Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Ruşen Nur Arıkan Uzman Psikolog

http://blog.milliyet.com.tr/rusennurarikan

23 Temmuz '15

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Erkeğin aşık olma kaygısı

Erkeğin aşık olma kaygısı
 

Ünlü psikanalist Rollo May, kadın-erkek ilişkisi için "Tuhaf nedenlerle en çok önem taşıyan 
şeyleri paylaşmakta utangacız. Böylece insanlar kendilerini, bir ilişkide  daha tehlikeli 
ve zedelenebilir kılacak fantezilerini, umutlarını, korkularını ve arzularını 
paylaşmaktansa, bedenlerini paylaşıyorlar, hemen yatağa atlayıp kısa-devre yapıyorlar." 
diyor.
 
Bağlanma kaygısı hem kadınlarda hem erkeklerde görülebilir. Yapılan araştırmalarda ilişki
yaşamak konusunda kaygı ve kararsızlık erkeklerde daha fazla görülmekte. Yani ait olma, 
yakınlık, sıcaklık kurmaya engel olan bağlanma kaygıları kendisini; sürekli yaklaşma-kaçınma, 
kararsızlık, ne istediğini bilmemek, güvensizlik şeklinde gösterir.
 
Bağlanma kaygısı olan bir erkek, ilişkisinde yakınlaşma başladığında sıklıkla birlikte olduğu 
kadını; beklenmedik bir zamanda randevuya gelmeme, ortadan kaybolma, telefonlara cevap vermeme, soğuk davranma, öfke ve aldatma gibi davranışlara maruz bırakabilir.  
 
Genellikle yaşamlarının önemli bir bölümünde kısa süreli ilişki yaşayan, daha çok fiziksel 
beraberlikleri olmuş erkek danışanlarımın, bir gün 'aşk' a düştüklerinde, sudan çıkmış 
balık gibi ne yapacaklarını şaşırdıklarını, nasıl davranacaklarını bilemediklerini, 
endişeye kapıldıklarını, kaybetme korkusunu çok yoğun yaşadıklarını görüyorum.
 
Birini tanımaya yakın durdukça, karşınıza çıkacak olan yeni durumdan hem heyecan, hem kaygı 
duymak anlaşılır birşeydir ancak kendimizi bir ilişkiye bıraktığımızda, kırılmaların olabileceği riskini 
göze aldığımızda, bu kırılmaları açık bir biçimde karşılıklı dile getirip, yüzleşebildiğimizde kendimiz ve 
ilişkimiz için bir adım ötesi olur ve gerçek anlamda bir yakınlık oluşur. 
 
Sadece bedensel bir yakınlığın arkasından gelen duygu, boşluğun sesidir. Birbirini 
tanımayan iki kişinin sevişme sonrası yaşadığı yabancılaşma bu nedenledir. 
 
Erkek danışanlarım, duygusal ilişkilerinde daha önce hiç tatmadıkları coşkuyu, huzuru, 
adanma isteğini, birine birşeyler vermenin hazzını ve nasıl değiştiklerini anlattıklarında 
benim de gözlerimin içi parlıyor... Neden mi? Kendileri için çok iyi birşey yaptıklarını 
düşündüğümden!
 
Artık bundan etkilenmeksizin çıkamayacaklarını biliyorum, bundan sonra hep bu tadı 
arayacaklarını biliyorum, artık o kadar korkmadıklarını ve birini sevmeye ve birilerinin 
onu sevmesine izin verdiklerini biliyorum ve cesaret gösterdiklerini biliyorum.
 
Üzülüp, kırılabilme riskine karşı cesaret gösterebilme...
 
Arka arkaya yaşadığı kısa süreli veya tek gecelik ilişkilerin arkasından bir erkek 
danışanım "O kadar hızlı yaşıyordum ki, hemen hemen herşeyi denedim ama giderek daha 
mutsuz oluyordum, hatta bir ara panik atak yaşadım. Hiçbir şey zevk vermemeye başladı, 
herşeyin ....nu çıkartmıştım." diyerek anlattığı durum, yukarıda bahsettiğim "yakınlık" 
ihtiyacının öneminin özeti gibi.
 
Tabii ki bu türde yaşanan bir ilişki de  yani paylaşımların yoğun olduğu, sürekliliği olan, 
sevdiğiniz ve alıştığınız, değer verdiğiniz kişi ile olan ilişki devam etmeyip birgün 
bitebiliyor. İşte ne olursa ondan sonra oluyor. İşinde başarılı, daha önce kendi doğrularına göre yaşayan ve hayatını devam ettiren erkek danışanlarımın; ciddi bir sarsıntı geçirdiğini, alkol kullanımını artırdığını, iş veriminin düştüğünü, uykusuzluk ve 'yaygın kaygı bozukluğu' gibi bazı psikolojik sorunlar yaşadığını görmekteyim.
 
Kayıp duygusunu çok ağır yaşadıklarını gözlemliyorum. "Bir daha böyle bir ilişki 
yaşayabilecek miyim?", "Yalnız kalmak istemiyorum." "Çok acı çekiyorum, bir daha buna 
izin vermeyeceğim." düşünceleri kendilerini esir alıyor.
 
Aslında kayıp duygusunu bu kadar şiddetli yaşamalarının nedeni, daha önceleri bir savunma 
durumu olarak duygusal ilişkileri aşağılamaları ve bundan kaçınmaları. Eğer olması gereken 
zamanlarda ilişkilerde derinleşmeye izin verseler, risk alabilseler, yüzleşmekten 
kaçmasalar, bu kadar hazırlıksız yakalanmayacaklar. Ayrılık olacaksa yine üzülüp, yine yas 
tutacaklar ama bunu normal sürecinde yaşayıp atlatacaklar.
 
Sonuç olarak, bu süreci sıkıntılı geçiren danışanlarım ile birlikte süreci; kendisini 
anlama, bundan sonraki ilişkilerinde yeni bir anlayış kazanma ve güçlenme hedefine yönelik 
olarak çalışıyoruz.
 
Afyon etkisi yaratan yaşantılardan uzaklaşıp, yaşadığınızı hissetmeye doğru giden yolun 
önemli duraklarından birisi olan bu dönemler, inanın çok kıymetli. 
 
 
 
rusennur@hotmail.com
 
www.esduyum.com       
Hacer Teke bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 169
Toplam yorum
: 117
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 2297
Kayıt tarihi
: 23.11.10
 
 

İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul' da tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Psikoloji Bölümü' ünde..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster