Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '10

 
Kategori
Sevgililer Günü
Okunma Sayısı
466
 

En tehlikeli günlerden biri kapımızda!

En tehlikeli günlerden biri kapımızda!
 

Fotoğraf:Oğulcan Yıldırım


Az kaldı, hepi topu üç gün sonra o en tehlikeli günlerden biri karşımızda; mendillerinizi şimdiden hazırlayın kızlar, efkarınıza uygun müzikler ayarlayın delikanlılar!

Zira üç gün sonra karşınızda 14 Şubat!...

“Aaa, kadına bak, fesat şey, sevgilisi yok zahar” diyorsunuz kiminiz, yok, vallaha ondan değil, bir saniye izin verin izah edeyim.

Şimdi efendim, 14 Şubat aslında sevdiğini ilan etme günüyken vakti zamanında uzak diyarlarda, işin cılkını çıkarmayı seven bir millet olarak bu günü öyle büyüttük ve parlattık ki o meşhur günden beklentiler ayyuka çıktı elbette.

Bu arada, şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, sevgililer gününü bu kadar büyütenlerin başında para kazanma çabası içinde olanlar gelmektedir; zira bu fırsattan istifade artık aklınıza her ne gelirse sevgililer günü hediyesi kıvamına getirmekte ve satışlarını da patlatmaktadırlar!

Eee, alan memnun satan memnun olduktan sonra sana ne diyebilirsiniz elbette, ama ne kadar büyük hediye eşittir o kadar büyük sevgi denklemi kurulmaya başlayınca “Bana ne” deyip geçemiyorum, huyum kurusun!

Sevgililer gününün bizim buralarda ilk kutlanmaya başladığı yıllarda sevgilisi olmayanların hüzün ve haset dolu günüydü; kabul edelim ki bizler için pek alışıldık bir manzara değildi elinde tek ve kırmızı gül ile sevgilisiyle buluşmaya giden erkekler, ellerinde aynı renk gülle hoplaya zıplaya evine gönen kızlar, kadınlar; haliyle bir de onlara esefle bakan sevgilisi olmayan bir takım gözler!

Bir çeşit travma haline gelmişti neredeyse, “şu kızın/erkeğin bile sevgili var ya!” serzenişleri yalnızlık hislerinin doruğa çıkmasının bir nebze de olsa dışa vurumuydu; yataklarında o gece ne kadar ağladılar, onu bilemem!

O yıllarda bir de “Yalnızlar Günü” yapsak diye tutturmuştum, lakin uygulamaya sokamadım…

İlk yılların hüznüne alıştılar mı, yoksa sevgililer günü yaklaşıyor diye yüz vermediklerine sırf o günü yalnız geçirmemek adına yüz verir mi olundu, bilmiyorum ama sanki travmalar biraz daha azaldı gibi geliyor bana son yıllarda.

Bu meşum günün en zararlı çıkanları sevgililer gününe az bir zaman kala ayrılmış olanlar ve çokça zaman önce ayrılsalar dahi hali hazırda aşk ateşleri soğumamış olanlardır! Sahiden de çok zor bir gündür bu onlar için; zaten her kelime, her şarkı, her olay O’nu hatırlatıyorken bir de üstüne her yerde aşk ve kırmızı kalpler!

Aslında, sevgililerin de en tehlikeli günüdür bu, abarttık ve işin cılkını çıkarttık ya, beklentiler öyle büyük oldu ki, ne yapılsa ne denilse eksik kalacaktır bir yerde! Özellikle hemcinslerim bu konuda hayal dünyalarını sınırlamakta çok zorlanırlar ve sınırsız hayaller ufacık bir söz, bir bakış ile kolayca hayal kırıklığına dönüşebilir!

Normal günlerde pek çok gülünen esprilerden biri o gün yapıldığında adam karşısında asılmış bir surat bulabilir kolayca; zira o gün sihirli bir gündür, erkekler bilemez ki günler ve dahi gecelerce hayalleri kurulmuştur, o hayallere uymayan ufacık bir detay bir anda tüm büyüyü bozar!

Bir de hediye meselesi vardır elbette, kimi gerçekten çok beğenir, kimi beğenir gibi yapar ancak içten içe bozulur, kimi bozulduğunu belli eder, kimi de kavga çıkarır, e yani, yalansa yalan deyin…

Problem aslında hediye ile sevgi derecesini eş tutmaktadır, ancak gelin görün ki bunu hele de o gün anlatmak pek zordur!

Bir güne gereğinden büyük beklentiler yüklemek çok da doğru değildir, uçan balon kadar havalı beklentilerimiz ufacık bir gerçek ile pıss diye söner…

Diyelim ki adam “Ooo, hesabı da geçirmişler bu gece” desin, bu bir gerçektir mesela, ama bir dişi için durum böyle değildir: “Böyle bir gecede bu söylenir miydi! Yok, sevmiyor beni bu adam!... Üstelik de cimri!...” düşüncesiyle gecesini bitirir, o ana kadar olan tüm hoşluklar hayal kırıklığı azalana kadar hatırlanmayacaktır muhtemelen!

Tabii adam yerine kadın öznesini de koyabilirsiniz, hesap yerine başka bir örneği de; ama şu bir gerçektir ki 14 Şubat tehlikeli bir gündür!

Benden söylemesi, ya vakit varken ayaklarınızı sağlam basın ve sevgilinizi nelerinden dolayı sevdiğinizi düşünün ya da mendillerinizi ve hüzünlü şarkılarınızı hazırlayın!

Annem her sevgililer gününde beni arar ve kutlar, bunun yalnızca iki cins sevgili arasında olduğunu değil de “Sevgi Günü” olduğuna kanaat getirdiğinden, pek severim bu yaklaşımını…

Sevgililer gününüz kutlu olsun!

Not 1: Anne seni çok seviyorum, iyi ki annemsin!

Not 2: Yukarıda yazdıklarım laf olsun diye değildir, sevgililer sizlere güzel tüyolar vardır, bir daha okuyun isterseniz ve güzel bir günü gereksiz yere mahvedip kendinizi ve sevgilinizi üzmeyiniz… J

Gülgün Karaoğlu

Şubat,11/2010

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazılarınız bana ulaşmıyor,habercimsiniz oysa.Bu gün yine size uğrayıp gördüm son yazılarınızı sevgiler selamlar

Şennur Köseli 
 16.02.2010 10:50
Cevap :
Vallaha Sennur Hanım'cığım, bu konuyu gündeme getiren ilk siz değilsiniz, ya zaman zaman yaşanan böyle bir problem var ya da bana bir garezleri var! :)) İlginize, bilgilendirmenize çok teşekkürler... Çok selam ve sevgilerimle...  17.02.2010 3:26
 

Fotoğrafta ışığı ve açıyı çok iyi yakalamış. Öyle ki görünce canım çekti. Resimdeki pizza da sizin elinizden çıkmış olmalı. Yediremeseniz de paylaşıyorsunuz. Çok sağolun, varolun. Saygılar...

Ali Haydar ÖZKAN 
 13.02.2010 11:54
Cevap :
:) Bir pizzacının sevgililer günü için dizayn ettiği bir pizza o ve reklam çekimini oğulcan yaptı, pizzacının internet sitesinde ve bazı yerel gazetelerde yer alıyor reklam... Çok selam ve sevgilerimle Ali Haydar'cığım... :)  13.02.2010 15:31
 

Sevenler için hergün sevgililer günüdür. 14 şubat günü, rant amacıyla oluşturulmuş bir sektör günüdür. Tek amaç: PARA... Sevgiler...

Yurdagül Alkan 
 12.02.2010 10:42
Cevap :
:) Bizim gibi ülkelerde aynen öyle, kaynak ülke ve gibilerde ufacık bir kart ya da ifade ile fütursuzca sevgiyi itiraf etmek, ifade etmek amacı taşır ki; naifliği göz önüne alındığında pek de isabetli bir eylemdir: Karşılık bulduğunda iki taraf da sevinir, bulmasa da yeterli hoşgörü gösterilir... Katılımınıza çok teşekkürler, selam ve de sevgiler!  13.02.2010 3:23
 

20 inci yüzyılın numaralarınandır, tüketmek temelindedir. Herşeyin yalın ve natürel olanını tercih ederim, tüm insanlığın gönül hoşluğunda buluşması dileğiyle....

Kadri KANPAK 
 11.02.2010 21:30
Cevap :
Bence de... Yapaylıkların fişteklenmesi tüketimin temeli; günün önemi bir kart ile ifade etmek üzerine kurulmuşken ve muhtemelen özgürce duyguları ifade ederken karşılık bulmasa dahi hoş bir hoşgörü ile karşılanması amacı güderken gelinen durum resmen bir sınavdır! Bireysel kişiliği oluşmamış toplumların özentiliği karşısında rant elde etmek isteyenlerin doğal istimarıdır ki; ne yazık ki, seve yakıla bu ranta destek veren bir toplumuz! Bireysel özgürlüğü bilmeyiz, karşımızdakinin de haklarına bu yüzden özen gösteremeyiz ama AİHM' ne gönülden tutkuluyuz misali... Katılımınıza çok teşekkürler, selam ve sevgiler... :)  12.02.2010 4:22
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1286
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster