Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Haziran '06

 
Kategori
Okullar
Okunma Sayısı
461
 

Enteresan okul meseleleri

Aslında ben de isterim, ciddi bir makale kaleme alıp sonra da "bakın, benim ben" demeyi. Ben ciddi ciddi oturduğumda, gazete bana şaka yapıyor; bir süre sonra da zar zor topladığım konsantrasyonum yitip gidiyor.

"Okullarda, yakın oturmalar, el ele tutuşmalar olabiliyor." Şimdi bu cümlenin üzerine ciddi bir makale yazacağım diyen varsa beri gelsin. "Kısmen o tip uygunsuz yakınlaşmalar olunca da kameralardan tespit edip uyarıyoruz. Uyardığımız kişilerden aynı davranışların tekrarını görmüyoruz."

Yanyana oturmanın uygunsuz davranış olması değil de en çok "olabiliyor" kelimesinin cümledeki görevi benim gülmekten katılmama sebep oldu. Bak sen.!
Sezen Aksu da zaten topluma yararlı olacağım diye gereksiz şarkılar yazıp yazıp duruyor, neyse ki Kral Tv Müzik Ödülleri Gecesi'nde foyası meydana çıktı da "Kardelen" adlı şarkısının da aralarında bulunduğu "Yılın En İyi Şarkısı" kategorisinde kazanan, bu ödülü gerçekten de hakeden "Aşkın Açamadığı Kapı" oldu.

Aşkın açamadığı kapıların mevcut olduğu, elele tutuşmanın uygunsuz davranış olarak görülmesinden de anlaşılabilir ama önemli değil, ne öyle topluma mesaj vericem felan, harcamak lazım böylelerini. Bir ara da "Savaşma, Seviş" derlerdi, onlar yüzünden ne Irak'ta parsayı toplayabildik, ne de toplumda ahlakı düzenleyebildik. Neyse ki, eteği kısa bulunan kızlarımız tokat marifetiyle akıllandırılıyor, kamerayla ahlaksızlık tespit ediliyor da düzeltiliyor.(Bu paragrafı nasıl yazdığımı hatırlamıyorum)

Kültürsüzlükten kaynaklanan şiddeti, şiddet kültürü diye tanımlamak gibi bir komikliğin yanı sıra karısını döven milletvekilinin TBMM Spor Oyunları'da Bilek Güreşi kategorisinde yarışmak istemesi de beni eğlendirdi, Tetenoz aşısı yapmaya giden hemşireleri kısırlaştırılmak istendikleri gerekçesiyle döven mahallenin kadınları da.

Anneler Günü sebebiyle senede birkez verilen anektodlara göre,Türkiye annelik için en ideal 74. ülke. Nelere göre değerlendirildiğimize bakalım: "doğum kontrol yöntemleri", "kansızlık", "okuma-yazma", "hükümette temsil edilme" ve "anneyken ölüm riski oranları".

Hemşire döven hanımefendiler doğum kontrolünün gereksizliğini zaten ispatladılar. Okuma-yazma bilenler dahi kitap okumaya pek de tenezzül etmiyorlar. Töre yüzünden oğlu tarafından öldürülen anneyi de ekleselerdi listeye, 74.lük hayal olurdu.

Karma eğitim mevzuuna gelirsek tekrar, uygunsuz davranış sayılan elele tutuşmanın güzelliği hakkında klavyemi coşturmak istiyorum. Elele tutuşmasınlar da, tabancayla kızlar oğlanları mı vursun?

"Kadınlarla bir arada bulunma, erkeklerin ahlakı, düşünceleri, duyguları üzerinde etki yapar." diyen Atatürk'ün ülkesinde elele tutuşmaya neden kafa takılmış, hala anlamadım.

Benim aklım hala ve hala Denizlispor maçına giderken, bira uğruna katil olan taraftar grubunda. Durmaksızın küfreden adamların ortama bir kadıncağız girdiğinde aldıkları "Höşt lan, bayan var, küfür etmeyin." tavrı, o gün orada olsaydı, ölür müydü o adam? Ya da Metin Uca'ya "ya Allah" suretiyle girişilir miydi?

Gelenek, görenek, dini terbiye yüzünden karşı cinsten izole edilen adam, yaşıtı öteki üniversiteli gibi elele tutuşabilseydi, acaba üniversitede tecevüz haberi okur muyduk yine de?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızda hoş noktalara değinmişsiniz. Kanımca okullarda sevgi yerine nefreti öğretmekle başladı herşey! Bırakın el ele tutuşmayı, tenefüslerde devamlı yan yana yürüdükleri için uyarılan kız ve erkek çocuklarını biliyorum. Umarım nefreti öğretmeyi bırakırız en kısa zamanda!

tervedus 
 03.07.2006 16:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 6
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 652
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

Bir şekilde eğitim hayatımda başarılı oldum. Daha 5.sınıf bitmeden sınav için koşturulan bir öğrenci..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster