Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Aralık '08

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
544
 

Ergenliğe adımlar

Ergenliğe adımlar
 

Aşklarım ve Ben


“Çocuklarım büyüdüler mi ne? Ama onlar hala yanlışlar yapıyor? Çok dalgınlar. Hem de dağınıklar. Neden uyarılarıma ters tepki veriyorlar? “

Üç beş aydır kendi kendime sorduğum soru bunlar.

Bundan 15 gün kadar önceydi, hafta sonuydu. Mutfakta sabah kavaltısı hazırlayacaktık. Annemiz bütün hafta erken kalkıyor. Hadi, ona bir güzellik yapalım dedik.

Üç kişi girdik mutfağa. Aman Allah’ım iki dakika geçmeden kızılca kıyamet koptu. Herkes birbirine bağırıyordu.

— Yumurtaları ben kıracağım!

— Hayır, İdil sen kıramazsın!

— Abi, sen karışma! Ben yaparım...

— İdiiilll!... Offf yaa....! Babaaa... İdil'e bişey söyle!

— Ya çocuklar birbirinize bağırmayın! Hay Allah! Şimdi pataklayacağım ikinizi de!

— Ama baba yumurtaları ben kıracaktım!

— İyi, yumurtaları İdil kırsın, Erinç, sen de çırparsın!

— Erinç, bak şu İnternete kaç yumurta, ne kadar süt konacaktı krepe?

—Tamam baba!

Hep beraber bilgisayarın başına.

— İdilll... sen karışma!

— Baba, ne diyor abim baksana.

— Erinç sen bi dur! Ben bakayım.

— Offf.. Baba! Yapamayacaksın işte....

Bu arada çırpıcı Erinç tarafından kurulmuş bile. Ben ise kendilerine zarar verecekler diye sürekli tetikteyim. Sinirlerim gergin.

— Sen şöyle, sen de böyle, ben şunları yapayım, diye diye aradan bir 10 dakika kadar zaman geçmişti. Herkes birbirini kabullenmiş, gürültü patırtı kesilmişti. Sonunda neşeli bir sabah kahvaltısı gerçekleştirmiştik. Annemiz biraz rahatsız olmuştu ama… Olacak artık o kadar.

Yine bayramın son günü olacak, benim ufaklılıklar biriktirdikleri parayla kendilerine “elektronik monopole” almaya karar vermişler. Bana geldiler:

— Baba biz “elektronik monopole” alacağız, paramız yetmezse yardım eder misin?

— Olur, dedim.

Biraz canım sıkılmıştı. Yine bir sürü masrafa sokacaklardı beni. Bu ara paraya da ihtiyacım var laf aramızda. Neyse, dediklerini almak için evden çıktık. Kurtuluş yoktu. Marketin içinde gezindik. Onların istediği oyun türünün bir değişiğini ben daha önce onlara almıştım. Farklı bir oyun almaları için ikna ettim. Bu konuda pek maharetliyimdir. “Pantolon” diye çıkarız evden, “ceket” alır geliriz. (Bu huyumu bildiğim için aslında biraz da canım buna sıkılmıştı.) Sonunda onların istediği değil benim dediğim “Tabu” oyunu alınmıştı. Üstüne bir de anlaşma yapmıştık. Onlar para vermeyecekler, biriktirdikleri parayı iki hafta benden harçlık almadan yetireceklerdi. Kabul ettiler. Eve geldik.

Erinç:

— Baba, yine senin istediğini aldık, diye sitem etti.

Eve geldiğimizde aldığımız oyunun iki kişiyle oynanamayacağı ortaya çıkmıştı. Takım oyunuydu “Tabu”. Mecburen oyuna biz büyükler de dahil olmak zorunda kaldık. Erinç hemen “Baba, ben sana demedim mi?”yi yapıştırdı.

Oyun dört bölümden oluşuyordu. Tabu olan sözcükleri kullanmayarak soruyu eşine anlatıp yanıtı alma üzerine kurulmuştu. Kızımın yardıma ihtiyacı olduğunu düşünerek müdahalelerde bulunuyorduk hepimiz. Bu durum onu rahatsız ediyordu. Bu arada Erinç’in söylediklerine de pek kulak asmıyorduk. Dersini çalışan oydu halbuki, Sonuçta herkes birbirine girdi yine. Oyunun sonuna doğru müdahalelerden yavaş yavaş vaz geçmeye başlamıştık.

Oyunun sonunda en beceriksiz ben çıkmıştım. Benimle kimse ortak olmak istemiyor artık. Ama beni kabullenen yine kızım olmuştu. Canım benim...

Evet, birbirimizin varlığını kabullenmeyi öğrenmeye başlamıştım.

Uzun zamandır görev dağılımı yaparak, ailece, bir şeyler yapmadığımızın fakına varmıştım.

“Biz artık büyüdük, bizi tanıyın!” mesajları geliyormuş da farkına varamamıştım.

Zaman ne çabuk geçiyor?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Dost, benim pek beceremediğimi (yazılarda kendini anlatmak) pek güzel yapıyorsun... Ben başbakanı, Atatürk'ü, Baykal'ı vb. sayfalar dolusu anlatırım da , kendimi anlatmakta zorlanırım... Sanırım asıl iş kendini anlatmakta... Bu yazını okuduktan sonra deneyeceğim... Eşinden "annemiz" diye söz etmen pek güzel... Benim çocuğum yok, olmasını da hiç istememiştim de şimdi senin yazını okuyunca "yanlış mı yaptım" diye düşündüm. Yani ne yalan söyleyeyim "az imrendim"... Saygımla... Çocukları benim için öp

UFUK KESİCİ 
 01.02.2009 1:46
Cevap :
İltifanız için teşekkür ederim. Bir tür rehabilite kendini anlatmak. Böylece insanın kendine çeki düzen verdirdiğini fark ettim. Ben de çocuklarımı 40 yaşından sora yakaladım. Onları tekrar sizin için öptüm. Saygı sevgiyle kalın.  01.02.2009 10:20
 

Zaman nasıl geçiyor hem de...yazınızı okuyunca 15 sene öncesine gittim, çocuklarımın bize karşı kişilik savaşları aklıma geldi:)) gülümsedim...keşke yine yanımda olsalar yine bağırıp çağırsalar dedim...şimdi istesem de olmuyor işte, uzaktalar, bir araya geldiğimizde de artık konuşulan konular çok farklı...ama torunum var 1.5 yaşında hepsinin pabucunu dama attı:))...torunum biraz daha büyüsün de onunla internette chat yapacağım günleri sabırsızlıkla bekliyorum...ailinize sağlıklı ve mutlu bir yaşam diliyorum...sevgiler

ÇokEskidendi 
 16.12.2008 18:05
Cevap :
Biz de o günleri görebilecek miyiz bilemiyorum. Ama her anın tadını çıkarmayı bir becerebilsem(k). Teşekkür ederim. Saygılar.  16.12.2008 20:52
 

Ne kadar güzel, kuşaklar farklı, cinsiyet farklı, dünyaya bakış farklı. Ama bir aile, Herşey tartışılıyor, kimse incitilmeden. Şiddet kuulanılmadan. kalp kırılmadan. darılmadan. Tüm dünya halkları da bunu başarabilir. Ama...?????????

Yapukay 
 16.12.2008 13:32
Cevap :
Evet, başarmak zorundayız. Sabır, empati, anlayış...Bilmiyorum? Saygılar..  16.12.2008 20:57
 

Merak etmeyin, anneleri her şeyin farkındadır. Siz anneye yardımıcı olun, gerisi kolay atlatılır.

Muharrem Soyek 
 16.12.2008 11:31
Cevap :
Kim doldurabilir anaların yerini değil mi efendim? Teşekkürler.  17.12.2008 8:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 59
Toplam yorum
: 124
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 891
Kayıt tarihi
: 02.10.08
 
 

1955 Milas doğumluyum. Nüfüs kaydım orada ama "doğduğun yer değil, doyduğun yer" memleketin olurmuş ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster