Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '14

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
288
 

Erikler Çiçek açtı !

Erikler Çiçek açtı !
 

Ege'ye bahar, hışımla geldi, nefes nefese...


Bilindiği gibi, cemre’lerin ilki, 19 Şubat günü ilkten havaya düştü. Birer hafta ara ile sonra suya ve şimdi de bu Perşembe günü toprağa düşecek.

Biz de dedik ki, Perşembe gelmeden, Çarşambayı görelim deyip, “Cemilanımı” baş göz etmeğe karar verdik.

“Cemile Hanım bahane, yazı getirmek şahane” dedik. O bar senin bu bar benim, Foça’nın altı üstüne getirdik. Bahar sevincinden. Kuşlar bile taklalar attılar havada sevinçlerinden.

Şunun şurasında şu Ege’liler “kış – mış” görmemişlerdi. İşte başlamadan bitti meret. Şunun şurasında  Mart’’ın ortasına geliyoruz. Yarısı yaz yarısı kıştır. Onu da Cemilanımı kolumuza takıp o bar senin bu bar benim dolaştırdık mı,  bunun arkası yazdır işte. Zaten biz de öyle yaptık, böylelikle arayı kapattık elimizi çabuk tuttuk...

 

 

Egeye Bahar geldi bahar. / Yüreklerde heyecan var / Erikler çiçek açtı. / Cemile Hanım da bu işlere şaştı. / Ege’lileri kıramadı, / el ele, / Gönül gönüle / Çocuksu oldular / Baharı karşıladılar / Baharı getirdik Ege'ye / Hem de nefes nefese / Atılan aşk okları gitsin  gittiğince / Bu saatten sonra çağırmayalım geriye.

Bu Ege milleti, hiç de kış görmemesine rağmen, bundan sonra oturup Mart ayında ne kapıya bakar, ne de kazma kürek yakar. Atı alan Üsküdar’dan öte soluğu Ekvator’da aldı.

Nasıl almasın ki. Bu siyasiler bozdu milletin kafasını ve de havasını... Sultanlara kaldı sanki bu memleket her gün biri taht’a  biniyor, taht’tan iniyor. Tahterevalli oldu ortalık.  Her Allahın günü, sırtlarımızda dolaşıyorlar.

“Paralel paralel. / Terelel  terelel / Terelellim, terelellim / Unlarımızı eleyelim /  Eşkenarları aralayalım, / Yamukları hizaya sokalım. / Elem tere fiş diyelim  / Bir dik üçgende, olmazsa uzun kenar, dert mi? / Hipotenüs Amcan sarık mı takmış? /  Öyle ya. Şapka kanunumuz da gitti elden. / Düştük ayaktan da elden / Bakarsın fes de giyer. / Cafer’lere dayanmaz bezler / Buharlaştı değerler /  Renk körüne döndük / Kırmızılarımızı unuttuk / Çizgilerimizi bozduk “

Ortalıkta kin nefret ne varsa köpük köpük ağzından saçılıyor. “Benim hırsızım, senin hırsızından daha iyidir demeğe getiriliyor. Yeni hırsızlıklara merdiven dayanıyor.

 

İşte millet bıktı bunlardan. Nefretleri oynamaktansa,  karaya baştan vuran balık misali, Cemile Hanımı alladılar, pulladılar elbirliği ile,  erik ağaçlarının  çiçekleriyle taçlar yaptılar, duvaklar yapıp, kol kola neşe içinde, hep birlikte düğünler yapıldı. Horonlar tepildi.

”Nitekim de öyle yaptılar. Eğlencenin devamlı adreslerinden toplanıp geldiler Serkan’lar, sevgili eşi Berrin’ler. Daha daha, aşkı uğruna kendilerine orman  düzenleyen aşkları ile birlikte büyüyen orman ağaçlarının tepeleri kaplayan şahane görüntülerinden sıyrıla Koko-İfo çiftleri ve İstanbul’dan çıtı pıtı misafirleri Esma Dursun birlikteydiler.

Miço Bar’dan Uğur  Oğuzalp, Ercan Doğan, buranın aşk’larıydı.  Müge Doğan, içerdeki eşine yakın oturuyordu. Uğurun yakışıklılığı, yabancı turistlerin de yüreğini hoplattı sayılır. İşte o anları resimleyemedik. Resim çekme peşindeydik biz.

Baharı getirdik Foça’ya. Cemilanımı dört gün önce gerdeğe soktuk hep beraber. O da uçtu sevincinden. Ondan da bizlere paylar düştü. Vur patlasın geceleri tam gaz sabahın ilk ışıklarına kadar devam etti. “Sen neymişsin Cemilanım diye birer birer elense çektik gerdek kızı Cemilanımdan. Yağma yok dedik. Biz seni gelin eyledik dört gün önceden. Sen seyirliksin, vakti günü gelinceye kadar. Onunla eyledik sabahı bütün bahar sevenlerle birlikte.

Daha sonra sönmeyen mum sözse sönse nerde söner demeğe kalmadı, Foça Karası’nda aldık soluğu. Gitarla canlı müzikle oyalandık. Arada bir ut taksimi dinledik Sardalya’da. Bu mevsimde, geceler bitti, barlar bitmedi o akşam. Birisi, birisini dürtüyor. “Yahu şu lambaları kim yaktı?” diye. “Niye?” dedik. “ Romantikliği bozuluyormuş. Halbuki bilmiyordu, gün ışıdığını ve  ortalığın o yüzden aydınlandığını.

Foça’da bahar karşılaması yaptık. Erikler katmer katmer, sabahı  yüzlerini bir daha gösterdiler o sabah. İçimizden  kuşlar uçuştu, rengarenk. Bütün bunlar, hep baharın sevincinden sevincinden. Baharı karşıladık biz böylece erkenden.

Bizim Cemilanıma söyleyelim de  bir ara size de uğrasın. 6 Martta toprakla buluşacak. Sizler de Cemilanımla “sameş doleş oluverin gari.”

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Cellek Sizin tabirinizle Oh keka, hayat size güzel vallahi. Resimler de çok güzel çekilmiş, size daha nice eğlenceler diliyorum. Selamlar, saygılar.

Sibel Koçarslan 
 04.03.2014 21:19
Cevap :
Eeee, Cemreler, yarından sonra sonuncusu. Suya düşüyor. Boş oturacağına, Cemile Hanıma dedim ki, " Hadi baharı karşılayalım" "Olur" dedi. Foça'da karar kılmış. Suya orada düşecekmiş Cemre pardon Cemile Hanım. İyi ya dedik, düştük peşine. Mayo falan aldın mı diye sormadım. Suya nasıl düşüyor, nasıl giriyor, nasıl yüzüyor, orasına karışmam. Yollarda gördüğümüz ağaçların gelinlik giymiş hallerini resimledim.Kolkola girdik Foça'ya. Hemen ekip oracıkta hazır. Bizi görenler, "Baharı karşıladığımızı" bildiler. Yanımdaki Cemreci başı Cemilanımı tanıdılar ossaat. Eh, akşamı yapındırdık. Ben antibiyotik içtiğim için, içmedim bütün gece. Sabah 5 de yattım. Maksadımız baharı karşılamaktı. Siz de kışkırtıyorsunuz insanı. "Ohhh. keka" diye. Valla ben, Cemile Hatuna uydum. O da bana uydu. Foça'ya çıkarma yaptık. Kafir Hatun, işi biliyor. Pencereden perdeyi araladım sabah. Baktım deniz masmavi. Gök de öylesi. Kendisi de suda yüzüyor.Neşeli bir karşılama oldu. Teşekkürler.  04.03.2014 23:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1616
Toplam yorum
: 3879
Toplam mesaj
: 498
Ort. okunma sayısı
: 881
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster