Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '18

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
240
 

Endülüs'ten Tükeniş Dersleri

Endülüs'ten Tükeniş Dersleri
 

Endülüs birçok nedenden dolayı bende çok merak uyandıran medeniyet olmuştur. Ziya Paşa’nın “Endülüs Tarihi” ile başlayan Endülüs merakım büyüdükçe büyüdü ve Ziya Paşa’dan sonra Endülüs ile bulabildiğim birçok kitabı okumaya çalıştım.

Elbette Endülüs Medeniyeti ile okuduğum ilk kitap bana bir devletin yıkılmakta oluşuna dair birçok emarenin olduğunu gösterdi ki, bu yükselme dönemine nazaran tam bir tezat oluşturacak şekildeydi.

Osmanlı İmparatorluğuyla benzerlikler taşıyan Endülüs sonu içeride kendisinden sonra ne yazık ki Türkiye gibi bir devlet bırakmadığı gibi bir ülke olmadığından benzer olamaz diye düşünenler vardır. Söz konusu tarihler incelendiği ve okunduğu zaman aslında Türkiye kadar yaşama şansı verilen bir devletin daralarak en sonunda herhangi bir iz bırakmadan silindiği gibi yorumlar elbette yapılabilir. Son yüzyılına yaşamak denirse elbette eleştiri sahipleri haklıdır.

Bir devlet yıkılırken ne oluyor onu doğru anlamak açısından Endülüs örneği ibretlik bir görüntü sergiler;

Dini birçok akım birbiriyle rekabet halindedir.

Siyasette bilimsel realitelerin yerini günü kurtarma almıştır.

Halkın devlete olan güveni bitme noktasına gelmiştir.

Adalet kesinlikle işlemez, etkin olan gruplar sürekli iç mücadele içinde olduklarından her an iç savaş tehlikesi vardır ve İspanya’da Endülüs’ün son yüzyılında bu olmuştur.

Erken kalkanın devleti ele geçirdiği bir devlet içeride birliği sağlayamadığı gibi artan vergiler halka fakirlikten başka bir şey vaat etmemektedir.

Bilimin yerini hurafe almıştır.

Hayallerin yerini umutsuzluk almıştır.

Bilim adamları küstürülmüş, rağbet görmez olmuştur.

Birlik beraberliğin yerini karşılıklı güvensizlik ve ayaklanmalar, iç çatışmalar almıştır.

Kuruluş aşamasında ilim adamları bilim adamları hükümdar meclisinde yer alırken, yıkılış aşamasında eğlence erbabı ve soytarılar yer almıştır.

Hâlbuki devlet yeni kurulurken hemen herkeste umut, adalet duygusu, bilim adamlarına olan saygı vardı.

*Şam’da, Bağdat’ta bir ilim adamı kitap yayınladığında ilk müşterisi Endülüs Emiri oluyordu.

*Emir’in sadece saraydaki kütüphanesinde bir milyonun üzerinde kitap varken, Fransız kralının kütüphanesindeki kitap sayısı dokuz yüz idi.

*Her ülkenin bilim adamları İspanya’da Endülüs’te soluğu alıyordu. Çünkü bilim ve bilim adamları tevazua ve ödüle tabidir, cezalandırıldıkları yerde fazla durmazlar, duramazlar.

Okumakta fayda var. Keşke geç kalınmasa...

Özkan Sarı, Kenan ışık bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1543
Toplam yorum
: 258
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 188
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster