Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
585
 

Ergenekoncuya oh olsun mu demeli?

Ergenekoncuya oh olsun mu demeli?
 

Ergenekon'un da Panzehiri Var


Ergenekon örgütüne üye olmak ve darbeye teşebbüs suçlamasıyla bazı üst düzey muvazzaf subayların Hasdal Cezaevine kapatıldıklarını öğrenince karmakarışık hisler yaşadım. Yüreğim “Oh olsun, layıklarını buldular!” diye yarım yamalak sevinirken, beynim farklı düşünüyordu… 

Aralarında Hasdal’ın da bulunduğu kışlalar 12 Eylül döneminde darbeciler tarafından cezaevine dönüştürülmüştü. Devrimci gençlerin özgürlüklerini yok etmek, işkence ve eziyet etmek için. Gelin görün ki, benim de birkaç ay misafir(!) edildiğim Hasdal cezaevi, bugün darbeciler için kullanılıyor. Bizim için inşa ettikleri cezaevleri onlara da nasip olacakmış… 

Etme bulma dünyası diye sevinmem lazım; yapamıyorum… 

Darbe döneminde ya da öncesinde evlerimiz, yurtlarımız, işyerlerimiz sabahın köründe basılır; her yer darmadağın edilirdi. Maksat huzursuz olalım, soluk almayalım. Gözaltına alınır, eziyet görürdük, tutuklananlarımız olurdu. Delile ne hacet, mahkeme polisin tutanağı yeterli bulur; olmadı polis, bastığı yere ne yapar eder bir suç unsuru bırakıverirdi. Basılan evlerde kurşunlanarak öldürülenlerden hiç bahsetmedim bile. 

O günlerde bu tezgâhları kuranların fikri takipçilerine şimdi kısmen de olsa aynısı yapılıyor. “Hak yerini buldu, ” demem lazım; diyemiyorum… 

Ne ile suçlandığımızı bilmeden yıllarca hapishanelerde tutulurduk. Mesela ben tam iki buçuk yıl hiç yargılanmadan tutuklu kaldım. Yakınlarıma hep “Bir aya kalmaz dışarıdayım, ” derken bir de bakmışım üçüncü yıla girmişiz ve savcı idamımı talep etmiş. 

O günün darbecileri bize yargılama konusunda her ne yapmışsa; takipçilerinin başına bugün aynı şeyler geliyor. “Beter olun!” diyesim geliyor; beynim “o kadar da değil, ” diye frenliyor dilimi… 

Ne oldum değil, ne olacağım demeli… 

Dün her şeye kadir olduğunu zannedenler, bugün yargısız infaza uğruyor, evleri basılıyor, aileleri perişan… 

Şüphesiz aralarında masum olanlar var. Ama yüzlerce insanın kanına girdiğini itiraf edenler de. Mahkeme karar verdiğinde sonucu hep birlikte öğreneceğiz. 

Ya bugün Allah’tan büyük olduğunu sananların, yarın aynısına maruz kalmayacağını kim garanti edebilir? 

Söyleyeyim: Hukuk… 

Hukuk herkese lazım; katile, caniye, hırsıza, soyguncuya, işkenceciye, tecavüzcüye, hatta darbeciye bile… Hatta saltanatın hiç bitmeyeceğini zannedip hukukun canına okuyanlara da… 

Er ya da geç adalet yerini buluyor. O da olmadı, ilahi adalet var… Hak divanı var… Ulu divan var… Mahşer var... Var oğlu var… 

Ferhan Şensoy’un Şahları da Vururlar isimli oyununu bilirsiniz. Molla Devrimi sonrası İran’ı anlatır. Orada idamla yargılanan bir tutuklu yakarır: İktidara her gelen idam sehpaları kurdu, astı… Dilerim bir gün İran’da iktidara gelenler, artık kimse asılmayacak diye ferman buyurur. 

Ben de dilerim ki, sabahın köründe kapısı çalınan düşmanım bile olsa, karşısına çıkan kapıcıdan başkası olmasın… 

Niyazım odur ki, hiç kimse mahkeme kapısında sürünmesin, haksız ve delilsiz suçlamaya maruz kalmasın, insanlık dışı koşullarda tutukluluk yaşamasın, tutukluluğu cezaya dönüşmesin… 

Arzu ederim ki adalet bu ülkenin her köşesine nüfuz etsin… Herkes, ama en çok da genç nesiller geleceklerini özel ya da genel sigortaya emanet etmek kadar güvenceyi adalette bulsun. Başları ne zaman sıkışsa, adaletin imdatlarına koşacağından emin olsun. Adalet bu ülkenin Hızır’ı olsun… 

Bu ülkenin toprakları, dağları, yolları, caddeleri, meydanları, sokakları çiçek koksun; ama ondan daha da fazla adalet… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sizin Netekim 12 Eylül'de Geldiler adlı kitabınızdan bir cezaevi anınızı anlatacağım. Sizlere işkence yapan polisleri yattığınız cezaevinin penceresinden görünce hep birlikte bağırmıştınız 'işkenceciler hesap verecek' diye ; ama onlar arabadan size sol elleriyle sağ bileklerini tutarak ve sağ ellerinin işaret ve orta parmağının arasından baş parmaklarını çıkarmak suretiyle sallama hareketini yaaa niye uzatıyorum kısacası 'nah' işaretini yapmışlardı. Şimdi asıl onlara yapmak gerek bu işareti. Darbecilerin ve işkencecilerin hesap günü gelmiştir belki de ne dersiniz hoş olmaz mı ? İntikam için değil yanlış anlaşılmasın ben de sizin gibi düşünüyorum. Ama bu gün biz üniversite öğrencilerinin de bunları yaşamayacağına garanti istiyoruz. Haaa bu arada eğer ki illa yaşayacaksınız derlerse de eywallah biz hazırız. Ama unutmayın ki zalimin zulmü varsa .......................... Anladınız siz onu ...

Mustafa Tunç 
 23.02.2011 14:46
Cevap :
Sizin yaşlarda insan hesap sorma konusunda çok istekli oluyor Mustafa. Yıllar, acıları tortu haline getirip insanı yumuşatıyor. 30 sene sonra bugünkünden çok farklı düşündüğünü göreceksin...  24.02.2011 17:38
 

İntikam duyusunun tatmin olması adaletin başarısı sayılmaz. Kendini Allah'tan büyük görenler Allah adına küçük günahlar işleyenlerden daha fazla cehennem hak etmezler. Burada ne "oh olsun ne ayıp oldu" demek doğrudur. Yargının bu ayıbı yıllardıri AKP öncelerinden beri süregelmektedir zaten. Ancak bu yargısal bozukluğun ordu komutanlarını da rahatsız edebilir olması demorasi adına hayırlıdır. Bu sayede yargıya daha adil ve hızlı işlevsellik kazandırmak siyaseten kolaylaşacaktır. Hızlı, adil ve hüküm öncesi özgürlük kısıtlamasına rağbet etmeyen bir yargı da demokrasi için çok hayırlı bir unsur olacaktır. sevgilerle

Muharrem Soyek 
 19.02.2011 11:46
Cevap :
Teşekkür ederim ağabey. Dünyada şu ana kadar her yerde geçerli olan ilke şu: Galip olan hükmü verir... İşte bu olmasın isterim. Sevgiler.  21.02.2011 16:08
 

Dilediğiniz bir toplum zor, daha pek çok on yıl gerektirir. Çünkü Türkiye'de siyaset siyasallaşmıştır! Yani iktidar adilce, eşitçe ve tüm halkın ve tüm düşüncelerin haklarını koruyarak elde edilmek istenmiyor. Elde edildiğinde de böylesi nötr bir siyaset anlayışı mümkün olmuyor. Ayrıca daha Türkiye'de siyasal tercihler dinsel eğilimlere göre oluşuyor. Bunların ortadan kalkması ise onlarcı yılı gerektirir. Öte taraftan, geçmişte askerlerin su işlemiş olmasını şu anki askerlerin haklarında somut suç ve delil ortaya konmadıkça, sırf yaptığı meslekten dolayı, suçlu diye görmek, ya da geçmişteki suçluların öcünü almak, çağdaş ve adil bir insanın düşüncesi olamaz. Adalet, intikam için değildir. Eğer siz geçmişte askerler böyle yaptığı diye, hukuksal yeterliliği olmadan askerlere eziyet çektirirseniz, geçmişte şansen size eziyet çektirenlerle aynılaşmış olursunuz, hukuku intikama, iktidarı siyasallaştırmaya başlarsınız. Ayrıca her dönem farklıdır, toplum sarmaldır, dairesel değil.

Erdal Aydın 
 18.02.2011 22:33
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim. Ben de aynı şeyleri yazdım: Herkese adil olmalı...  19.02.2011 11:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 179
Toplam yorum
: 304
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 2019
Kayıt tarihi
: 03.10.07
 
 

1958'de Trabzon'da doğdu. Darüşşafaka Lisesi ve M.Ü. Siyasal Bilimler Fakültesi'nden mezun oldu. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster