Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Mart '16

 
Kategori
Tarih
Okunma Sayısı
117
 

Enver

Enver
 

Asıl adı İsmail Enver, İstanbul Divanyolunda bir memur çocuğu olarak dünyaya geldi (1881). 

II. Abdülhamit tarafından Avrupa’ya tahsil için gönderilmiş ve Alman imparatoru II. Wilheim’in iltifatlarına mazhar olunca aşırı derecede Alman hayranı oluvermiş.

Enver’in içinde olduğu bütün işler romantik ve maceralıdır, heyecanlıdır. O yaptığı her işi yüreğiyle yapardı. Hayallerini gerçek sayardı. Vatana olan tutkusu, ideallerine olan inancını ve karısına olan aşkını hem yüreğinde hem de hayatında yaşadı. Ölümü ise Savaşırken idealleri uğruna oldu.

Ziya Şakir, Enver’in ataklığını şöyle anlatmış: ‘’Talat Paşa Babıali Baskını fikrini Kamil Paşa Hükümetini devirme planlarını arkadaşlarına anlattı. Ancak onlar fikrine katılsa da yapacaklarının neticelerinden çekiniyorlardı. Talat’ın son umudu Enver’di. Çünkü Enver yapacakları işlerin neticesini uzun uzadıya düşünemeyecek derecede atak ve atılgandı. Hiç şüphesiz kendisine bütün kuvvetleriyle katılacaktı. Ertesi gün Enver’le karşılaştıklarında yanılmadığını anladı. Planın her noktasında Enver’le mutabık kaldı.(Şakir:2011)

Enver, yaptığı her işe yürekten inanmış, hayallerine gerçekmiş gibi sırtını dayamış, bundan tereddüt duymamış. Enver’i anlatan bütün kitaplar onun kendine nasıl güvendiğini ve hayallerini gerçek sandığını anlatıyor. Yaptığı her eylemi yüreğiyle yaşamış. Başarıları da olmuş başarısızlıkları da. Ama o, hiç pes etmemiş. Osmanlı Devleti’nden yarılınca mücadelesine Orta Asya’da devam etmiş. İnancı ona güç, enerji vermiş, pes etmeyi bilmemiş. Belki de onu yaşatan hayalleriydi ve tabi bu hayallere olan inancı.

Alman hayranlığı ya da Sarıkamış’taki 80 bin askerin ölümüne neden olması onun için kötü asker, yeteneksiz yönetici olarak algılanmasına yol açmış. Sadece bunları düşünen biri ona karşı nefret duyabilir. Ancak onun bu büyük hatalarının kaynağının tez canlı, hayalperest olmasından kaynaklandığını bilmesi yürekleri yumuşatabilir. Enver de Talat da dürüst ve samimiydiler. Ancak samimiyet ve inanç devlet yönetmede yeterli olmamıştır. Talat Paşa Aubrey Herbert’e vermiş olduğu bir röportajda Enver Paşa’nın çok cesur, atak ve vatansever bir ruha sahip olduğunu ancak yeterince tedbirli olmadığını şöyle ifade eder: ‘’Gözü pek, vatansever bir kimsedir ama zeki olduğunu söyleyemem.’’

Enver’in başka bir hatası ise ordu kurallarına ve temayüllerine aykırı olarak terfi olmasıdır.

Yazısı Enveriye yazısı, Kalpağı Enveriye Kalpağı, bıyığı Enveriye Bıyık, Ülkesi Almanlar tarafından Enverland diye anıldı. Ülkesini I.Dünya Savaşı’na soktuğu için suçlu ancak vatansever gözü pek bir asker.

Kaynaklar

Ziya Şakir. 2011.Akıl Fikir Yayınları.S.57

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kıymetli hocam her ittihat ve Terakki üyesini aynı kefeye koymanız yanlış olur kanaatindeyim.1492 artığı ittihat ve Terakki üyeleri de vardı. Saygılarımı sunar sağlık ve mutluluk dilerim.

E Ruhi YALÇIN 
 09.03.2016 14:50
Cevap :
Elbette aynı kefeye konulamaz. İttihat ve Terakki hareketini Türk milletinin ya da Türkiye'nin aydınlanmasının başlangıcı olarak görüyorum.Saygılar...  09.03.2016 21:46
 

Saray damadı olduğunu yazmamışsınız. Hızlı ve haksız yükselmesi yada yükseltilmesinin nedeni budur.Sarkamış harekatına kendisinin askeriyeden hocası olan komutanın uyarılarına kulak asmamıştır. Cesareti, ataklığı kendi özelinde kalmalı,emrindeki binlerce canın yok olmamasına sebep olmamalıydı. Liyakatın gözardı edildiği bugün de olduğu gibi devletlerde başarısızlık kaçınılmazdır. Elinize sağlık.

Gılgamış Kavasoğlu 
 09.03.2016 1:22
Cevap :
Saraya damat olmak Enver'e avantaj sağlamamış, yönetim ve askeri işlerden onu uzaklaştırmıştır. hızlı yükselişinde cesareti ve hızlı karar alabilmesi böylece cemiyette lider konumuna gelmesi etkili olmuştur. Bir otorite boşluğu vardı bunu Enver doldurdu diyebiliriz. onun hatalarını eksiklerini gizlemek gibi bir niyetim olmadı. Sarıkamış Harekatında ve genel savaşta ne hocasının ne başka bir komutanın ne de liman Von Sanders, Von Kress gibi Alman komutanların uyarılarına kulak astı. Kıta hizmeti yapmamış büyük bir orduyu savaşta yönetmemişti. Sadece Makedonya'da çete savaşları yapmıştı. Bu hataların, eksikliklerin faturasını Türk milleti ödedi. Gözardı edilen o dönem ordunun, milletin, ülkenin durumundan sadece Enver'in sorumlu tutulması. II. Abdülhamit'in 33 yıllık iktidarında orduyu sindirmek için uyguladığı politika, Subayların gücünü kırmaya çalışması, paşaları birbirine düşürmesi, donanmayı çürütmesi, büyük toprak kayıpları...Bunları bir kaç yıl da düzeltmesi mümkün olur muydu?  09.03.2016 21:43
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 301
Kayıt tarihi
: 01.11.15
 
 

Sakarya üniversitesi Tarih bölümü mezunuyum. MEB'te tarih öğretmeni olarak görev yapmaktayım. Kit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster