Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ağustos '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
138
 

En muhteşem aşk!

Ve dedi ki hüzün sana çok yaraşıyor.

Saat sabahın beşi ve erkencecik güne başlamak istemişti. Ve öyle ki güneşten bile erken. Gözlerinin mavi derininde bir umman yatmaktaydı. Bazen öyle deli eserdi ki rüzgar, gözleri fırtınadan kabarırdı. Çok savaşlar görmüştü bu gözler. Alnın kıvrımları düşünceli halden pek bir kıvrılmıştı. O savaşın hüzünlü gözleriydi. Askerdi amma hiç bir zaman savaşa inanmamıştı. Hüznünü gözünü kapatan bir perde olarak nitelemişti. Her gece yattığı yerden gözünü yumduğunda hiç bir zaman uyuyamadığını farketti. O gözler tüm yorgunluğuna rağmen kapandığında bile huzura ermiyordu." Mahçubum; insanlığa karşı mahçubum". Evet medeniyetin tek dişi kalmış bir canavar olmasından bile sorumlu tutardı kendini. "Resmen ben bir korkağım çünkü savaşmaktan fazlasını veremeycek kadar korkak.!"...

"Sabahları uyandığımda boğazımda sümüksü bir tat var. Halen grip olmalıyım ve iltihaplıyım. Keşke o ölmeseydi de yanımda olsaydı. Ancak nafile ve ben onun ölümünden sorumluyum".Duyguları kadar sert bir adamdı o. Tahminlerin aksine 170 cmlik boyundan beklenmeycek ölçüde kuvvetli. Komutan olmanın en kötü yanı, seni tanrı zannetmeleri. Oysa ben tanrı falan değilim. Evet aramızda kendini tanrı zannedenler yok değil; mesela Führer. Aslına bakarsanız kıskanıyorum onun o düzlüğünü, detaya girmeden hayatı inanılmazlaştırmasını, onun hazım gücünü ve herkesi inandırmışlığını. O çelik mavi gözlerinde herhangi bir tereddüte yer yoktur. Oysa benim hayatım ise tam tersi"....

Kadın olmasını gurur meselesi yapmıştı. Oysa dünyaya bir erkek olarak gelmiş olsaydı, tüm bu karakter analizlerinin hiç birini yapmak zorunda kalmayacaktı. Çünkü tek hedefi vardı, o da dünyadaki ilk kadın savaşçı İlayda gibi güçlü olmak ve yere sağlam basmak. Aslında nasıl saçmaydı bu isteği? Çelimsiz kadının tekiydi; çıtıpıtı. Ayrıntı düşlerinde gizliydi. Tıpkı Red Sonja gibi tecavüze uğredıktan sonra yenilmez bir şovalyeye dönüşmek istiyordu. Bunun için Kung-Fu dersleri almaya başlamıştı. "Hayat her ne ise bence hiç bir ağırlığı yok. Şu gördüğünüz cisim bile aslında frekanstan ibaret. Yani yeterince iyi bakabilirsem bir süre sonra bu cismi görmeyceğim".Garip insanların garip oyunları. İsmi İlayda olan bu kadının göğüslerinin olmayışı mı onu bu içinden çıkılmaz düşüncelere itmişti. Sevilmeyen kadının tecavüz tezahürü. Saçma; total saçmalık!

"Bir kez ama bir kez, ağzını ağzımın içine alsam. Dilini dilimde dolaştırsam, ve sadece bir kez onu kadınlığımla tüm cephe sarsam, acaba o pis orospuya bir daha gider miydi?"

"Oysa mavi gözleri savaşan çelik bir kılıç. Kınından hiç çıkarmıyormuşçasına keskin; tıpkı buz gibi sözleri gibi!"

Atardamarımdan bana daha yakın bu kadını, nasıl olup da hayatımdan çıkarcağım. Bahenesini aşk mı diyeceğim ve  o bana inanacak mı? Peki dürüst olmadığım her saniye onun için çekilmez bir salise gibi geçiyorsa, nasıl olup da onun karşısına dikilip seni öldürmek istiyorum ben deyip katil olacağım?

Hasmının saldırmasını bekledi. Kendini koruyacak hiç bir gücü bulunmuyordu. O zaten çoktan ölmüştü; kandırıldığı o tarihten itibaren. Kung-Fu yapmak istedi. Ancak her ne yaparsa yapsın aldatılmaya karşı savunmasızdı. O anda kesintisiz bir kusmaya başladı ve aşktan ölümünün geldiğini anlamıştı.

Ve öyle de oldu. Mavi bakışlar karşısında öldü...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

... hayır; özür diliyorum... Ben bu bayırı,bu yokuşu yeniden tırmanacak güçte değilim. Bayırda ne denli hoş kokulu ve renkkli çiçekler, meyveler olusa olsun; tırmanmam. Eskilerin deyişiyle sadede gelelim. Efendim, anıl YİĞİT dostumuz, 'imajiner' türün -bence- en güzeliniyazmış. Fersiz olmama karşın, sondaki üç noktaya değin okudum. Sayfa dostlarına öneririm.Kutluyorum. Ben de kayıtlı bir şiirimle yazarımıza eşlik etmek istiyorum: ESKİMEYEN DURUŞ 'Bahar düğünü, 'Gökte başlıyor yine, gümbürtüyle. 'Çiçekler iştahla katılıyor şenliğe. 'Kuşların bahar senfonisi, 'Erik ağacının gelinliğini kutsuyor. 'Suskunluğunu erteleyen dere, 'Coşkuya neşe katıyor yine. 'Çocuk gülüşleri çiçek bahçesi. 'Güneşi sırtında taşıyan 'Titrek su damlası, 'Esnemesini bekliyor yaprağın. 'şarkılar, türküler hep uyanık; 'Güzelin saçındaki gül gibi.' *Nadir ŞENER HATUNOĞLU: matematikçi-bilim uzmanı*

Nadir Şener Hatunoglu 
 11.08.2012 14:18
Cevap :
Nadir bey. Bunun matematikle ilgisi olasa gerek! Bu arada şiirinize bayıldım...  12.08.2012 6:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 623
Toplam yorum
: 1655
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 291
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric'i külden yarattım. Tamamıyla benim eserim. Söyleyeceği çok sözü, söylemek istediği az sözü. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster