Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Şubat '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
1933
 

Erhan Afyoncu'ya göre tarih dersi ve ders kitapları..

Erhan Afyoncu'ya göre tarih dersi ve ders kitapları..
 

Pazar akşamı Fatih Altaylı ve Murat Bardakçı'nın Teketek Özel programında Erhan Afyoncu konuktu. Erhan Ayoncu'nun yeni kitabının tanıtımı yapıldı. Pek çok şey tartışıldı, konuşuldu.. Ben de burada birkaç görüş belirtmekten kendimi alamayacağım..

Tarih ders kitapları...

Erhan Afyoncu'ya göre tarih ders kitaplarını İlber Ortaylı ve Halil İnalcık gibi hocalar hazırlamalı..

Fakat zaten yıllardır ders kitaplarını üniversite hocaları hazırlamadı mı? Programda gereksiz diye eleştirdikleri pek çok şeyi ders kitaplarına yazan akademisyenler değil mi? Bütün o görsellikten, eğiticilikten uzak, ortaöğretim çağındaki öğrencinin seviyesine uygun olmayan sıkıcı kitapları kim hazırladı? Tabii ki akademisyenler...

İşte bu kitaplar yüzünden yıllarca tarih derslerini öğrencilere sevdiremedik ve öğretemedik.. Öğrenciye tarih ders kitabını okutmak deveye hendek atlatmaktan zor oldu..

Pedogojik formasyon eğitimi almamış, liselerde hiç öğretmenlik yapmamış ve öğrenciyi hiç tanımamış olan üniversite hocaları ders kitabı hazırladı. Doğal olarak da bu kitaplar öğrencilerin ilgisini çekmeyen, ağır ve sıkıcı kitaplar oldu..

Murat Bardakçı da bir programında; hala ders kitaplarında Küçük Kaynarca Antlaşması'nın maddeleri var diyerek kızıyordu.. Tarih programı yapan ve tarih kültürüne çok güvenen Murat Bardakçı, daha Küçük Kaynarca Antlaşması'nın Osmanlı Tarihinde ne derece önemli olduğunu anlamamış herhalde.. Küçük Kaynarca Antlaşması'nı kaldırıp Osmanlı'da Seks konusunu mu koysaydık ders kitaplarına acaba..(!)

Herkesin kendi işini yapması ve ancak da kendi uzmanlık alanında ahkam kesmesi gerekiyor. İşi gazetecilik olan birisi tarih ders kitaplarında ne olması gerektiğine karar vermeye kalkmamalı.. Lisede ders vermeyen, lise öğrencisini tanımayan üniversite hocaları da lise ders kitabı hazırlamamalı.. Onlar kendi kitaplarını doğru düzgün yazsınlar biz başka bir şey istemiyoruz..

Sayın Erhan Afyoncu ders kitaplarını İlber Ortaylı, Halil İnalcık gibi bilim insanlarının hazırlamasını savunuyor ama.. şu soruları sormak isterim:

Bizim akademisyen tarihçilerimiz....;

Yapılandırılmış grid ne demek biliyorlar mı?

Balık kılçığı diyagramı, tanılayıcı dallanmış ağaç, kavram haritaları diyagramı vb... ne demek?

Ders kitaplarında bu saydığım öğretim yöntem ve tekniklerinin bulunması gerekiyor.. Bunları da ancak o kitabı dersinde kullanacak olan ders öğretmenleri hazırlayabilir..

Yani pek çok Avrupa Birliği ülkesinde olduğu gibi bizde de ders kitaplarını öğretmenler hazırlamalı. Akademisyenlerden ise kitap hazırlanırken danışma kurulu oluşturulmalı ve kitabın içerdiği bilginin akademik doğruluğunu bu akademisyenler incelemeli.

İçerik bakımından ne durumda ders kitaplarımız?

Konular bölük pörçük.. Bütünlük yok.. Eğer o sırayla dersi işlerseniz öğrenci daha bir konuyu anlayamadan öbür konuya geçmiş olursunuz..

Hala eski geleneksel anlayış devam ediyor.. Yenilik diye yaptıkları tek şey konu başlıklarını değiştirmek.

Osmanlı Kuruluş Dönemi demek yerine Beylikten Devlete

Osmanlı Yükselme Dönemi demek yerine Dünya Gücü Osmanlı Devleti

Osmanlı Duraklama Dönemi yerine Arayış Yılları (1600-1700) -Öğrencilerim “dizi ismi gibi” dediler..:)

Ve bunun gibi.... Böyle gidiyor işte... Başlık değiştirince kendinizi yenilik yapmış hissediyorsunuz...

Kitapta objektif ve bilimsel bir üslup var mı? Hayır..

Hala Avrupa Tarihi'ne çok az yer verilmiş.

Hala ders kitapları yalnızca Türk Tarihi ağırlıklı.. Dünya üzerinde yalnızca biz Türklerin yaşadığını zannediyoruz herhalde..

ABD Tarihi'ne ise neredeyse hiç yer verilmiyor. Sadece ABD'nin kuruluşunu işliyoruz o kadar... Oysa ki ABD Tarihi çok önemlidir ve bilinmesi gerekir..

İngilizce kursuna gidenler bilir.. Genelde İngilizce kurslarında Headway diye bir kitap okutulur. (Çok eski bir kitaptır ama hala iş görüyor. Onların ders kitabı hazırlamak konusunda bizden ne kadar önde olduklarını buradan da anlayabiliriz.) Ders kitaplarımız bu kitaplar gibi olmalı. Daha öğretici, daha işe yarar, öğrenci için eğlenceli.. Öğrenci kitabı eline ilgiyle, merakla almalı..

Headway'in bir de workbook yani çalışma kitabı var. Bizim ders kitaplarımızda da olmalı. Çalışma kitabında yer alan çeşitli etkinlik ve soru tarzlarıyla öğrenme pekiştirilebilir. Öğrencinin konu üzerinde değişik şekillerde düşünmesi sağlanabilir. Yukarıda bahsettiğim yapılandırılmış grid, tanılayıcı dallanmış ağaç gibi öğretim teknikleri bu kitapta yer alabilir. Derslerde buradan eğlenceli alıştırmalar yapılabilir veya bu alıştırmalar ödev olarak verilebilir.

Aslında daha pek çok yöntemle ders kitapları renklendirilebilir ve daha eğitici öğretici, çekici hale getirilebilir. Ben sadece birkaç örnek vermek istedim. Ama asla olmaması gereken şey ise, akademisyenlerin ders kitabı hazırlaması.

Programda eleştirmek istediğim bir nokta daha var;

Erhan Afyoncu'nun Fatih Sultan Mehmet'i anlatırken fanatikleşmesi ve bilimsellikten uzaklaşması. Kullandığı üslup bir bilim insanında olmaması gereken bir üslup. Objektif bir dille anlatmasını beklerdim. Bu derece fanatikleşmiş birinin eserlerinin güvenilirliğinden de şüphe ederim. Fatih Sultan Mehmet ile Atatürk'ü kıyaslamak da son derece gereksizdi. Ve Sayın Afyoncu "Atatürk yalnızca bizim için önemlidir, tüm dünya için önemli değildir" dedi. İngiltere, ABD, Fransa, Rusya gibi ülkelerin tarihçilerine soralım bakalım Atatürk onlar için önemli mi değil mi? Yıllarca sömürge altında ezilmiş uluslara soralım Atatürk onlar için ne ifade ediyor..

Bütün dünya Atatürk'ü tanımak ve örnek almak ister.. Erhan Afyoncu'nun da tanımasını dilerim..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Haber-Turk'un kuruluş amacı ve kısa sürede gazetesi ile birlikte bu kadar tanınıp tiraj yapması sizce ne olabilir?! Peki, TURK'un "ü"sü neden "u" olmuş acaba?! Bilim gitti popüler bilim geldi, tarih gitti populer tarih geldi, milliyetçilik-ulusalcılık gitti, ümmetçilik geldi... Medya'nın %90'ı bu ateşe benzin taşıyor... Benzin depoları ellerinde patlasın, diye beddua eden yaşlı teyzelerin feryatları bir işe yarar elbet... Karanlık geceler şafağa gebedir! Selamla, saygıyla... MS

Mehmet Sağlam 
 11.03.2010 10:48
Cevap :
Tarih siyaset gibi programlar yapmak çok ciddi bir alt yapı, dünya görüşü ve bilgi birikimi ister.. Haklısınız.. Yeterli donanıma sahip olmamak insanı hiç de hoş olmayan durumlara düşürebilir.. Bunun örneklerini görüyoruz zaten değil mi? Teşekkürler Mehmet Bey.. Saygılar..  12.03.2010 20:49
 

abd de tarih ve dunya tarihi adi altinda iki ayri ders seklinde okutuluyor.Dunya tarihi gayet basit genel kultur havasinda .us tarihi ise egitimin derinlesmesiyle inanilmaz derin boyutlara ulasir.iki yuz yili biraz askin bir ulkenin tarihinin bu olcude inanin cogu kez benim icimi yakar. Bizse hala kendi tarihimizi cok da iyi bilmedigimizden dem vururuz.Yakin tarih derken siyasi tarih ve tarihi birbirinden ayirmak gerekir diye dusunurum. Ustelik her devletin kendine ozgu sir saklama prensipleri icinde.Bir biri icine girmis konular ogrenciye ogrenmekten cok ezberciligide beraberinde getirir. Ataturk konusuna gelince yuzyillarda bir tane gelen o dahiyi baslibasina ders konusu yapsak ancak anlatabiliriz gelecek nesillere. Saglik ve saygiyla

Newyorker 
 09.02.2010 21:39
Cevap :
Sayın Newyorker.. Bence de Atatürk için ayrı bir ders olmalı ve Atatürk konuşulmalı, anlatılmalı. Liselerde bu dersin olması gerektiğini savunmuşumdur her zaman. ABD'nin zaman dilimi olarak kısa olsa da çok dolu yaşanmış bir tarihi var. Dünya üzerinde en çok eleştirilen devlettir. Ama bu devleti çok yakından tanımamız ve tarihini bilmemiz gerekiyor. Fakat bizde yalnızca Türk tarihi işlenir. Avrupa tarihi ise ders kitaplarının %10'unu bile kaplamaz. Teşekkür ederim, selam ve saygılar..  10.02.2010 21:28
 

Değerli öğretmenim; Açık olarak ifade edilirse (yakın)tarihimiz sipariş üzerine yazılmıştır. Ve bizler bu anlayışla yer alması istenenleri okumak-öğrenmekteyiz. Lise yıllarımda hatırladığım kadar, Askeri ve sivil okullarda okunan tarih kitaplarındaki olay ve kahramanlar farklı tasvir edilmiştir. Kısa bir süre önce Kazım Karabekir Paşa'nın 1906-1948 yıllarına ait günlükleri YKB tarafından yayınlandı. Orada da görmekteyiz ki, okuduklarımız ile anlatılanlar oldukça farklı. Özetle, tarihimiz yeniden ve kesinlikle tarafsız bir gözle yazılmalıdır. Ki; bu bilgilerle devam edemeyecek, yazılmak zorunda kalınacaktır. Sağlıcakla kalınız.

Canmehmet 
 09.02.2010 14:08
Cevap :
Teşekkür ederim Mehmet Bey.. Değişmesi gereken çok şey var.. Ama böyle göstermelik değişikliklere de karnımız tok.. Haklısnız.. Kitaplarda çok açık bir objektiflik sorunu var..Ahh sesimizi duysalar ve bizi biraz anlamaya çalışsalar...  09.02.2010 20:12
 

Yazdıklarına aynen katılıyorum. Özellikle tarih kitaplarının yazımı konusunda öncelikle öğretmenlerin rehber alınması taraftarıyım. Kalemine ve düşüncelerine sağlık canım.

Emine Supçin 
 09.02.2010 13:56
Cevap :
İşlerim çok yoğun. Vakit bulamıyorum ama sizlerin yazılarınızı açıp okuyorum. Aslında hala yoğunluğum devam ediyor ama o programı izleyince dayanamadım, bir şeyler yazma ihtiyacı duydum.. Bu sorunu yıllardır biz öğretmenler yaşıyoruz. Ama yıllardır da bu kitapları akademisyenlere yazdırmaya devam ediyorlar. Üniversite hocaları önce kendi kitaplarını doğru düzgün yazsınlar.. Emine hocam teşekkürler.. :) Vakit buldukça yazmaya devam edeceğim.. Selam ve sevgiler..  09.02.2010 20:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 69
Toplam yorum
: 198
Toplam mesaj
: 38
Ort. okunma sayısı
: 1805
Kayıt tarihi
: 13.04.09
 
 

1977 Sakarya doğumluyum. İstanbul Üniversitesi Tarih bölümünden 2000 yılında mezun oldum. Özel bir..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster