kendimde, neden mantığım kalbime daha büyük bir baskı uygulamıyor diye! Bunun sebeplerini de araştırdım tabi kendimce, işin kökenine indim, aile yapısından, küçüklüğümde sosyal olmayan çevreye, eğitimimi sürdürdüğüm kurumlardan, yaşadığım bir o kadar karışık çevre düzenine... ne varsa tarttım, ölçtüm, biçtim ve sonunda anladım ki sevgisiz olan, sevgisiz büyüyen ya da sevgisiz yaşayan varlık bu bunalımın aşamasına takılıyor. Sonra ister istemez kendince mutlu olmak için çırpınışlara başlıyor. O an içinde eksik hissettiği duyguların nötürlüğü ile etrafında kendince pozitif olduğunu düşündüğü yaşamları, yaklaşımları, duyguları, insanları kendi merkezine çekiyor ve bir kütle oluşturuyor, bir bütünlük. Zamanla bu bütünlük farklı elektronların birbirini itmesi gibi, insan yaşamında da çekilen bu kadar duygu yığıntısı ayrılmaya başlıyor. İnsan bir anda boşalan bu yüklerin etkisi ile yalnızlığın o acımasız sessizliğinde bocalıyor ve hatalar şekillenmeye başlıyor yaşam döngüsünde. İşte o anlar Keşkelerin başlangıç noktası oluyor. "Keşke 14 yıl önce evet deseydim!", " keşke beni sevdiğini ve istediğini söylediğinde kabul etseydim", "keşke yaşamımda bir kez olsun onu dinleseydim", "keşke ayrılmalıyız dediğimde daha baskın olsaydım ve şu anki duruma düşmeseydim"!... bu kelimeler dizisi bu sefer beynimizin işe yaramayan hücreler kısmında birikiyor ve farklı dokularımıza yerleşerek, hayati fonksiyonlarımızı sedeleyebiliyor. İlginç olan o ki, en ufak bir üzüntü kırıntısı, düşünmeni  yan etkisi olabiliyor ve en basitinden midenizdeki gastritin artmasına vesileoluyor. Ya da olmayacağını düşündüğünüz yerlerinizde olmadık imkansız rahatsızlıkların davetiyesi haline gelebiliyor. Zaten yaşamın temeli değil midir, en basit olanın birleşmesinden bütünün doğması!.. İşte bu noktada sizi ölümlü olduğunuzu hatırlatan her türlü duygu yoksunluğu, yaşama sevincinizi de alıp götürebiliyor. Kısacası kendi cinayet romanınızı zaten kendiniz kurguluyorsunuz farkında olmadan. Ama tetikleyen unsurlar hep duygulardan kaynaklanmaktadır. İşte benim cinayetimin başkahramanı da benim duygularım. Mantığımı dinlesem, birazcık bencil olabilsem belki nirvanın tepesindeki o meşhur hintli ben olabilirdim. Ama değilim, duygularım beni öyle ele geçirmişki, kötü olan, inanıp güvendiğim, bana veriler sözlerle yaşama sevincimin katlanarak arttığını düşündüğüm nice güzellikleri yaşadığımı sandığım en yakın dostumun aslında katilim olduğunu bilmek bana çok acı veriyor. Hayatta duygusal açlığı bu denli yaşayıp arayışta olan hiç kimse bu şekilde insafsızca öldürülemez. Duy sesimi dostum, artık yokum ve sen artık benim ruhumu ele geçiremeyeceksin, ben bugünden itibaren senin zavallı yaşamını düşünmeyeceğim, sana acıyarak o güzelim ruhumu kirletmeyeceğim ve bir daha asla sen gibi dostluklara tamah göstermeyeceğim. Ya göründüğün gibi ol ya da olduğun gibi görün, ama öncelikle doğru insan ol! Hayatınızdaki keşkelerin artmaması dileklerime...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, keşkeler! Tekrarlanmamak üzere beynimize kazıdığımız keşkeler. Bize ders veren acımasız keşkeler. Az zararla atlatabildiğimiz keşkelere teşekkürler. Dostluk konusu bugünlerde bana yabancı geliyor. Kime dost dedimse, kime dostum diye sarıldımsa, ellerim boş kaldı ve hüsran yaşadım. Biraz acı ve keskin bir blogum var bununla ilgili linkini veriyorum; son blogum, merak edip okuyacağınızı tahmin ediyorum, sevgiler.http://blog.milliyet.com.tr/kopegine-guven-ama-insanlara-guvenme-/Blog/?BlogNo=376172

İpek Çevik 
 29.08.2012 0:13
Cevap :
Merhaba İpek hanım, bloğunuzu okudum, üzücü olan farkındalığı hala anlayamamak ve insan olmanın tabiatı gereği bir şeylerin değişmediği düşüncesiyle eskiye sadık kalmak sanırım. Bunları yaşamamıza rağmen içimizdeki ümidi, inancı yok etmek istemiyoruz, oysaki herşey çoktan değişmiş. Sizi tanıdığıma çok memnun oldum, sevgiyle kalın:)  29.08.2012 13:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 74
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 714
Kayıt tarihi
: 09.06.10
 
 

Dünü yaşamış yarını ise umutla yaşamaya devam etmek isteyen bir gönül dostuyum. Her söznüzle, her..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster