Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Şubat '07

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
33678
 

Erkeğine sadık bir kadın, kadınına sadık bir erkekten niçin daha değerlidir?

Erkeğine sadık bir kadın, kadınına sadık bir erkekten niçin daha değerlidir?
 

.


Eşler arasındaki sadakat yükümlülüğü, basit birkaç cümleyle ya da geleneksel bir takım düşüncelerle geçiştirilemeyecek boyutta ciddi bir konudur.

Önümüzdeki günlerde başlayacak olan aldatma ile ilgili geniş kapsamlı dört bölümlük yazı dizimiz bir yana, bugünkü yazımızda ısınma mahiyetinde de olsa bir soruya cevap arayacağız.

Sorumuz şu; modern olduğu iddia edilen günümüz toplumlarında, kadının mı yoksa erkeğin mi sadık kalması daha zordur?

Farklı bir şekilde soralım.

Kadının sadakatli olması mı daha takdire şayan ve şapka çıkarılasıdır yoksa erkeğinki mi?

Bu soruya vereceğimiz cevap, erkek okurlarımızca hoş karşılanmayabilecektir.

Ancak onların da yazıyı dikkatli okuyup, derin düşünmeleri bu sorunu rahatlıkla ortadan kaldırabilecektir.

Kanımızca, günümüzde, modern olduğu iddia edilen toplumlarda kadınların erkeklerine sadık kalması daha onurlu ve daha takdir edilesi bir harekettir.

Bu işi başarması, yani bir kadının erkeğine sadık kalması, bir erkeğin kadınına sadık kalmasından daha zordur.

O zaman kadın, zor olanı mı başarıyor? diye soracak olursanız, cevabımız hiç tereddütsüz "evet" olacaktır.

Kaldı ki bu işin zorluğunun temel sebeplerinden bir tanesi de, modern olduğu iddia edilen günümüz toplumunun ta kendisidir.

Erkeklerin kadınlara yönelik her türlü "ayartma" faaliyetlerinin artan bir hızla sürdüğü günümüz toplumlarında kadın, sürekli talep edilen durumundadır.

Hiç şüphesiz dünya kurulduğundan beri de bu böyleydi.

Yani kadın hep "talep edilen" erkek de "vücut kimyası gereği, sürekli bir partner arayışı içerisinde" olandı.

Ancak son yıllarda bu arayış, çekirdek aynı kalmak koşuluyla çerçeve değiştirmiştir.

Çok önceleri "ayıp" ya da "ahlâki değerler" diye tabir edebileceğimiz bazı kavramlar vardı. Ancak o kavramların, şimdi burada açıklayamayacağımız bazı sebeplerle içlerinin belki de bir daha dolmayacakçasına boşaltılması, erkeklerin kadınlara yönelik "elde etme" (!) faaliyetlerinin pozitif yönde ivmelenmesi sonucunu doğurmuştur.

Hepsinden önemlisi bu ayartma faaliyetleri, ekseriyetle yer altından yer üstüne çıkmıştır.

Yani çok önceleri, bir kısım erkeklerin "ayıp olur" ya da "ahlâki değerlere ters olur" diye akıllarından geçirseler bile hayata geçirmedikleri, kadınlara yönelik "ayarlama" girişimlerinin sayısı artmıştır.

Hem sayısal olarak artmıştır hem de yöntem olarak.

Diyebiliriz ki, günümüzde, kadınların maruz kaldığı ve yoldan çıkmaları için yollarına döşenmiş mayınların sayısı, erkeklerin maruz kaldığı ve yoldan çıkmaları için yollarına döşenmiş mayınların sayısından kat kat fazladır.

Hem sayısal olarak fazladır hem de tahrip güçleri yüksektir.

Çok daha etkilidir yani.

İşte erkeklerin bu yoğun mitralyöz atışı altında dahi bir kadın, kocasına, eşine, erkek arkadaşına kısacası ilişki yaşadığı kişiye sadık kalabiliyorsa, o kadın gerçekten kutlanası bir kadındır.

Bir erkek hiçbir şey yapmadan yani eylemsiz kalarak kadınına sadık kalabilir.

Ancak bir kadın, hiçbir şey yapmasa dahi ve hatta yolda yürürken önüne baksa bile bir takım rahatsızlıklar yaşayabilir.

Yani erkeğin sadakati için, hiçbir şey yapmaması, ataleti, eylemsizliği yeterli olabilecekken, kadının sadakati için hem bir şey yapmaması hem de gelebilecek olası saldırıları da üstün bir kararlılıkla bertaraf etmesi gerekmektedir.

Erkekten daha fazla emek ve sabır göstermek zorundadır yani. Tabii hemen çözülmeyecek çelik gibi de bir iradesi olması da gerekmektedir.

Son tahlilde; bu anlatılanlara kadınların ekonomik özgürlüklerine de sahip olma durumlarını eklediğimizde, giriş kısmında sorduğumuz soruya rahatlıkla cevap verebiliriz.

İşte bahsettiğimiz tüm bu sebeplerden ötürü, kadınların sadakatli kalması, erkeklerin sadakatli kalmasından daha zordur ve bize göre erkeğin sadakatli kalmasından da daha asil ve onurlucadır.

Çünkü bir kadının, 24 saatlik sürede, gerek gerçek hayatta, gerek sanal âlemde, erkekler tarafından maruz bırakıldığı "yoklamaların(!)" onda biri, kadınlar tarafından bir erkeğe yapılsa, emin olunuz biz erkeklerin ekseriyeti, değil 24 saat, daha ilk 10 dakikada teslim oluruz.

Evet delikanlı beyler var mı itirazı olan?

Sabrın sonu ile

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın arkadaşım, çok güzel bir konuyu dile getirmişsiniz. kaleminize,yüreğinize sağlık. selam ve sevgilerimle.Ayşen Kura

Ay Şen 
 18.05.2011 10:00
Cevap :
Yok yok kesin senin içine bir mikroçip felan var ve öylecene yaşayıp gidiyorsun...Uyku yok, aktivite sonuna kadar...Değerli yorumların için tenkyu diyorum.  18.05.2011 10:28
 

Güzeldi. Sevgiler

Esma KAHRAMAN 
 03.05.2008 22:15
Cevap :
:)  05.05.2008 0:22
 

okudum yazınızı hoş, güzel ,sade... dikkatimi celb eden husus; neden aldatan erkek sayısı fazla hissi empoze edilmiş.. erkekler aldatma işini kendi kendine mi yapıyor... bence erkek fazla aldatır savının altında erkek şövenizmi yatmakta... bunun bir erkeklik ispatıymış gibi görülmesi.. erkek ortamında fiyaka sebebi olması...hatta küçük çocuklara bile hadi oğlum amcalara pipini göster denilmesi bile bunu gösteren bir örnek... aldatma işinide bence erkeklerle kadınların sayısı aynıdır.. kadınlar sadece bunu daha iyi kamufle edebiliyorlar.. malum toplumsal ananemiz de buna müsait değil. Lakin kişinin iç dünyasını ve kapalı kapılar ardında neler yaptığını insanın yüzüne bakarak anlayamazsınız.... neyse bu konu lastik gibi uzar da uzar.... (zaten kafamda pek yerinde sayılmaz..bi sürü cükle düşüklüğü yada bağlantısız şeyler zerketmiş olabilirim) ..... Durun madem...ben de size bi soru sorayım.. sevgilinizi aldatmakla eşinizi aldatmak aynımıdır sizce?

edie istanbul 
 29.02.2008 23:11
 

Erkekler ilişkilerini kafalarında kompartmanlara yerleştirerek yaşar ve hayatlarındaki her kadın için yeni bir yer açarlar diye bir şey okumuştum vaktiyle.Hatunların parfümleri birbirine karışmadığı sürece de mutlu mesut yaşar giderlermiş.Ne derece doğru bilemiyorum tabii.Bir kadın olarak tespitlerinize hak veriyorum bu arada.Yüreğimizdeki adam bizi öylesine sarıp sarmalıyor ki bir başkasının bakışlarına bile yer kalmıyor üzerimizde artık.

shalimar 
 18.09.2007 19:58
Cevap :
Ne mutlu yüreğinizdeki adama diyor, çok teşekkür ediyorum. Ancak şu parfümlerin birbirine karışmaması durumunu ilk kez duyuyorum. Çok tuttum bu lafı.  19.09.2007 1:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 268
Toplam yorum
: 1369
Toplam mesaj
: 195
Ort. okunma sayısı
: 1858
Kayıt tarihi
: 08.01.07
 
 

Kabataş Erkek Lisesi Matematik (1992) Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Mak..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster