Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '06

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
1875
 

Enflasyon hedeflemesi ve reel faiz

Enflasyon hedeflemesi ve reel faiz
 

Kabaca, enflasyon ve nominal faiz arasındaki farkı temsil eden reel faizin, önümüzdeki 12 aylık zaman dilimindeki tahminlerden hareketle %12’yi aştığı haberlerini artan bir sıklıkla işitmekteyiz. Mayıs dalgalanması öncesinde %7’lerde olan reel faizin bu seviyeye yükselmesinde kamu kağıdı nominal faizlerinin %21’leri, Merkez Bankası (MB) faizinin ise %17’leri aşması ana etkendir. Ancak temel sorun; büyümesini kısa vadeli sermaye hareketlerine endekslemiş ekonominin sermaye çıkışına karşı gösterdiği aşırı hassas durumdur. Aslında büyümenin ithalata ve yabancı sermaye hareketlerine olan bağımlılığı ekonominin temel kısır döngüsüdür.

Türkiye 2001 krizine kadarki dönemde döviz kuru ile parasal büyüklüklerin hedeflenmesini içeren para politikası stratejileri uygulamış ve buna paralel olarak sıkı maliye politikasını devreye koymuştur. Ancak ekonominin ısısını ve hararetini tam ve güvenilir şekilde ölçmeden uygulamaya konulan politika ve kullanılan enstrümanlar başarısız sonuçlar vermiştir. Dünya genelinde döviz kuru ve/veya parasal büyüklüklerin hedeflenerek makro istikrarın (enflasyon ve büyüme) sağlanmasına yönelik stratejiler ağırlıklarını kaybetmiştir. Artık fiyat istikrarını hedefleyen para politikası ve bağımsız MB ekonomik öncelik haline gelmiştir. Enflasyon hedeflemesi olarak adlandırılan ve Türkiye’de 2006 yılında geçilen politika “enflasyon hedef değerinin öncelikli amaç olarak kabul edildiği” para politikası stratejisidir.

Uygulanan tüm çapa sistemlerinde, artan uluslararası sermaye girişleriyle yerli para değerlenmiş, uluslararsı ticarete konu malların fiyatları baskı altına alınarak enflasyon dizginlenmiş, bu durum ithalata dayalı büyümeyi sağlamış, ilk aşamalarda görülen enflasyonda düşüş ve artan büyüme iyimserlik yaratmıştır. Filmin sonu ise hep aynıdır. Yabancı memlekette yerleşik oğlanın terk ettiği kız bunalımlara girmiş ve ruhsal/fiziki yıpranmışlık içerisinde kendisini toparlama çabalarına girişmiştir. Ama hala yabancı ülke erkeklerine olan hayranlığından bişey kaybetmemiştir. Çünkü kendisini bu çorak topraklardan alıp medeni bir ortama taşıyacak tek yol olarak bunu görmektedir. Mizahi bir dile çevirdiğimiz bu durumun enflasyon hedeflemesinde nasıl sonuçlanacağı ise merakla beklenmektedir. Kamu bütçesinde iyileşme, doğrudan sermaye girişlerindeki artış ve sayılabilecek diğer bir takım pozitif göstergelere rağmen filmin sonu aynı olacaktır. Ancak yaşanacak şokların aniden ve etkilerinin dar bir zaman aralığında mı hissedileceği yoksa bu etkilerin daha hafif şekilde daha uzun bir zaman dilimine mi yayılacağı bilinmemektedir. Çünkü ülke içi faktörlerin yanısıra küresel faktörlerin etkilerinin ne zaman ve hangi şiddette kendisini göstereceği tam olarak kestirilememektedir.

Enflasyon hedeflemesini seçmiş ülkelerde, para politikasının uygulayıcısı olan MB’nin bağımsızlığı ve fiyat istikrarı hedefine ulaşmada kullanacağı enstrümanları kendisinin seçmesi sağlanırken, maliye politikasının ve kamu bütçesinin para politikası üzerinde baskı kurmaması istenmektedir. Bütçe açığı ve kamu borcu yüksek düzeylere çıkarsa faiz oranları da doğal olarak artacak bu ise fiyat istikrarını tehdit edecektir.

Türkiye’de ise maliye politikasının para politikası üzerinde kısıtlayıcı ya da negatif etkisi yoktur. Ancak para politikasını etkileyen ve enflasyon hedefinin şaşmasına sebebiyet veren diğer bir unsur tüm ağırlığıyla karşımızdadır. Bu “kısa vadeli sermaye girişi”dir. Sermaye girişinin yarattığı değerli YTL ile enflasyon baskı altına alınarak enflasyon oranı düşük düzeylere çekilirken şimdi ise tersi bir süreç yaşanmaktadır. Yabancı sermaye çıkışa yeltendiğinde reel faizler %7’den %12’ye, MB faizleri %14’den %17’ye, nominal faizler %14’den %21’e çıkarılarak sermaye çıkışının önüne set koyulmaya çalışılmaktadır. Bunun enflasyon hedeflemesine etkisi ise %5 olan hedef rakamın %10 olarak revize edilmesidir. Dolayısıyla bu kadar yüksek nominal ve reel faiz ortamında enflasyonun düşmesi sözkonusu olmadığı gibi, reel faizlerin düşürülmesi halinde ise sermaye çıkışı yeni bir denge arayışını ters yönde gündeme getirmektedir.

Enflasyon hedeflemesinin en önemli unsurlarından birisi açık ve net sayısal hedefin konması ve belirlenen dönemler itibariyle bu hedefin gerçekleştirilerek para otoritesinin saygınlık kazanmasıdır. Eğer hedef şaşar ve MB prestij kaybederse artık yol gösterici ve güven telkin edici bir enflasyon hedefi olmayacak, her kesimin kendisine ait bir enflasyon hedef değeri olacaktır. Uygulanmakta olan enflasyon hedeflemesinde konulan hedeflerden sapmalarla birlikte nominal faizlerle enflasyon arasında büyük bir fark meydana gelmiştir. Bu yıl için hedeflenen %5 (+2) enflasyon hedef aralığının geçerliliğini yitirmesiyle IMF, MB, TÜSİAD ve diğer ekonomik gruplar kendi enflasyon tahminlerini açıklamışlardır. Sokaktaki insan için enflasyon hedefi bulanıktır. Hedefte şaşmanın yanısıra prestijde de yarıklar oluşmuş ve gemi su almaya başlamıştır. Yaşanacak bir ödemeler dengesi sorunu mevcut durumda tasarruf açığı bulunan özel sektörü ardından da mali yapısı sağlam diye nitelenen finansal kesimin can damarı bankaları vuracaktır.

“Yüksek faiz, düşük kur, düşük enflasyon” mu yoksa “Düşük faiz, yüksek kur, düşük enflasyon” stratejisinin mi başarıya ulaşacağı tartışılmaktadır. Düşük faizin talep üzerindeki etkisi ile yüksek faizin kur üzerinden talebe etkisi net bir tespite dönüştürülememiştir. Kamu otoritesi ilk politikayı tercih etmiş olup, neticede reel faizin %12 ve kamu borçlanmasının ağırlıklı olarak döviz ve değişken YTL üzerinden olduğu ortamda yurt dışı finans çevreleri ile içteki fon fazlası olan kesime hızlı bir kaynak transferi gerçekleştirilmektedir. Bu farkın ne kadar süreyle taşınabileceği ise tartışılmaktadır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1647
Kayıt tarihi
: 22.08.06
 
 

İstanbul'dan tarih, ekonomi, siyaset ve kültüre ilgi duyan, güzel bir dille ifade edilen, edebi v..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster