Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ocak '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
271
 

Engelliler Afyon Bolvadin belediyesine, Heybeli tesislerine, Konaklama işletmesine teşekkür borçlu

Engelliler Afyon Bolvadin belediyesine, Heybeli tesislerine, Konaklama işletmesine teşekkür borçlu
 

Gerçi elliden fazla engellinin analarından emdiği sütü burunlarından fitil fitil getirdiler. Fakat daha fazla eziyet etmedikleri ve engellileri dövmedikleri için hepsine teşekkür borçluyuz…

Bundan yıllar önce engelli kimliğine katkımız olsun diye başını benim çektiğim birkaç arkadaş, ülke çapında konaklamalı engelli buluşmaları düzenlemeye karar vermiştik. Engelliler tüketici olarak gezebilecek, birbirlerine tutunarak tatil yapabilecek, şehirlerin yöneticilerine altyapılarını test etme imkanı vereceklerdi. Yani hem kişisel hem toplumsal aktivistlik bu. Bu etkinlik ülke çapında çok tuttu. Bu güne kadar onlarca şehirde ve ilçede bu buluşmalar gerçekleştirildi. Gerçi benim ilk başlangıçtaki ‘’kimseden yardım istememe’’ ilkem ortadan kalktı. ‘’Sponsor’’ adı altında yardım istenmeye başlandı. Buna rağmen yerleşim yerlerinin, engellilere hazır edilmesine katkıları yüzünden bu buluşmaları destekledim. Zaman zamanda katıldım.

Afyon’un Bolvadin ilçesindeki engelli arkadaşların, bu hafta sonu için düzenledikleri buluşmaya Antalya’dan dört kişide biz katıldık. Buluşma/etkinlik Bolvadin belediyesine bağlı olarak işletilen Heybeli termal tesisleri merkezli olacaktı. Bu işletmeye çok çok yakın apart villalardan yerler tutulmuştu. Bu villalar içindeki küvet azmanı havuzlarda bol bol suya girebilecektik. İsteyende Heybeli tesislerindeki büyük havuzlarda eğlenecek, şifa bulacak, dinlenecekti. Yani süperdi her şey… Hele ben şahsen Bolvadin’e 15-20 km uzaklıktaki karlarla kaplı ovada tesisleri görünce büyülendim. Bundan sonrası ise tam bir komedi, drama dönüşerek, teşekkür ettirmek için insanlar, işletmeler, kurumlar önümüzde sıraya girdiler… Eeee bizim görevimizde borcumuzu ödemek…

İlk şokumuzu villa tuvaletlerinde yaşadık… Siz kaç tür tuvalet bilirsiniz, iki değil mi? Alafranga ve Alaturka… Meğer bir üçüncü tür daha varmış… Buna da ben ‘’Alabolvadina’’ diyeceğim bundan sonra. Seksen santim eninde üç metre boyunda bir koridor düşünün… Koridora önce lavabo konmuş… Yan kıvrılarak önce alaturka tuvalete ulaşıyorsun... Orayı beğenmezsen, üstünden hoplayıp alafranga tuvalete ulaşıyorsun… Sakın sifonları karıştırmayın, hangisine yaptıysanız onunkini çekin… İşçi arkadaş lavaboyu söktü yol açıldı. Ancak tekerlekli sandalyemle alaturka tuvalet üzerinden geçmek ip cambazlığıydı sanki.  Dört tekerden biri çukura kaysa, yanında adam olsa bile seni kurtaramaz. Yardımcın seni geri çekemiyor, tuvalet sınır… Araya düşsen sandalyeden geçip seni kurtaramaz… Neyse işçi arkadaş ‘’Burayı tutan arkadaş bunları biliyordu’’ deyince teşekkür etmekten başka çare kalmıyor… O devre mülkleri yapanlara, onay verenlere, işletmeye açanlara, ruhsat ve izin verenlere ayrı ayrı teşekkür ediyoruz elbet ve diyoruz ki: ‘’Olur böyle şeyler.’’

Bir paragraf açayım burada: Bu tuvalet buluşu geliştirilmelidir. Mesela bu sistem tek blok haline getirilmeli ve pisuvarda eklenmelidir…  Belediye yada odalar ‘’Alabolvadina ‘’ patenti alırlarsa büyük vurgun vururlar… Yalnız tavsiyem ilk önce Alafranga konulmalıdır…  

İlk gün 15 kişi filandık. Gelen yemeği evlerin birinin alt katında yedik. Bizleri odaların alt katına taşıyanlara ve rampa diye bir şeyin varlığından haberi olmayanlara yine saygılar sunup teşekkür ettik. Evlerimize dağıldık…

Sonunda dalıyoruz havuza ve keyfimiz gıcır… Çıkıyoruz, giyiniyoruz ve geçiyoruz TV başına… Aaaa birde bakıyoruz ki, soğuktan donuyoruz… Üç metre yanımızda nerdeyse kaynar akan su, kaloriferleri ılıtmıyor bile… Yine gelen işçi ‘’Burayı tutan arkadaş bunları biliyordu’’ deyince yine teşekkür ediyoruz. Dışarıda diz boyu kar,  ikişer battaniye altına girip sohbet ediyoruz… Bozulacak şey yok…

Ertesi günü 60-70 kişi olduk. Çoğu engelli. Odalar soğuk. Her açılan ağza verilen cevap aynı: ‘’Burayı tutan arkadaş bunları biliyordu’’... Her defasında teşekkür ediyor herkes…  Akşam yemeği geliyor… Bize kapalı alan lazım… Kaldığımız site bizde yok diyor… Heybeli İşletmesinde lokal/kahve var… Gidiyoruz durumumuzu anlatıyoruz… Biz kirlettiğimizi temizleriz diyoruz… Güvenlikçisi, kapıcısı, resepsiyonisti dinleyip her biri ‘’hayır’’ diyor…  Kimisi ‘’Anahtar yok’’ diyor… ‘’Mallar çalınır’’ diyor… ‘’Sorumluluk alamayız’’ diyor… ‘’Tüm dolaptakilerin parasını vereceğim, yedek anahtar da bulunmak zorunda’’ diye ‘’ukalalık’’ ediyorum… Adamların hepsi ‘’Abi  en iyisi sen yarın belediyeye git’’ diyorlar… ‘’ Başkanınızın telefonunu alabilir miyim?’’ deyince yüzüme gülüyorlar… ‘’Veremeyiz’’ diyorlar… Vicdanları rahat şekilde işlerine dönünce teşekkür ediyorum… Başkanı kendisine da bu kadar bağımlı elemanlar bulduğu için tebrik ediyorum… Bu işler böyle yürür deyip, en azından güler yüzlü olduklarından mutlu şekilde karanlık ve soğuk siteye dönüyoruz…

Engelli adam evde oturmaya alışkındır, bir gece daha evde otursunlar deyip işe koyulduk. Yemek kaplarını, hazır tabldotları bir odaya koyduk ve oradan diğer odalara üçer beşer servis yaptık… Engellinin engelliye hizmeti biraz eziyetli oluyor elbet…  İkisi yemekleri doldurdu. Birisi taşıdı. Biri ekmek taşıdı biriside el feneri… Fakat ne yapalım? En azından bizi kovmadılar diye alayına teşekkür ettik…

Ertesi gün içimizden birisi bir müdüre torpil yaptırıp, o gün lokali yani kahveyi kullanabileceğimizi söyleyince çok rahatladık… Aslında her daim açık olması gereken bir yeri torpille açtırdığı için müdüre teşekkür ettik… Olsun O’nun görevinden önce geliyor demek ki, teşekkür almak… Bu arada Alanya’da yaz sezonu otelini inşaata sokan patrona herkes güler. Ancak kış günü inşaata giren buradaki termal otele kimse gülmüyor… Dedim ya herkes teşekkürlük burada…

Uzatmayalım haberden rahatlayınca doğru büyük havuza gittim… O ne? Daha girişte koca bir basamak karşıladı beni…  Görevliler ite kaka soktular… Girdik havuza, rahatladık, ısındık… Şişe şişe su içtik… Çişimiz geldi WC’ye sorduk… Aldığımız cevap ‘’Abi orada da basamak var, rampa yok, ayrıca tuvaletler size uygun değil’’…  İçimden geçen duygu gidip havuza çiş yapmaktı… Ama elemana teşekkür edip sokağa gidip çiş yaptım…

Sonrası mı? Akşam lokale varmak için iki üç kişiyle kaldırımları geçebildim…  Lokalin merdivenlerinden üç dört kişinin yardımıyla çıkabildim… Kuru fasulye pilav hoşaftan karavanayı  zevkle yiyip yollayanlara hep beraber teşekkür ettik… Çayın dibine vurup, bol bol göbek attık… Lokalde tuvalet yokmuş elbette, dışarıdaymış… Üç kişi indirdi yine merdivenleri ve dışarıdaki WC’yi görünce çok sevindim bu sefer… Çıkmam imkansızdı, çıkarılmamda imkansızdı…  Bu sefer gönül rahatlığı ile ağaç diplerini suladım… Bakın hep kendimden bahsediyorum, başkalarını ihbar etmiyorum. Bana bu kadar özgürlüğü bahşeden her kese yine teşekkürlerimi saydırdım…

‘’Burayı tutan arkadaş bunları biliyordu’’ diyeceklere önceden teşekkür ediyorum… Nankörler diyeceklere de peşinen teşekkür ediyorum… Biz artık önceden bilmek istemiyoruz. Ayrımcılık istemiyoruz. Bu tesislere herkesten daha çok ihtiyacı olan engellilere ve yaşlılara ulaşamayacağı alan kalmasın istiyoruz… Bunu anlayanlara daha çok teşekkür edeceğiz…Ayrıca Mustafa ve Hakkı'ya emekleri için teşekkür ediyorum...

Bu gün arkadaşlar ’’ Bolvadin’de epey tarihi yer var, görelim mi?’’ diye sorunca, ‘’o tarihi imbiğinden geçilmiyor galiba’’ deyip yola çıktım…

Son söz: Kısa bir zaman için Çay belediyesinin yaptığı şelale parkına gittim… Yahu işin garibi orada her şey olması gerektiği gibiydi… Onlara da teşekkür ettim… 

Babür Akdağ, Tülay EKER bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 615
Toplam yorum
: 1395
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 918
Kayıt tarihi
: 25.06.10
 
 

1959 Denizli doğumluyum.. İ.Ü. İktisat Mezunuyum.. Emekliyim ve hala çalışıyorum.. Yaşam bizden önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster