Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '07

 
Kategori
Sağlık
Okunma Sayısı
413
 

Engelliler Özgür Olmalı

Engelliler Özgür Olmalı
 

Bugün 3 Aralık Dünya Özürlüler günü. Bu günün önemini sanıyorum ancak yaşayanlar bilir. Neden böyle söyledim bunu birazdan anlayacaksınız. Bazen kelimeler biter ya hani, işte şu an kelimelerin bittiği an...

Uzun süren rahatsızlığım sonrasında aylarca yürüyemedim ve ağrılarım korkunçtu. 5/3 felç olmuştum. Ameliyattan da ölesiye korkuyordum, ama ameliyat olmazsam da yürüyemiyordum ve zaman benim aleyhime işliyordu. Bundan dört ay önce ' bel fıtığı ' ameliyatı oldum. Ameliyattan dokuz gün sonra da büyük bir talihsizlik sonucu sandalyeden düştüm. Düşmeyle birlikte ameliyat yerimin hemen alt kısmında yeni bir fıtık oluştu. Ama şu an için müdahale yapılamıyor...

Ameliyat kararı benim için yeteri kadar korkunçtu, yürüyememek daha da korkunç. Ameliyattan sonraki ilk günün sabahı, hasta için kader anı diyebilirim. İlk kez yürüyecektim. Doktor geldiğinde ablam ayağa kalkıp yürümeme yardımcı olmak istedi ama doktor bunu engelledi, ' kendisi yürüyecek ' dedi, korktum ve yerimden kalkmadım, ta ki doktor yanıma gelip elini uzatana kadar.

O anı hayatım boyunca unutmayacağım. Doktorumun kolunda yürümeyi başarmıştım. Sevinçten doktoruma sarılıp öpmüştüm...

' Tamam Esma bu iş buraya kadar ' dedim. Doktorum hergün uzun yürüyüşler vermişti. Çok acı çektiğim için, ' iyileşmek için yürümek gerekiyorsa sabahtan akşama kadar yürürüm ' demiştim. Sanki yürümek o kadar kolaydı da...

Sokaklar hareket etmekte zorlanıp yürümeye çalışanlar için, tekerlekli sandalyede yaşamak zorunda kalanlar için ne kadar uygundu dersiniz...

Sokakta yürümek benim için hiç uygun değil...Arabalar yollarda, kaldırımlarda her yerde. Trafik ışığı kavramı hiç yok. Ne yaya ne sürücü kimsenin birbirine saygısı yok. Trafik ışiığında da nasıl bir sistem uygulanıyorsa aynı anda hem yayaya hem sürücüye yeşil ışık yanabiliyor, siz o anda panikleyip ağrı içinde kıvranıp yolu karşıya geçmeye çalışırken ukala bir sürücü başını camdan uzatıp el kol harekeri yaparak, ' hadi bayan podyumda değilsin sallanıp durma ' şeklinde bir cümle kurup kalbinizden, ' fazlasını istemiyorum, şuan benim yaşadığımı yaşa yeter ' diye kendinizden bile beklenmeyen salakça bir cümle geçirebiliyorsunuz...

Yüksek kaldırımlardan inip çıkmak eziyet olabiliyor. Sahipler, köpeklerine tasma takıp gezdirmeleri gerekirken onun yanında fon oluşturmayı tercih ediyorlar. Birilerini zengin etmek adına 1,20 santim olan kaldırımın 40 santimine ağaç diktikleri için yürürken akrobasi yapmak zorunda kalıyorsunuz. İnsanlar yolda yürürken hiç dikkat etmiyorlar, her an size çarpıp size inanılmaz acılar yaşatabiliyorlar ve bunun farkına bile varmıyorlar...

Toplu taşıma araçlarından hiç bahsetmeyeceğim zaten onlara binmek lüks oluyor. Ve bunları bugün bile yaşıyorum...

Ya tekerlekli sandalyede yaşamak zorunda kalanlar!

Hayatı onlara kolay kılabilmek için birey olarak bizler ne yapıyoruz? Devlet onlar için ne yapıyor? Sokaktaki özgürlüklerini bile ellerinden alıyoruz, onları evlere hapsediyoruz. İş vermiyoruz, aş vermiyoruz. Onlar için yaptığımız ( bilinçsizce ) şey sadece acımak. Onların acınmaya ihtiyaçları yok. Onların topluma kazanılmaya ihtiyaçları var.

Özürlü olmak bir eksiklik değil. Doğuştan olmakla birlikte birçoğu da kazalar sonucunda tekerlekli sandalyede yaşamak zorunda kalmışlar.

' Benim başıma gelmez ' diyebilir miyiz? An meselesidir kazalar, hele hele ehliyetsiz araç kullananları, alkollü araç kullananları düşünecek olursak...

Bu iş, hiç sanıldığı gibi basit bir iş değil. Israrla görmezden geliyoruz ama ülkemizde ve dünyada tahmin bile edemeyeceğimiz sayıda tekerlekli sandalyede yaşamak zorunda kalan insan var ve hergün bunlara yenileri ekleniyor. Birgün bizim de onlardan biri olmamız an meselesi...

Onlara maddi manevi destek olmak insanlık görevimiz. Acımayı bırakalım, acınacak hale gelmeyelim...

http://www.esmakahraman.com/engelliler-ozgur-olmali/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Esma Hanım emin olun anlatımınız o kadar etkilediki beni yeniden olan bitene niçin bu kadar duyarsız demek geldi, içimden...Doğrusu bir insanın kolay kolay atlatamayacağı talihsizlikler yaşamışsınız,ama hayatı dolu dolu yaşama azminiz bir anda bütün zorlukları söküp atıyor.Çünkü hiçbir ağrı kesici onun kadar etkileyici olmamıştır.Şimdi baktığım yazınızda üretken,çalışkan,yazan ve paylaşan bir Esma ortaya çıkarıyor...Yaşam tutkunuzu hep böyle devat ettirmeniz dileğiyle...

İbrahim kaya 
 03.12.2007 20:53
Cevap :
:) Canımsın teşekkür ediyorum. ' Hayatı o kadar ciddiye alıyorum ki o yüzden onunla dalga geçme hakkını kendimde buluyorum ' demiş birisi. Benimki de ona benziyor. Hayat sürprizlerle dolu, insanoğlu herşeye hazırlıklı olmalı ve hayata gülümseyerek bakabilmeli. Başka türlü hayat yaşanılmaz olurdu herhalde. Kendine çok iyi bak...Sevgiler  03.12.2007 21:13
 

Hastalığınızı anlattığınız süreç biraz flu kalmış,şu an ki durumunuzu netlikle aktarmamışsınız. Ben 2000 ve 20001 yıllarında bir sene arayla biri bel fıtığı diğeri dar kanal ameliyatı olmak üzere iki kez ameliyat oldum,ameliyatım çok başarılı geçmiş!,ödül olarak elime baston tutuşturuldu,halen sokaklarda bastonla dolaşıyorum.Anladığım kadarıyla siz benden şanslıymışınız,bastondan bahsetmi yorsunuz. 40 sene sağlam olarak sürdürdüğüm hayatımı şu an SSK' ya göre % 66 devlet hastahenesine bakılırsa % 45 özür oranıyla devam ettirmeye çalışıyorum.Sağlamken engelli kişilere yeterli ölçüde duyarlı olamadığımı şimdi daha iyi anlıyorum.Bu ülkede engelli olmak,engeliyle yaşamaya çalışmak çok zor.Sosyal devlet anlayışında kağıt üzerinde olan haklar ne acıdır ki bir bürokratın işgüzarlığıyla hak olmaktan çıkarılıyor,anlamını yitiriyor,sadaka niyetine lütfen dağıtılır hale getiriliyor.Esas sorun mantelitededir.Kafalarda yer etmiş ön yargılar yıkılmadığı sürece engellinin işi zordur..Selamlar..

Ümit İpekçeker 
 03.12.2007 14:08
Cevap :
Sayın yazarım durumuna üzüldüm, keşke hiç yaşanmamış olsaydı..Durumum tam olarak nedir ben de bilmiyorum. Bazen ağrılarım geçiyor bazen de ameliayattan yeni çıkmışım gibi kontroldan çıkıyorum. Olayın üzerinden dört ay geçti ama yürüyüşlerimde hergün vacağıda belimde farklı bölgeler ağrıyor. Bunu düşmekten kaynaklanan yeni oluşan fıtığa bağlıyorum. Baston kullanmıyorum evet ama daha geçen gün yürüyüş esnasında yolun ortasına oturup ağalamamkiçin kendimi zor tuttum. Geçeceğini umuyorum. Ameliyat öncesi durumumla kıyaslanamayacak ölçüde iyiyim. En azından günde 25 ilaç yutmuyorum artık. Bel ameliyatları ve kaza sonrasında bilinçsiz yardım etmeye kalkmalar insanları ne yazıkki bastona tekerlekli sandalyeye mahkum edebiliyor. ' Deni anlıyorum ' vardır ya hani, kocaman bir yalan. Bazı şeyler yaşanmadan asla hayal bile edilemez bunu yaşayarak öğrendik ben de sen de. Dilerim bu acıları hiç kimse yaşayarak öğrenmek zorunda kalmaz. Sana şifalar ve kolaylıklar diliyorum... Sevgiler  03.12.2007 14:43
 

Ne kadar önemli bir konuya değinmişsin. Bu konularda da toplumca el ele tutuşsak ne güzel olur değil mi? Sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 03.12.2007 13:41
Cevap :
:) Sayın yazarım sefalar getirdin. Bazı şeyler için çok geç olmadan elele tutuşmak hepimizin yararına olurdu evet ve ilgine teşkkür ediyorum...Sevgiler  03.12.2007 13:56
 

engellilere "özürlü " diyorlar ya hani Esma?? öyle diyenlerin bence beyinleri özürlü.. Sanırım sadece bizim ülkemizde engelli olmak çok zor.. Devletten gördüğü aldıgı pek bişey yok sanırım.. Allah yardımcıları olsun" diyoruz ama.. bize de görevler düşüyor elbette. Ellerine sağlık canım..

sema öztürk 
 03.12.2007 13:04
Cevap :
:) Sayın yazarım sefalar getirdin. ' engelli ', ' özürlü ' kelimelerine fazla takılmamak lazım diye düşünüyorum. Onların da takıldıklarını zannetmiyorum. Öyle olsaydı bugün ' Dünya Özürlüler Günü' olmazdı...Devletin ve belediyelerin çok yetersiz kaldığını birkez daha vurgulamak istiyorum...Sevgiler  03.12.2007 14:03
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1929
Toplam yorum
: 7351
Toplam mesaj
: 429
Ort. okunma sayısı
: 646
Kayıt tarihi
: 11.11.06
 
 

  Hayatı ciddiye almam, emeği çok ciddiye alırım. Dünyanın en vazgeçilmez üçlüsü; çocuklar, çiçek..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster