Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Mart '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
747
 

Erdoğan'ın sağlık durumu, Suriye'nin geleceği, gölge CİA(Sratfor), Wikileaks, Taraf Gazetesi, Cemaat

Erdoğan'ın sağlık durumu, Suriye'nin geleceği, gölge CİA(Sratfor), Wikileaks, Taraf Gazetesi, Cemaat
 

Wikileaks'in sızdırdığı gölge CİA sayılan Sratfor'un belgeleri gündemi belirlemeye devam edeceğe benziyor.


Tarih hızlandı.

Gerek Türkiye’ye, gerek parçası olduğumuz ‘muhataralı coğrafya’ya ve gerekse de küresel gelişmelere baktığımızda bunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Evet, tarih hızlandı! İnsanlık, her nereye doğru ilerliyorsa (ya da ilerletiliyorsa!), işte oraya doğru yaptığı yolculuğu, giderek daha yüksek bir viteste gerçekleştirmeye başladı. 

İnsanoğlunun ve onun dünya diye vasıflandırılan yegâne ‘ev’inin; ‘tarih’ denilen o büyük ve büyülü anlatının aynasından yansıyan (ya da merceğinden kırılan) yolculuğuna ‘hız’ metaforu üzerinden yaklaşmama neden olan olgu, Taraf Gazetesinin 6 Mart 2012 tarihli nüshasının neredeyse bütün birinci sayfasını kaplayan özel haberdi.http://www.gazeteler.net/gazeteler.php?gazete=taraf ve

http://www.taraf.com.tr/haber/stratfor-erdogan-a-omur-bicmis.htm linkleri üzerinden erişilebilecek olan bu ilk sayfa, çok sayıda önemli gazetecilik olayını içermesiyle temayüz etmektedir. http://wikileaks.org/ ’un Türkiye’deki partneri olan Taraf Gazetesi, bahse konu site üzerinden okurlarına taşıdığı haberlerle, aslında satır araları, ciddi okumalar yapılarak anlamlandırılmaya ve deşifre edilmeye muhtaç olan çok ciddi bir fonksiyonu ifa etmektedir. 

Tespitlerime; kendisine, kabaca ve özetle ‘insanlığı; uluslar arası kurumların, hükümetlerin, çok uluslu şirketlerin ve kudretli simaların yapıp ettiklerinden (çevirdiği dolaplardan diye de okunabilir) haberdar etmek’ gibi kamusal bir misyonu görev olarak biçen; ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ve ABD Dışişleri Bakanlığının gizli yazışmalarından sonra, şimdi de ‘gölge CİA’ olarak nitelenen strateji, savunma, jeo-politik yorum ve haber sitesi http://www.stratfor.com/'un gizli elektronik yazışmalarını deşifre eden Wikileaks’in aktardığı ve Taraf’ın söz konusu nüshasına konu olan enformasyonun çok önemli bazı başlıklarına değinerek devam ediyorum.

Stratfor yazışmalarının bahse konu faslı, Türkiye’deki maaşlı ajanları / muhbirleri (bunların önemlicelerinden olduğu anlaşılan Faruk Demir yazımın ilerleyen bölümlerinde mercek altına alınacaktır) üzerinden derlediği bilgi ve yorumlarla, şu konulara eğilmekte:

1 – Başbakan Erdoğan’ın sağlık durumu ve ‘post-Erdoğan’ dönemde AKP ve Türkiye’yi yönetmesi muhtemel elitlerin / kadroların kimler olabileceği, bunlar arasındaki potansiyel mücadele ve rekabet ortamı;

2 - Türkiye’nin, Suriye’deki iç savaşın derinleşmesine yaptığı vakî katkıları ve savaşın ilerleyen evrelerinde alacağı (söz konusu ülkeyi nasıl işgal edeceğine dair ayrıntılı analizleri de içeren) müdahale pozisyonları;

3 – PKK ve KCK’nın aldıkları pozisyonlara ve yakın gelecek hakkındaki beklentilerine dair yorum ve analizler.

Erdoğan’ın başdanışmanı da* dahil olmak üzere, çok sayıda önemli simaya dayanılarak hazırlandığı iddia edilen bilgi notlarından ve analizlerden, Başbakan’ın sağlık durumu hakkında olanlara, konunun çok önemli ve güncel olması bakımından, ayrı bir başlık açılmasının doğru olacağını inanıyorum.

Erdoğan’ın sağlığına dair bilgileri veren kişi ‘Gölge CİA’nın, yani Stratfor’un, yılda 20,000 dolar karşılığında maaşa bağlayarak muhbiri/ajanı yaptığını ileri sürdüğü enerji uzmanı Faruk Demir’dir. Söz konusu şahsa dair ayrıntılı bilgiye, onun resmi sitesi olan http://www.mfarukdemir.com/default.asp üzerinden erişilebilir.

Hakkında bilgi verdiği, analiz yaptığı ve spekülasyonlar ürettiği ‘Erdoğan’ın sağlığı ve post-Erdoğan dönem’ temaları, mahiyeti itibarıyla çok hassas olduğu ve ülkemizin ve ulusumuzun stratejik çıkarlarını ve istikbalini çok yakından ilgilendirdiği için; bunların müellifi olarak deşifre olan bu şahsın kendi sitesinde yer alan özgeçmişinin linkini ayrıca paylaşıyorum: http://www.mfarukdemir.com/bio.asp

Bu özgeçmişten de kolayca görüleceği üzere, sitesinin diğer bölümlerinde, yıllarca önce yayınlanmış ve güncelliğini yitirmiş makalelerine bile yer veren Faruk Demir, Gölge CİA Stratfor’un maaşlı analisti/muhbiri olduğundan, en azından belli bir müddet bu işi yaptığından hiç bir şekilde bahsetmemektedir.

Öte yandan Demir, Taraf Gazetesinin bugünkü yayınından sonra, sitesinin giriş sayfasına şu açıklamayı koymak zorunda kalmıştır: http://www.mfarukdemir.com/default.asp

Burada, Stratfort’la arasında maddi çıkara dayalı bir ilişki olduğunu mahcup bir şekilde itiraf eden Faruk Demir, Erdoğan’ın sağlığıyla ilgili bilgilerin kaynağının kendisi olduğunu ise şiddetle reddetmektedir. Demir, bu tür durumlarda, zora düşen birçoklarının yaptığı üzere, üstü örtülü bir şekilde ‘iyi saatte olsunlar’ı (MOSSAD, ya da İsrail devleti olarak okunabilir) suçlamayı da ihmal etmemiştir.

Demir’in, yaşadığı bu büyük altüst oluş yüzünden; yukarıda paylaştığım itirazında, MOSSAD’ın ve İsrail devletinin paralel yapılanması gibi çalışan ve Stratfor’un Siyonist devlet nezdindeki mütekabili olan http://www.debka.com/ ‘u suçlaması bile benim için sürpriz olmazdı. Bir diğer deyişle bu, siz, esas olarak 'gölge CİA' için çalışırken, şahsınıza karşı yapılan bir ‘tertibin’ müellifi ve mümessili olarak, sizin akçalı ilişki içerisinde olduğunuz mezkûr yapıyla hiçbir stratejik problemi olmayan (muhtemelen de onunla yakın iş birliği içinde olan) MOSSAD’ın paralel yapılanmasını göstermek gibi bir fikri sefalete tekabül etmektedir. Evet, duçar olduğu çözümü fevkalâde müşkül pozisyonel ve psikolojik açmazlar yüzünden, Demir’in, böylesi bir entellektüel enkaz üzerinde müdafaa kurmaya çalıtığını görmek bile, işlerin geldiği bu raddeden sonra, artık çok da şaşırtıcı olmayacaktır. 

Faruk Demir, suçüstü yakalanmanın ve ülkesinin başbakanını 'gölge CİA’ye jurnallemenin suçluluk psikolojisi ve ruh ezikliği içerisinde, yaşadığı şuur bulanıklığıyla, ne yazık ki ne dediğini bilemez hale gelmiştir.

Faruk Demir’in yaşadığı trajedi; Anadolu’nun mütevazi bir köyünden gelen zeki, (kuvvetle muhtemeldir ki) muhafazakâr tandanslı, iyi eğitimli ve gerçekten donanımlı bir gencin, 30 yıl boyunca bin bir zorlukla ve adeta tuğla üzerine tuğla koyarcasına oluşturduğu kimliğini ve kişiliğini; dizginleyemediği hırsı ve kariyer basamaklarını biran önce tırmanmak arzusu yüzünden, nasıl da berbat ve berhava edebileceğine antolojilik ve ibretlik bir numune oluşturmaktadır. Bir diğer deyişle, istihbarat örgütleriyle, ya da onların paralel, 'gölge' ve legal yapılanmalarıyla şu ya da bu şekilde ‘dans etme’ye kalkışmanın, bundan fayda sağlamayı umanların büyük hüsranlara gark olacağı ‘çok taraflı casusluk süreçlerini’ tetikleyebileceğini bize söyleyen bir ispiyonaj ve kontr-ispiyonaj öyküsüdür bu.

Yukarıda da belirttiğim üzere, Faruk Demir; Erdoğan’ı ameliyat eden Prof. Dr. Dursun Buğra’dan, Başbakan’ın iki yıl ömrü kaldığı bilgisini dolaylı yoldan alarak bunu Stratfor’a bildirdiğini şiddetle reddetmektedir. Taraf’ın 6 Mart 2012 tatrihli yayınından sonra, Prof. Buğra da, hem Erdoğan’ın kanser olmadığını ve hem de buna dair hiç kimseyle herhangi bir paylaşımda bulunmadığını kat'i bir şekilde dile getirmiştir.

Taraf Gazetesinin, bu vak’a özelinde yaptığı gazetecilik vesilesiyle, onun duruşuna dair bazı tespitleri paylaşmanın, bu yazı üzerinden okura geçilmeye çalışılan mesajları kuvvetlendireceğine inanmaktayım.  

Hakkaniyet ve nesnel duruş adına öncelikle şunu teslim etmek durumundayım: eleştirdiğim birçok yaklaşımına karşın, habercilik faaliyeti en genel manada değerlendirildiğinde, Taraf Gazetesi, yıllardır yaptığı 'farklı' gazetecilik sayesinde, sadece ülkemizdeki aktörler tarafından değil, Türkiye hakkında ciddi ve derinlemesine bilgilenmek isteyen, kelimenin hakiki manasıyla, bütün küresel oyuncular tarafından da dikkatle izlenmektedir. 

Son MİT gerilimi yüzünden hükümetle (Erdoğan) Cemaat (camiaya yakın polis ve yargı bürokrasisi) arasında gerçekleşen 'satranç hamleleri' ile, her iki cenahtan kanaat önderleri arasındaki tartışma ve polemiklerde, mezkûr mevkutenin, editoryal olarak tarafsız kalmaya çalıştığı, öte taraftan, köşelerindeki yorumlarda ise, daha çok Cemaat’e yakın görüşlerin dillendirildiği ileri sürüldüğünde, bunun hakikatle çok da gayrı-mutabık olmadığı pekalâ söylenebilir diye düşünenlerdenim. Türkiye’deki bütün güç dengelerini alt-üst edecek ve bütün taşların yerinden oynamasına neden olacak olan spektaküler ‘post-Erdoğan’ tartışmalarını birinci sayfadan ve sürmanşetten gören Taraf Gazetesinin, bu tercihi yüzünden, pozisyonel olarak, alenen Cemaat yanlısı olarak tavsif edilemese de, Erdoğan’a da çok hayırhah ve dostane yaklaşan bir duruş sergilediği pek söylenemez sanırım. 

Taraf gazetesinin yayınlamaya devam ettiği Wikileaks belgeleri, daha uzunca bir süre Türkiye'nin (ve belki de Kürrre-i Arz'daki bir çok memleketin) gündemini belirlemeye devam edecek gibi gözükmektedir. Okuduğunuz metnin son argümanlarının, Wikileaks’in burada tarife çalıştığım küresel misyonu sebebiyle, onun insanlığa sunduğu imkânlara (umutlar, fırsatlar, avantajlar, çözümler....) dair olması, yazının mantıksal örgüsünü besleyecektir diye düşünüyorum. Wikileaks çağında, artık hiçbir yazışmanın gizli kalamayacağı, hatta gizli kalmak ne kelime, her türlü gizli kapaklı muhaberatın ve mesaj akışının her an alenileşerek insanlığın gündeminin baş köşesine yerleşebileceği ayan beyan çıkmıştır artık ortaya. Bir diğer deyişle; biz, sıradan yurttaşların, sokaktaki insanın; ortalama yurttaşın devletler, şirketler, uluslar arası örgütler ve egemenler karşısında hakkımızı savunacak bir Don Kişot’umuz vardır artık: Wikileaks!

Evet, Wikileaks, dünya yurttaşlarının aktüel uğraktaki Don Kişot'udur! 

Bu keyfiyetin; insanlığın ezici çoğunluğunu oluşturan ezilenler, yoksullar, mülksüzler, mazlumlar, mağdurlar ve mâdunlar adına, geleceğe umutla bakılmasını sağlayacak bir dizi faktörden birisi olduğunun kabulü, doğrusu benim için ciddi bir iyimserlik nedenidir ve başlı başına da çok önemlidir. 

'Teknolojik devrimler çağında, artık sosyal ve politik devrimler miyadını doldurmuştur!' mu demek istiyorum? 

Enteresan, ufuk açıcı ve ama yanlış anlaşılmaya müsait olması bakımından bir o kadar da 'muhataralı' olan bu konuyu başka bir yazıda tartışmayı umuyorum. 

*Yazışmalarda IK olarak geçen Başbakanlık Baş Danışmanının İbrahim Kalın olduğunu iddia eden 'Gölge CİA' Sratfor, Kalın'ın Dışişleri Bakanlığı koltuğunda gözü olduğunu da ileri sürmekte. Bu bahis, müstakil bir yazıda, ayrıca (belki de kapsamlı bir İbrahim Kalın portresi içinde) ele alınmayı hak edecek denli önemlidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 293
Toplam yorum
: 148
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 1439
Kayıt tarihi
: 29.08.11
 
 

1958 Fatih / İstanbul doğumlu. Etiler Lisesi ve İTÜ Maden Fakültesi Petrol Mühendisliği Bölümü me..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster