Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Haziran '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
3068
 

Erkek ayrılığı hazmedemiyor mu?

Erkek ayrılığı hazmedemiyor mu?
 

Pek seviyoruz taciz etmeyi... Ayrılığı kabullenemeyip telefonla aramalar, mektuplar, mesajlar, işyerine ve hatta evine gitmeler, yakın arkadaşlarıyla, komşularıyla konuşmalar.

Hemen "taciz atışına" başlıyoruz... Rahat bırakmıyoruz sevdiğimizi. Nasıl bir sevmekse bu, için hep kıskançlık, aşağılama, garez ve bencillikle dolu!

Gerçek sevgi böyle bir şey değildir oysa. Gerçek sevgide kıskançlık yerini güvene, bencillik kendini paylaşıma bırakmıştır.

İçinde sevgiyi yaşatan, ona özen gösterip büyüten her insan, ayrıldıktan sonra sevdiğine zarar vermez. Hatta tam tersine; onun için tüm iyilikleri ve güzellikleri dileyip dost kalır.

Sevdiğinize, en "mahrem" kabul edilen güzellikleri paylaştığınız insana ayrıldıktan sonra da güzellikler sunmaya devam etmelisiniz.

Ayrılmak istemişse suçu hemen ona atmak yerine, önce bir siz düşünmelisiniz "Ne oldu?" diye...

Doğrudur, kadınlar genellikle bir anda "açıklarlar" ayrılmak istediklerini ve erkeği şok ederler. Çünkü erkek, öylesine rahatlamıştır ki kadının her şeyi yapmasından, tüm çileyi çekmesinde, ilişkinin ve karşısındakinin ne kadar yıprandığını, onu ne kadar yıprattığını fark edememiştir!

Açıklama bir anda gelmiştir ama kadın bunu uzun uzun düşünmüş, tartmış, ilişkisinde bir gelecek görememiştir.

"Bugünü ve hazzı" yaşamak isteyen erkeğin aksine, kadın "çocuğuna ve geleceğinin güven altında olmasına" daha fazla önem verir.

Bugün de okuduğum bir haber ayrılış ve sonrasındaki "taciz" ile ilgiliydi: [*]

"Bir kamu kurumunda çalışan 1 çocuk annesi Hatice S. eşinden boşandıktan sonra kendisine ait evde işadamı Fehmi E. ile nikahsız yaşamaya başladı. Bir süre sonra çiftin arasında anlaşmazlık çıktı. Hatice S, sevgilisi Fehmi E’ye ayrılmak istediğini söyledi. Ancak Fehmi E. bunu reddetti. Kadının evine ve işyerine giderek taciz eden Fehmi E. işyeri çıkışında Hatice E’ye tokat attı. Hatice S. Cumhuriyet Savcılığına bir dilekçe vererek şikayette bulundu, ancak bir sonuç alamadı. Bunun üzerine "Ailenin Korunması Kanunu"ndan faydalanmak için aile mahkemesine başvuran Hatice S’yi hákim haklı buldu.

Şikayeti değerlendiren 5. Aile Mahkemesi Hákimi Şerafettin Şanver, Fehmi E’nin, Hatice S’nin evine ve işyerine 100 metreden fazla yaklaşmasını, iletişim araçlarıyla aramasını yasakladı. Bugüne kadar boşanmış çiftler için uygulanan yasa hükümleri, ilk kez nikahsız çift hakkında da uygulanmış oldu. Tedbire yönelik olduğu için temyiz aşaması olmayan bu karar, örnek niteliği taşıyacak. Tacizci sevgili yasağa uymazsa tutuklanacak ve 3 aydan 6 aya kadar hapis istemiyle yargılanacak."

Böyle binlerce örnek var... Hatta ve hatta yaralamalar, öldürmeler...

Ne diye? Sevdiğiniz kadın sizi terk etti! Hemen gururunuz incindi, o şişman egonuz öne geçti, "Bana bunu nasıl yapar, o kendini kim sanıyor!" diye.

Ve haddini bildirme arzusuyla doldu içiniz!

Peki söyler misiniz? Bu nasıl bir sevgi böyle?

Bir sevgide "kibir" olmaz... "Gurur"lanamazsınız. Gurur, kendinin beğenmişliktir. Ama birbirinizi onurlandırabilirsiniz karşılıklı...

Gerçek sevgide "kıskançlık" da olmaz. Onun yerine karşılıklı güven vardır. Sevdiğinizin sizden ayrı bir hayatı da olduğunu kabul ederek, arkadaşlarıyla görüşmesine, yalnız kalmasına, hobilerini yapmasına, eğlendiği ve sevdiği şeyleri gerçekleşştirmesine destek verirsiniz.

"Nerede kaldın"lar, "kimleydin!"ler yoktur... "Nasıl geçti hayatım?", "keyif almana, işyi vakit geçirmene sevindim"ler vardır.

Gerçek sevgi "bencillik" barındırmaz. Bencillik, tek görüş açısıdır ve sizi bağlar. Sevgide kocaman bir lekedir.

Ve gerçek sevgi, "kin" barındırmaz. Sevgi tüm nefretleri yok eder. Sevgi tüm karanlıkların üstüne yürür...
Sizi de elinizden tutup aydınlığa çıkarır.

"Taciz atışları" yapmak yerine, arar, hal hatır sorar, ihtiyaç anında hemen belirir, o yaşanmışlıkların güzelliği ve ona duyulan saygı adına.

Hiçbir gerçek sevgi "kine", "nefrete" dönüşmez, dönüşemez...

Çünkü sevmek, bu delirmiş yüzyılda içinizde yağmalanmaya çalışılan son kale, son insan yanımızdır!...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 353
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 3589
Kayıt tarihi
: 28.02.07
 
 

"29 Temmuz 1980’de İstanbul’da doğdu. Celal Bayar Üniversitesi, İşletme mezunu. Şiir, deneme, öykü, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster