Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '11

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
836
 

Erdoğan: Özgürlüklerin de bir sınırı vardır

Erdoğan: Özgürlüklerin de bir sınırı vardır
 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan 15 Kasım 2011 TBMM


Bir saat kadar önce Başbakan Erdoğan’ın TBMM’deki konuşmasını dinledim.

Başbakanın da konuşmasına açıkladığı gibi bugün için öncelikli sorunlarımız  Van Depremi, terör odakları ile terör örgütü yandaşlığı, Avrupa ekonomik bunalımı ve Suriye’deki gelişmelerdir zorunlu olarak.

TBMM'deki bu konuşmasında da görüldüğü gibi Başbakan Erdoğan'ın tespitlerine katılmamak mümkün değil. Kürt Sorunu ve Demokratik Açılım adlı çıkışlarından sonra zorunlu olarak içine sürüklendiği Terörle Mücadele sürecinde, Ağustos ayında bir gün 'bıçak kemiğe dayanmıştır' açıklamasından sonra Başbakan Erdoğan  ülkenin selameti için kararlılığını pekiştirecek bir konuşma yapmış bulunuyor.

Özerklik isteği yanında teröre lânet okumaması ve TBMM’ni bırakarak Diyarbakır’a gidilebileceğini açıklayan BDP yetkilileri için Başbakan Erdoğan’ın ‘zehir zemberek’ içerikli eleştirileri sanırım bu konulardan kaygı duyan (müşteki) çoğunluğun yüreğine su serpmiştir.

Bir kez daha gördüm ki Süleymen Demirel'den sonra en iyi konuşabilen bir siyasetçi Erdoğan. Çoğu başbakanımız gibi o da özellikle ayrılıkçı terör ile siyasi uzantıları için sabırlı olmayı kendisine şiar edinmiş. Biriktiriyor, sonra da yüzlerine tek tek vuruyor ayıplarını.

‘Van’da deprem bölgesinde göremediğimiz BDP’yi terörist cenazelerinde görüyoruz. Terörle aralarına mesafe koymak şöyle dursun, teröre aleni destek veren tutum içine girdiler’ saptamasında bulunan Başbakan Erdoğan:

‘Bu bir bumerang gibi yarın sizi de bulabilir. Kendi ayaklarınız üzerinde, kendi hür iradenizle siyaset üretin. Eğer kendinizde bu iradeyi göremiyorsanız, Diyarbakır’da terör örgütüne isyan eden o yürekli anne babalardan biraz ders alın. Eğer isyan edemiyorsanız, gidin Doğu’da Güneydoğu’da yeter artık diyen, benim adıma öldürme diyen Kürt kardeşlerimden kahramanlık öğrenin. Cesaretiniz varsa, terör örgütüne ufak bir eleştiri getirin. Terör örgütü mensubu (5) kadın militan örgütten kaçarken yakalanıyor. Bu 5 kadına günlerce işkence yapılıyor ve 5’i de öldürülüyor. Onlarla birlikte kaçan İranlı bir kadının itirafıyla bu katliam bir sene sonra ortaya çıkıyor’ diyen Başbakan Erdoğan ‘artık yeter’ dercesine:

'BDP’liler insanlık adına, barış adına, demokrasi adına bunu sorgulamak yerine, adeta bu cinayetin üzerini örtmek amacıyla kalkıp o kadınların ailelerine taziyeye gidiyor. Yahu nasıl baktınız o annelerin yüzüne, gözüne? Hangi yüzle taziyeye gittiniz? Örgütün yalanını onlara nasıl izah ettiniz? O (5) kadının infazını neden sorgulayamıyorsunuz? Sizi bu kadar mı korkuttular? Kendi hür iradenizle siyaset yapamayacak kadar korkak mısınız?’ çıkışı bence ‘terörle mücadele konusunda’ anlayanlar için çok önemli açıklamalardır. Bu kapsam da sanırım Başbakan Erdoğan yeniden ‘bıçak kemiğe dayandı’ demek istedi bir kez daha.

Dağdan emir alıp Meclis’ten çekilmeyi düşünenler kalsalar ne olur? Çekilseler ne olur? Onlar olmasa da Meclis çalışmaya devam eder. Neymiş Diyarbakır’da parlamentoları varmış. Böyle saçmalık olur mu? Bu ülkede bizler sizlere asla böyle bir yapılanmanın müsaadesini vermeyiz’ diyerek saldırgan terör örgütünün ‘siyasi uzantısı’ olarak nitelemekte olduğu BDP’yi bir kez daha uyarmış bulunuyor.

Kaldı ki sinsi terör saldırılarını da desteklediği ortaya çıkan ‘kent yapılanması’ ya da  Türkiye-İran-Irak ve Suriye’yi de kapsayan açılımları içeren ayrılıkçılığı ds kamçılayan bir ‘gizli devlet’ yapılanması olan KCK için de bir yıldan bu yana girişilen adli kovuşturmalar ‘kan dökülmesini’ önleyen bir uygulama olarak siyasi tarihimize geçecektir.

Başbakan Erdoğan’ın benzer durumu benim de içime sindiremediğim kimi ‘yazar çizerler’ için gündeme getirmesi de iyi olmuştur. Sayın Erdoğan diyor ki:

'KCK operasyonları için dediklerimden rahatsız olmuştur. Ne diyecektim? İyi mi yaptınız diyecektim? Siz bu iktidarı devletin içinde bir devlet yapılanmasını öveceksiniz, alkışlayacaksınız? Niçin hükümet niçin devlet çözüm üretmiyor diye bizleri eleştireceksiniz. Biz kalkıp da devletin içinde devlet yapılanmasını ortaya koyarsak rahatsız olacaksınız. İstediğiniz kadar medyanın mensubu olun özgürlüklerin de bir sınırı vardır. 25 kuruşa simit yok.’

Başbakan Erdoğan sanırım önüne getirilen nice raporlara göre kimi gelişmelere karşı 'müsamaha' gösterilmiş olduğunu ya da kabaca kimilerinin 'vurma Recep din kardeşiyiz' yalvarmalarının da 'akan kanı durdurmadığını' anlamış olacak ki içine düşülen pek çok açmazlarımızdan biri olan ‘demokratikleşme’ ve ‘terörle mücadele’ konularında Başbakan Erdoğan artık bildiğini okuyacaktır. Anladığım kadarı ile yanlışlar içinde kıvranan Kürtçülük bağlamındaki bölücülük konusunda Sayın Erdoğan’ın eli her zamankinden daha da güçlü artık.

Kimi konuşmalarından dolayı toplum bilimci ya da siyasetçi olmaya kalkıştığını bildiğimiz ABD’li dil bilimci Prof. Noam Chomsky’nin bu ay başında Avustralya’da Sidney Operası’nda yaptığı uzun konuşmasında:

Herkes terörü durdurma konusunda kaygı içinde bulunuyor. Oysa bunun gerçekten kolay bir yolu var: Ona katılanları durdurunuz.’diyor.

Bu özlü tespit pek çok nedenlerden dolayı Türkiye’nin içine düşürüldüğü ‘bitmek bilmeyen terör saldırıları’ bağlamında da kimi yetkililere ışık tutacaktır sanırım. Ayrıca şu ya da bu nedenler ile terör örgütüne katılan ‘kişiler’ ile terör örgütüne hiç bir eleştiri getiremeyen etnik milliyetçiler ve bütün sinsi saldırılarına rağmen ‘teröre lânet’ okumayan BDP yetkilileri de umarım bu tespitlerden gerekli dersleri çıkartarak uygarlık yolundaki ilerleme sürecimizde önümüze çıkan ‘kardeş kanı dökülmesi olayları’ gerekli kültür, eğitim ve çağdaşlaşma girişimleri ile bir gün son bulur inşallah.

Başbakan Erdoğan’ın da vurguladığı gibi hangi açıdan değerlendirilir ise değerlendirilsin ‘özgürlüklerin de bir sınırı vardır.’ Çünkü bazı can alıcı ve yıkıcı taşkın davranışları da içeren kimi özgürlüklerin başladığı yerde diğer kişilerin ve dolaylı olarak da toplumun özgürlük alanları zarar görmeye başlar. Bu durumda ‘hukuk’ ve ‘sabır içinde’ kalmak şartı ile en zecri tedbirleri almaktan ya da çok ağır konuşmaktan başka hangi yol kalır? 

Alıntı kaynakları:

Başbakan R.T. Erdoğan için:

http://www.aa.com.tr

http://siyaset.milliyet.com.tr

http://www.hurriyet.com.tr

Prof. Noam Chomsky için:

http://play.sydneyoperahouse.com/ Noam-Chomsky-Problems-Knowledge-Freedom 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 570
Toplam yorum
: 661
Toplam mesaj
: 131
Ort. okunma sayısı
: 994
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster