Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Temmuz '06

 
Kategori
İstanbul
Okunma Sayısı
1706
 

Erguvan aşkların en güzeli

Erguvan aşkların en güzeli
 

İstanbul’un ve İstanbul Boğazı’nın en güzel zamanları bahar ve hazan aylarıdır.

Baharda pembe Erguvanlar, mor Salkımlar, beyaz ve kırmızı Atkestaneleri yeşilin üzerinde tarifsiz bir renk cümbüşü sunar. Mevsimin serin veya sıcak gitmesine bağlı olarak İstanbul boğazının iki yakasında Nisan ayının son iki haftasından Mayıs ayının ilk iki haftasına kadar süren bir aylık dönemde yaklaşık iki hafta kadar yeşil yamaçlar pembeleşir kızarır. İşte Erguvanlar çiçek açmıştır.

İstanbullulara baharın geldiğini müjdeler bir seyrayin sunar. Erguvan İstanbul’un yerli ağacıdır.

Şehirler ve ağaçlar arasındaki ilişkileri araştırırken gördüm, okudum. Japonya şehirlerini ve Japon halkını kiraz ağaçlarından ayrı düşünemezsiniz. Her yıl kiraz ağaçlarının çiçek mevsiminde Japon şehirleri bir bayram yerine döner. Meraklısı Sakura (kiraz) veya hanami yazıp şu meşhur google da bir tarama yapıp bakabilir. Tabiî ki bu aramada bir de karşılarına Washington şehri çıkacaktır. Japonya neresi Washington neresi diyeceksiniz. 1912 yılında bir Amerikalı çift Japonya’dan Washington’a 3000 kiraz fidanı götürüp dikiyorlar. Her yıl orada da “cherry blossum” şenliği düzenliyorlar. 2006 da 94.sü yapılacak. Washington ilkbaharda sadece ABD’nin başka şehirlerinden değil dünyanın dört bir yanından gelen konuklarını ağırlıyor.

Keza Güney Afrika’nın idari başkenti Pretoria şehri de bizim sonbaharımıza denk gelen ilkbahar mevsimlerinde eflatun rengine boyanır. Şehri havadan yeşil ve eflatun ebrusu olarak görürsünüz. Rengi veren Jakaranda ağacıdır. Jakaranda zamanı daha fazla turist çekiyor.

Çınar ağacı nasıl Osmanlı’nın alamet-i farikası olmuşsa Erguvan da İstanbul için öyledir. Erguvan İstanbul’u İstanbul yapan Minareler, Camiler, Kuleler, Çiniler, Laleler, Güvercinler, Martılar gibidir. Yeni tabirle İstanbul’u marka yapan değerlerdendir.

Erguvan İstanbul var olduğundan beri burada yaşar. Gövdesinin her tarafından fışkıran çiçekleri insana hayatı müjdeler. İstanbul’un pek çok mezarlığında boy veren Erguvanlar ölüm mekanlarında hayatı anlatırlar.

Erguvan tabiat aşıklarının, şairlerin, ressamların dikkatini her dem üzerinde toplamıştır.

İnsan güzeli sever, atalarımız da İstanbul’un bu güzelliğini hemen fark etmişler ve dizelerinde bu ağaca ve uyandırdığı duygulara yer vermişlerdir. Divan şiirinin tüm bilinen bilinmeyen şairleri mutlaka bir Erguvan demiştir.

Halk ozanları da Erguvan söylemişlerdir.

Bugün ben bir güzel gördüm, Hilal kaşı keman olmuş, Dili bülbül saçı sümbül, Yanağı erguvan olmuş diyor Gevheri.

“Hatırlatacak bize sen çocukluğumuzu, Erguvanlı bir bahçe, mor salkımlı bir duvar “ derken Ziya Osman Saba eski İstanbul’u tarif eder. İstanbul eskiden böyleydi. İnsanlar ağaca ancak insan için gerekli bir araç, faydalı bir iş için kıyarlardı. Kurbanlık koyunları kurban ederken nasıl severlerdi ise öyleydi insan ağaç ilişkisi. Gerektiğinde kesilirdi. Ama tahrip edilmezdi, kıyılmazdı, yok edilmezdi.

Türk edebiyatının büyük ustalarından olan Ahmet Hamdi Tanpınar ‘Beş Şehir’adlı kitabında baharı şöyle cümleleştirir. ‘O, şehirlerimizin ufkunda her bahar bir Dionyssos rüyası gibi sarhoş ve renkli doğar. Dünyanın tekrar değiştiğini, tabiatın ağır uykusundan uyandığını haber vermek ister gibi zengin, cümbüşü israfıyla her tarafı donatır, bahar şarkısını söyler. İstanbul surlarının üstünde çok eski bir sabah ezanının oracığa takılmış kırık parçasına benzeyen küçük bir caminin, Manavkadı ( Bu cami kayıtlarda Kadıasker İvaz Efendi Camii diye geçiyor ve Edirnekapı’da Anemas Zindanlarının üstünde) Camii’nin yıkık duvarları arasında tek başına fırlamış bir erguvan ağacı vardır ki, bana gösterdikleri günden beri her bahar bir kerecik ziyaretine gider, bu şehrin sabahlarında toplanmış hissini veren mahmur bakışlı kandilleri seyrederdim. Harap ve bakımsız mazi yadigaları ve etrafında uyuyan ölüler arasında bu erguvan ağacı benim için ezeli bir ebedi arzunun, daima yenileşen hayat akışının bir timsalidir ve manzaraya hakim yumuşak duruşundan bu fazlasıyla hissedilir...’

Bir İstanbul sevdalısı olan rahmetli Prof. Dr. Süheyl Ünver de İstanbul’u Erguvanlarıyla beraber değişik zamanlarda resmetmiş. Süheyl Hoca 1966 yılında Sabah gazetesinde önemli bir makale yayınlamış ve İstanbul Belediye Başkanlarını her yıl İstanbul’da bir Erguvan Şenliği düzenlemeye davet etmiş. Hatta Mayıs ayının adını Erguvan ayı, İstanbul Boğazı’nın adını da Erguvan Boğazı koyalım teklifinde bulunmuş. Şehir, insan ve tabiatı ile beraber var olmuştu sanki.

Yıllar ve yaşananlar bu ilişkiyi kopartmış durumda ve bizler bu ilişkiyi yeniden kurmaya insanlara Erguvanları ve diğerlerini yeniden fark ettirmeye çalışıyoruz. İşte Süheyl Hoca’nın vasiyetini yerine getiren öğrencileri olarak onun izinden gidiyoruz. Mirasın bir parçası da Erguvan sahip çıkın.

Ey sevgili okur ister İstanbul’da ol ister İstanbul dışında. Şimdiden duyuruyorum Erguvan vakti saati geldiğinde aileni, eşini, çocuğunu, anneni, babanı, dostunu, arkadaşını çık boğaza seyret Erguvanları. Yaşama sevincini ve İstanbul’da Erguvan neşesini ve bu renk cümbüşünü onlarla paylaş.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1518
Kayıt tarihi
: 04.07.06
 
 

Milliyet'in ve teknolojinin sunduğu bu güzellikten yararlanarak huzurunuzdayım. Okumayı, yazmayı, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster