Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ekim '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
10427
 

Epiküryen Felsefesi ne anlatır ?

Epiküryen Felsefesi ne anlatır ?
 

Epiktetos, iç özgürlüğü ve akla boyun eğmeyi öğütler.


Her gün yeni bir kavramla karılaşmak kimilerine göre bir zul gelir. Kimilerine göre ise, yeni bir şeyler öğrenmenin büyük keyfi vardır. Birkaç zamandır araştırıyorum bu başlıkta gördüğünüz kelimeyi. İnanın, bu kelimeyi belki okudum bir kitapta yada metinde görmüşüzdür ama merak edip araştırmamışısızdır, altını çizmemişizdir. Ama araştırmak ve öğrenmek çok güzel. Okuduğum bir yazıda dikkatimi çekti, emin olmak için araştırdım. Bunu da sizlerle paylaşmak istedim..

Epiküryen kelimesi, eski Yunanca’dan günümüze ve dilimize geçmiş bir kelime. Bu kelimenin doğuşu da, antik Yunan’da Doğa olaylarını atomlarla açıklayan, antik tanrıların yaşamda etkisi olmadığını savunan Epiküros diye bir felsefe adamından gelmektedir. Yani anlayacağınız bu kelime felsefik bir kelime ve çıkış noktası insan bedeni. Filozof Epiküros, bedenin ihtiyaçları giderildiğinde mutlu olmak kolay diye düşünmüş. Düşünce sistemine de “hayattan zevk alma felsefesi” denmiş ve buradan da "epiküryen" sözcüğünün doğmasına neden olmuş.

Burada biraz bilgi vermek gerkirse eğer, Epiküros; Septisizm de ve Stoacılıkta olduğu gibi, ahlak felsefesine yönelmiş ve bu alanda etkinlik göstermiştir. Stoa felsefesi “davranış tutarlılığıyla “düşünce tutarlılığının insan için önemini bildiren, gerçek anlamda bir bilgelik ahlakıdır. Aristoteles'in ölümünden sonra gelişen iki ana okuldan birisini kurmuştur. Bu okullar Stoacılık ve Epikürcülük olarak adlandırılabilir. Hem ahlak felsefesinde hem de bilgiye yaklaşımında kuşkuculuğun etkileri belirgin olarak görülür. Epikuros eski Yunan’da çok uzun zaman etkili olmuş bir filozoftur, neredeyse ondan sonra 4. yüzyıla kadar etkili olmuş bir filozof ortaya çıkmamıştır. Epikuros, Demokritosçu filozoflardan dersler almış ve özellikle onların atomcu teorilerinden etkilenmiştir. Öte yandan Septiklerden şüpheciliği öğrenmiştir. Daha sonra Atina'da bir bahçe satın alan Epikuros, burada kendi okulunu kurmuştur. Yunan tarihine imza atmış pek çok önemli şahsiyet bu felsefeden etkilenmiş hatta bu okullarda eğitim görmüştür.

Epikuros bir ahlak felsefesi geliştirmiştir ve felsefenin ana düşüncesi mutluluktur (eudaimonia). Temel amacın mutluluğa ulaşmak olduğunu belirtir. Felsefenin görevi de buna göre belirlenmiştir, insanın mutluluğa giden yolunu araştırmak. Klasik felsefenin soyut tartışmalarıyla Epikuros bu hedefin dışında ilgilenmemiştir. Mantık da, doğru yaşama ulaşmak için gerekli olan bilginin üretilmesini sağlayan bir araçtır. Doğru bilgi olmadan doğru eylemlilik olmayacaktır; doğru bilginin ölçütü ise ikili bir temele sahiptir, ilki duyu verileri ikincisi ise haz ve acı duyumlarıdır.

Epikuros'a göre; insan, tanrı ve ölüm korkusundan kurtulmalıdır. Kuruntulardan ve önyargılardan arınarak buna ulaşılabilir. Bu noktada Epikuros'un felsefesine Demokritos'un atomcu teorisinin etkileri karışır. Doğadaki her şey atomların mekan içindeki hareketlerinden meydana gelmektedir. Yalnızca bu hareket mekanik bir zorunlulukla meydana gelmez. Bu doğa düşüncesiyle Epikuros Tanrı kavramını dışta bırakmaya çalışır. Tanrının varlığı yokluğunu değil dünyaya karşı ilgisizliğini belirtir.

Epikurizm, ayrıca ruh konusunda da maddi bir açıklama öne sürer, ona göre insan ruhu maddi bir niteliğe sahiptir, başka türlü var olabilmesi söz konusu olamaz. Ruhun maddi varlığını açıklamak üzere Epikuros onun dört öğeden meydana geldiğini belirtir. Ateş, soluk, hava ve adlandırılamayan dördüncü bir öğe. İlk üçü bedensel kısmı meydana getirir, dördüncü öğe ise ruhsal kısmı oluşturur. İnsan ölünce bu öğeler dağılır, yani birliklerini kaybederler. Dolayısıyla ölümsüzlük ya da ruh-göçü diye bir şey olamaz.

Epikurizm’in ölüm konusunda da belli bir çerçeve çizmesi Epküros’Un ölümle ilgili şu ünlü sözüne dayandığı söylenmektedir.

<ı>"Ölümden korkmak anlamsızdır, çünkü yaşadığımız sürece ölüm yoktur, ölüm geldiğinde ise artık biz yokuz".

Günümüz felsefelerine ne kadar yakın bir anlatım değil mi ? Sade ve öz !..

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayenizde bilgi dağarcığıma yeni bir halka eklendi. Teşekkür ederim...Doğru bilgiyi, kişinin ruh ve bedeninde olumlu yanıt bulan,yani onlara uyan bilgi demek mümkün mü sizce...Ve buradan hareketle herkesin doğrusu kendine, çoğunluğun kabul ettiği doğruyuda genel doğrular olarak adlandırmak yanlış olurmu?

sezar pan 
 17.10.2008 15:47
Cevap :
Hayır olmaz elbette. Zaten olması hem bilimin ve felsefenin mantığına sığmaz. Bir şeyi herkes doğru kabul ederse, şüphe ortadan kalkar. Halbuki "şüphecilik" hem felsefenin hem bilimin temel aldaığı esaslardan biridir. Genelleri yadsımamak lazım. Bir bilginin yada bulgunun doğruluğu, bireyin araştırması, öğrenmesi ve kendini geliştirmesiyle doğruluk kazanır.. Selam ve sevgilerle...  17.10.2008 15:52
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2463
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster