Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '11

 
Kategori
Dünya Şehirleri
Okunma Sayısı
11364
 

Erbil'de Çarşı Pazar

Erbil'de Çarşı Pazar
 

Erbil Kale Cevresi


26.11.2010 

Meselenin kıyısından köşesinden geçmenin alemi yok. Erbil, Kuzey Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti. Bundan on yıl önce ismini telaffuz dahi etmenin çok büyük bir korku yaşattığı mesele artık ete kemiğe bürünmüş vaziyette. Ankara’nın Dost Kitapevi’nde başlığında Kürt yazan ilk kitapları gördüğümde müthiş bir paniğe kapılmıştım, şimdi Erbil’de bir Alışveriş Merkezinin kiralanması ve yönetilmesi için çalışıyorum. 

Erbil’deki Ekonomik Hareketlilik 

Kuzey Irak, ülkenin petrol gelirinin yaklaşık 1/5’ini alıyor. Bunun dışında inşaat sektöründeki hareketlilikten bahsetmek mümkün. Süleymaniye daha çok Talabani’nin ve yandaşlarının kontrolü altında, Erbil’de ise Barzani hüküm sürüyor. Erbil’de 30 yaşındaki bir adamın bütün hayatını savaşlar yönlendirmiş; İran-Irak Savaşı, Körfez Savaşı, Saddam Rejimi, Amerikan İşgali… Bütün çocukluğunu, gençliğini savaşlar, iç çatışmalarla geçiren yaklaşık 2 milyonluk Erbil nüfusu yastık altında bekleyen ekonomik taleplerini henüz gelişen perakende sektörüne yatırıyor. Bütün gelişmemiş Doğu piyasalarında olduğu gibi kadınların en mühim zenginlik sembolü altın takıları, erkeklerinse kalın saatleri. Erbil’in Kayseri (Qaysari) Çarşısı her şeyiyle klasik bir Osmanlı çarşısı. Türkiye’de her kentte bulabileceğiniz geleneksel çarşının 30 sene evvelki ve daha az hijyenik olan halinden bahsediyoruz. Türkiye’deki bir kuyumcu ortalama 20 kilo altınla dönerken, çarşıdaki bir kuyumcunun tam 720 kilo altını olduğunu öğrendim. 18 ayarlık altın bulmanız da mümkün değil. Her şey gelişmeye muhtaç durumda olduğu için müthiş bir ticari hareketlilik var. 

Erbil’de Sosyal Hayat 

Birçok Anadolu kentinde olduğu gibi kapalı toplum henüz sosyalleşmeye başlıyor. Dışarıdaki hayata katılmak için çok az sebebi olan, dışarıda gezmek için çok az alternatifi olan genç kitle bu sıkıntısını yavaş yavaş aşıyor. Erbil kale içi bir tepenin üzerinde konuşlanmış, şehir de halkalar halinde onun etrafında. Kent planı olarak müthiş işlevsel bir yapıya sahip. Her ziyaretimde yeni bir gayrimenkul projesi veya yeni açılan restoran buluyorum. Marina Restoran, Abu Shahab gibi 4-5 saat ağır yemek yenilen mekanlar popülerliğini çok yakında yitirecek ve yerlerini Burger Queen, PJ Pizza, Costa Rica Cafe gibi mekanlar alacak. T-Bar’a girdiğinizde Erbil’de olduğunuzu unutuyorsunuz çünkü ekranlarda Amerikan futbolu, duvarlarda formalar, kasklar eşliğinde fast-food yemekler size sunuluyor. Sokaktaki arabaların hemen hepsi son model beyaz jip, arabalar genelde yıkatılmıyor zira hemen toz oluyor. 

Erbil’in yeni zengin tüccarlarının genelde İstanbul’da sevgilisi var. Facebook ve İstanbul.net sayesinde buluşuyorlarmış. Her geldiklerinde İstanbul’daki AVM’lerde sevgilileri için oldukça yüklü faturalar ödediklerini öğrendim. Birçoğunun aile hayatı da bu şekilde sarsılmaya başlamış. Genel olarak oldukça iyi niyetli, misafirperver, dost canlısı ve duygusallar. Tatlı dille yaklaşıldığını gördüklerinde size bütün kapıları açıyorlar.İş yaşantısına hiç alışkın değiller. En büyük firmalarda bile ofis saati kavramı yok. İsteyen istediği saatte gelip gidiyor. AVM şantiyesinde çalışan işçiler bile sabah 10’da gelip öğlen 3’de gitmekte beis görmüyor. Ramazan esnasında yorulan, uykusu gelen ofis çalışanı seccadesini masasının altına serip kestiriyor. Düşündüğünüzde, hepimizin hayalini kurabileceği bir rahatlığa sahipler. 

Erbil’deki Türkiye İmajı 

Dünya üstünde Türkiye’nin imajının bu kadar yüksek olduğu bir yer herhalde yoktur. Türkiye’de tanımadığımız markalar orada ‘yüksek kaliteli Türk markası’ olarak satılıyor. Beni gezdiren şoför Türkçe’yi dizilerden öğrenmiş. İstanbul onlara göre dünyanın en güzel yeri, tatil geçirmek için en doğru yer Antalya. Kalenin altında Türk dizi karakterlerinin posterleri var. Türkçe konuşarak her işinizi halledebiliyorsunuz. İş ortağı olarak Araplardan ziyade Türkleri tercih ediyorlar. 

Sonuç 

Ticari gelişme ile kültürel hayatın birbirini nasıl desteklediğini, toplumların birbirlerini nasıl daha iyi anladığını Erbil iş seyahatlerimde gözlemledim. Türkiye’nin bölgede artan siyasi ve ticari gücüne hayran kalmamak olanaksız. Bugüne kadar hep sırtımızı döndüğümüz bölgedeki ticari fırsatları artık daha iyi gözlüyoruz. Kültürel olarak düşündüğümüzde de bizim iş adamlarımız, Batı Avrupalılardan çok daha kıvrak adımlar atarak çözümler üretebiliyor, dolayısıyla daha başarılı oluyorlar. Ortadoğu’da son yüzyılda İngiliz ve Fransızlar’ın at koşturmasına, bu bölgeyi bu kadar etki altına almış olmasına hayıflanmak yersiz, şimdi kültürel bağlarımızı tekrar hatırlama ve hatırlatma dönemi. Elbette, yalnızca Batılı diller konuşan, Arapça’ya, Farsça’ya burun kıvıran, tarih okumayan genç kitleyle bunu yapmak olanaksız. İranlı arkadaşımızın İstanbul’daki bir çeşmenin üzerinde yazanları okuyabilmesi ve biz, İstanbul’da yaşayanların, çeviriye ihtiyaç duyması utanç verici. ‘Araplar bizi arkadan vurmuş’ klişesinin ötesine geçme zamanı. Bahsettiğim olumlu yakınlaşma sonrası Türkiye’nin bölgesel gücünden de Kürt meselesinin çözümünden de ümitliyim. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1491
Kayıt tarihi
: 25.12.06
 
 

EA İnşaat ODTÜ Şehir Planlama Mezunu ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster