Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

31 Ocak '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
857
 

Encümen-i Daniş

Encümen-i Daniş
 

Son günlerde Türkiye ''akil adamlarının'' toplanıp, kendi aralarında fikir teatisinde bulunduğu ve bu toplantıların da yıllardır sürdürüldüğünü öğrendi.

Devletin ve ordunun ''en üst düzeyinde'' görev yapmış sonradan emekli olmuş insanların oluşturduğu bu kuruluş ya da oluşum '' Ergenekon vakası''gibi kafaları karıştırsa da, bu oluşumun Osmanlıdan bu güne'' devam ede gelen bir kuruluş'' olduğu ortaya çıkınca ortalık biraz olsun sakinlemiş görünüyor.

Ergenekon soruşturmasının 10. dalgasında gözaltına alınan MGK. Eski genel sekreteri Emekli Orgeneral Tuncer Kılınç Paşa’ya yöneltilen : ''Encümen-i Daniş nedir? Sizin bu kuruluşla ilişkiniz nedir? Sorusu tüm dikkatleri bu oluşuma çevirmiş, bu kuruluş ya da oluşumun derin devletle, Ergenekon’la bağlantısını araştırmaya başlamıştır.

Encümen-i Daniş ilk olarak 19.Asrın ortalarında 1851. yılında sultan Abdülmecit Han’ın talimatıyla kurulmuştur.

Kuruluş gayesi ''Eğitim ve kültür alanında gerekli çalışmaları yapmak, batıdaki ilmi çalışmaları takip etmek, ilim ve fenle ilgili kitaplar hazırlamak, ilmin yayılmasını''sağlamaktı.40 kişiden oluşan bu heyetin üyeleri ise bilim adamlarından oluşmuş, ilk Türk Akademisi olarak da anılmaktadır.

Padişah tarafından 1851 yılında kurulan bu Encümen-i Daniş, (Danışma kurulu, Danışma encümeni) daha sonra Sultan Abdülmecit’in ölümünden sonra dağıldığı ve uzun yıllar da ''gündeme gelmediği''anlaşılmaktadır.

Encümen-i Daniş bazı kayıtlara göre Atatürk sonrası da devam ettiği, bugün hayatta olmayan; Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Refet Bele, Hasan Saka, Falih Rıfkı Atay, Hüseyin Cahit Yalçın, Tayfur Sökmen, Memduh Tağmaç, Sadi Irmak vb. devletin önemli isimlerinin bu kuruluşa katıldığını göstermektedir.

Encümen-i Danış’ın 1980 ihtilali sonrası daha düzenli ve örgütlü bir yapıya kavuştuğu, ayda iki kez İstanbul Moda Kulüp’te toplantılarını yaptığı, bir başkanı ve sekretaryasının olduğu ve 30–40 kişiden oluştuğu yapılan çeşitli açıklamalardan anlaşılmaktadır.

Encümen-i Daniş’in katılımcılarının büyük çoğunluğunu emekli generaller, emekli büyükelçiler, eski başbakanlar ve bakanlar, tanınmış bürokratlar ve üniversite hocaları oluşturmaktadır.

Düzenlenen bu toplantılar sohbet havasında, ülkenin iç ve dış sorunları, tehlikeleri konuşuluyor, mutabık kalınan konular bir sekreter tarafından kaleme alınarak rapor haline getirilerek katılımcılar tarafından imza altına alınmaktadır.

Encümen-i Daniş üyeleri tarafından düzenlenen bu raporlar dönemin cumhurbaşkanlarına, başbakanlara, meclis başkanlarına ''yol gösterici ve bilgilendirmek''amacıyla sunuluyor.

Örnek vermek gerekirse bu raporlar, geçmişte eski cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e, Ahmet Necdet Sezer’e ve eski başbakan Tansu Çiller’e de gönderilmiş, eski cumhurbaşkanı A.Necdet Sezer bu raporları çok önemsemiş ve ''Aksatmadan bana bu raporları gönderin''diye talepte de bulunmuş.

Dönemin başbakanı Tansu Çiller Encümen-i Daniş’in 1995 yılında kendisine gönderdiği raporu basına sızdırmış, bu vesileyle de Encümen-i Daniş ilk kez geniş bir şekilde kamuoyunda duyulmuştur.

Halen faaliyetlerini ''ayda iki kez''İstanbul Moda Kulüp’te yürüten Encümen-i Daniş’in bugünkü üyeleri ise; Emekli generaller İsmail Hakkı Karadayı, Hüseyin Kıvrıkoğlu, Necdet Üruğ ve Eski MGK Genel Sekreteri TuncerKılınç Paşa bulunmaktadır. Gerçi Kılınç Paşa ''böyle bir oluşumdan haberinin olduğunu, kendisinin de davet edildiğini, ancak bu toplantılara katılmadığını''açıklamak zorunda kalmıştır.

Encümen-i Daniş’in sivil kanadında ise eski meclis başkanı Necmettin Karaduman (oluşumun başkanı olduğu söylenmekte), Prof. Dr. Sefa Reisoğlu, Mustafa Aysan, eski dışişleri bakanı İlter Türkmen, eski MİT başkanı Köksal Sönmez, eski başbakan Bülent Ulusu, Özden Sadberk vb. isimler bulunmaktadır.

Geçmişte devletin en tepesinde görev ve sorumluluk almış, emekli olduktan sonrada ülke meselelerine yılların birikimi ve tecrübesiyle ''sahip çıkma ve önerilerde bulunma''isteği bu insanları bir araya getirmiştir. Ayda iki kez toplanarak bu sorunları ele almayı ''ortaya konulan tespitleri''de ilgililere ulaştırmayı ilke edinmiş bir kuruluş olarak Encümen-i Daniş karşımıza çıkmaktadır.

Encümen-i Daniş’in şimdilik ''görünen yüzü''bu şekilde. Ancak kafalarda soru işaretleri bırakan ise ''Ergenekon’la gündeme gelen Encümen-i Daniş isimli kuruluşun devletle ne derece bir ilişkisi ve yaptırımı vardır?

Adına ''derin devlet''denilen ancak bugüne kadar varlığı ortaya çıkarılamayan kuruluşla bağlantısı nedir?

Bütün bu soruların yanıtları zaman içersinde ortaya mutlaka çıkacaktır, ancak görünen o ki bu kuruluşun ''ta Osmanlıdan günümüze kadar var olageldiği ve devlete, devleti yönetenlere ''Ülke meseleleri hakkında''görüşler sunduğudur.

Sonsuzluk (Osman Özeker)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba...Askerlerin ülke meselerinde etkinliği sizin de belirtiğiniz gibi, Osmanlı siyasi yapısın bir geleneğidir. İttihat Terakki döneminde bu etkinlik giderek devam etmiş ve büyük değişimi de askerler gerçekleştirmiştir. Cumhuriyet döneminde askerlerin siyasetin dışında bırakılması şeklen olmuştur ama bu değişiklik, asker etkinliğini azaltmamıştır. Ülkede pek çok sivil topluluklar var ve bunlar zaman zaman, ekonomik, sosyal ve kültürel görüşlerini rapor halinde ülke yöneticilerine bir tavsiye niteliğinde bildirir. Bunlar dikkate alınır ya da alınmaz; ama askerlerin yaptığı aynı tavsiyeler, sivil yöneticiler tarafından çok önemli olarak ale alınır ve üzerinde düşünülür. Ayrıca askerlerin kullandığı dil de sivillerin kullandığı dilden farklıdır. Bu dil farklılığı tavsiyeleri tavsiye olmaktan çıkarır bazan muhtura gibi algılanmasına neden olabilir. 28 Şubat, Milli Güvenlik Kurulu'nda askerlerin yaptığı "tavsiye" niteliğindeki sözler ile olmuştur. Selamlar.

cdenizkent 
 01.02.2009 14:46
 

Sayın yazar resimde ki masonlarla, bu ülkeye yıllarca hizmet vermiş olan vatan evlatlarını aynı konu altında incelemenizi kınıyorum. Akil gurubu deyince aklınıza masonlar mı geliyor ALLAH aşkına ? Akil arapçadan gelme bir kelimedir. Eskiden develerin arka bacaklarına takılan prangaya akil denirdi. Durdurmak kontrol etmek amacı ile. Arapça olan bir kelime ile Yukarıda ki resmi nasıl bağdaştırıyorsunuz ? Anlamak mümkün değil. Bu yargısız infazınızın sebebi nedir ? Bir yandan bunların derin devletle alakası yoktur diyor, diğer yandan ise haberinizin başına yabancı tarikatların resmini koyuyorsunuz? Reyting olsun diye mi? Yoksa bir sebebi varmı? Kusura bakmayın sayın yazar, benim algıladığım bu. Demokratik hakkımı kullanıp feryadımı dile getirdim. Saygılar...

Erhan Türk 
 31.01.2009 21:59
Cevap :
Hassasiyetinize teşekkür ediyorum.Bu resmi koyarken masonlarla bir ilişki kurmak gibi gayem yoktu. Sadece herhangi bir kurulu, toplantıyı kast ederek bu resmi koydum. Diğer önemli bir eleştiriniz ise "akil insanları" .Konusunda bilgili, uzmanlaşmış, tecrübeli ve otorite olmuş kişiler için ülkemizde de kullanılan bir ifadedir,Örneğin Süleyman Demirel siyasetin, Sabity Kanadoğlu'da yargının birer akil insanlarıdır. Encümen-i Daniş yazımda da bahsettiğim gibi, bu tür uzman k,işilerin görüş ve tespitlerin bir araya getirilerek yorum yapılan , tavsiyede bulunulan bir oluşum olarak değerlendiriyorum. Encümen-i Daniş'i başka mecralara çekmenin bir anlamı olmamalı. Uyarılarınıza teşekkür ediyor, her zaman düşünce ve eleştirilerinizi beklediğimi de ifade etmek istiyorum. Selam ve sevgiler.  02.02.2009 0:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 285
Toplam yorum
: 232
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 3008
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster