Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Sonsuzluk (Osman Özeker)

http://blog.milliyet.com.tr/yasev

11 Temmuz '08

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
153
 

Ergenekon'un insani boyutu

Aylardır bir türlü kamuoyunun gündeminden düşmeyen “Ergenekon Soruşturması” temmuz ayının başında gözaltılar, tutuklamalar derken, gündemi yine belirlemiştir.

Emekli paşaların, ATO Başkanının ve diğer bazı insanların tutuklanması sonrası medya yine “Ergenekon” batağına saplanmış bir türlü kendisini bu bataklıktan kurtaramamıştır.

Bugün sizlere Ergenekon’la ilgili ne hukuki boyutu, ne de geleceği konusunda herhangi bir bilgi, fikir vermeyi düşünmedim, bu konuda yorum ve görüş yazmayı da etik bulmuyorum.

Bugün beni “Ergenekon’un” insani boyutu ilgilendiriyor.



Gözaltına alınıp mahkemece serbest bırakılan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Sayın Mustafa Balbay, Pazar günü ART. TV. Deyine meslektaşı Emin Çölaşan’la yaklaşık iki buçuk saat süren bir söyleşide bulundu.

Bu söyleşide “Ergenekon Soruşturması kapsamında evinden alınışı, sonrasında dört günlük gözaltı süresince yaşadıkları, sorgulanışı sırasında iç dünyasında yaşadığı duygularını, içindeki fırtınaları tüm çıplaklığıyla ve samimiyeti ile bizlerle, Türk halkıyla paylaştı.

Sayın Balbay gözaltı süreci boyunca yaşadığı acıları, çektiği sıkıntıları kendi ifadesiyle”Bunları iç dünyanızda yaşıyorsunuz, beyninizde fırtınalar kopuyor, bir yandan ne olacak, bu işin ucu nereye varacak tedirginliği, diğer yandan ise geride bıraktıklarınız, onlarında sizle birlikte çekeceği acılar gözlerinizin önünden sinema şeridi gibi geçiyor”.

Araştırmacı bir gazeteci olan ve Cumhuriyet gibi asırlık bir gazetenin Ankara Temsilciliğini yapan Mustafa Balbay kendisini çok iyi bilmesine rağmen”40 günlük çocuğunuz, eşiniz, eviniz gözünüzün önüne geliyor, ” annesinin söylediği sözlerini bir anda hatırlıyor:

—Saç kıvamını bulur, hamur biter,

İnsan kıvamını bulur ömür biter.

Mustafa Balbay dört günlük gözaltı sonrası mahkemesi dışardan devam etmek şartıyla serbest bırakıldı. Ancak görülüyor ki; Kendisi ile birlikte, ailesi, sevenleri de O’nunla birlikte bu acılara ortak oldular, birlikte yaşadılar

Dün SKY. TV. De yine Mustafa Balbay gibi “Ergenekon çete üyesi olmak ve halkı silahlı isyana teşvik etmekten” gözaltına alınan ve gözaltı sonrası serbest bırakılan araştırmacı yazar, strateji uzmanı Erol Mütercimler de serbest bırakılması sonrası yaşadıklarını tüm çıplaklığıyla anlatmış ve o acı dolu saatleri bizlerle, Türk halkıyla paylaştı.

Erol Mütercimler’inde yaşadıkları, çektiği sıkıntı ve acılar meslektaşı Mustafa Balbay’dan farklı değildi. Erol Hoca yaşadığı travmaları ve iç dünyasını ise şu cümlede özetliyordu:

—Polislerin, savcıların karşısında ve onların gözünde kendinizi bir hamam böceği gibi hissediyorsunuz. Bu insanlar o kadar nazik, o kadar kibar olmalarına rağmen işlerinde çok ustalar.

Söyleşi programının sonlarına doğru , serbest bırakıldıktan sonra ders verdiği üniversiteye giderken yaşadığı bir olay ise çok çarpıcıydı.

Erol Hoca arabasını park ettikten sonra üniversiteye doğru yürümeye başlar. Bayan bir öğrencisiyle karşılaşır.

Öğrenci hocasını görünce “Geçmiş olsun hocam” der ve hemen sarılır, hocasını öper. Daha sonra öğrencisi Erol Hocaya:

—Hocam verdiğiniz araştırma ödev notlarını yok edeyim mi? Diye sorar.

Erol Hoca Şaşırır ve sorar:

—Neden yok etmek istiyor sunuz?

Öğrencisi:

—Hocam babam da ısrar etti, bu ödev notlarını yok et dedi.

Erol Hoca “Terörle ilgili” öğrencisine verdiği araştırma notlarının yok edilmemesini öğrencisinden ister ve ayrılırlar.

“Üç dört dakika adeta dizlerimin bağı çözüldü, yürüyemiyordum” diyor, Erol hoca.

Bu olayın insanı dehşete düşüren boyutu ise “Öğrencinin araştırma notlarını Ergenekoncu diye” bir gün kapısının çalınacağından, evde bulunacak bu araştırmanın ilerde kendisine ya da hocasına “(1) nolu belge” olarak sunulabileceğinden korktuğu için yok etmek istiyordu.

Erol Hocanın birebir yaşadığı bu örnekte de görüldüğü gibi insanlarda bir korku hakimdir. Emekli askerler, aydınlar, gazeteciler, öğrenciler korku içindedirler.

Toplum öyle bir gerildi ki, öyle bir tedirgin hale getirildi ki artık herkes kendi gölgesinden korkar bir hale geldi.

Kanımca işte bu noktada, araştırmacılara, psıkoloğlara, psıkiatristlere ve toplum bilimcilerine büyük görev düşüyor.

Toplum bilimcileri “Ergenekon olayının “İnsani” boyutunu mutlaka araştırmalı, irdelemeli, sonuçlarını da kamuoyuyla paylaşmalıdır.

Dünyada ve tarihte hiçbir güç, hiçbir diktatör tedirginlik yaratarak, korku yaratarak imparatorluklar kuramamış, hükümet edememiş, yok olup gitmişlerdir.

Zaten birçok ekonomik sıkıntıyla boğuşan, büyük çoğunluğu ise stres altında yaşayan Türk halkına bir de “Korku İmparatorluğu” yaratmayalım ve yaşatmayalım.

OSMAN ÖZEKER.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 281
Toplam yorum
: 232
Toplam mesaj
: 57
Ort. okunma sayısı
: 2916
Kayıt tarihi
: 11.07.08
 
 

1949 Konya Ereğli doğumlu olup, halen İzmir'de oturmaktayım. A.Ü. Eğitim Fakûltesi mezunuyum  Ata..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster