Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Mart '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1841
 

Erkek mi üstündür kadın mı?

Erkek mi üstündür kadın mı?
 

İnsan ve Hayvan güç ilişkisi

Düşünürüm, insanlar neden hayvanlardan daha üstün olduklarını kabul ederler diye. Çoğunlukla insanın ayırıcı özelliği olarak akıl gösterilir. Peki gercekten de, beyinsel gelişim, akletme, insanda hayvandakilerden daha üstün, kabul. Peki ama sorumuz hala sürer. Neden aklın üstünlüğü, bizi diğer canlılardan daha üstün kılmanın nedeni olsun ki? Öyle değil mi? Buna cevap olarak ne diyebilirler? (İlginç geldi bana, insan olduğum halde, hayvanları savunacağım, kökende hayvan olduğumuz içindir belki, neyse) Eğer, derin okuyucu yorumlarından daha iyi bir cevap gelmez ise, ben buna, 'İnsan hayvanların yapamadığı şeyleri yapabilir ya da insanlar isterse, hayvanları yok edecek güçtedir.' diyeceğim. Hayvanlar da birşeyler yapıyorlar, insanlar da. Hangisinin yaptığının, diğerini ondan üstün kılacağını nasıl kanıtlayacağız? Bunun kanıtı olduğunu sanmıyorum, akleden varsa söyleyebilir. İkinci duruma bakarsak, evet, belki insanoğlu, istediği canlı türünü yok edebilir, (ekolojik dengenin bozulmasını bir kenara bırakırsak) ama insanın, bir canlıyı yok etme gücüne sahip olmasını, neden bir üstünlük kriteri olarak alalım ki? Bu kanıtlanamaz. Birisi birisini döverse ondan üstündür demek, dövme gücünü kriter olarak almaktır, neden bu gücü kriter alalım? Var mı cevabını bilen? Bence yoktur.

O halde, insanlar hayvanlardan üstün değildir. Her varlığın, kendine göre varlıksal özellikleri, normalleri vardır. Mesela kurbağalar insanlardan daha iyi uzun atlamacıdır. Karıncalar, insanlardan daha iyi haltercidir, gibi gibi.

Doğruluk ölçütümüz doğrunun ne olacağını belirler. Güç kriterimiz de kimin güçlü olduğunu belirler. Ama gördüğümüz gibi sorun, güç kriterini, temel kriter olarak alacak oluşumuzun keyfiliğidir. Çünkü ilk kriter kanıtlanamaz. Ya da mutlak kriter yoktur. Sadece şu açıdan bu açıdan filan diye karşılaştırma yapılabilir. Ama bunların totali de bir kriter oluşturmaz.

Gelelim şimdi kadın ile erkek güç ilişkisine

Erkek ile kadın ilişkisinde gücün kriteri var mıdır? Kadın da erkek de insan, ikisinin arasındaki kriter sadece derece farkı olmak zorundadır. Çünkü ikisi de insan dedik. Ormanda bir kaplan görmüşsek, dişi mi erkek mi diye bakmayız, ikisi de aynı yırtıcılıktadır çünkü, yani aralarında derece farkı vardır. Ama bu fark yine de vardır. Kadın ile erkek arasında da, bu bakımdan herhangi bir hayvan bir ayrım yapmıyordur. Karşısında görünce İnnsann! diye irkiliyordur.

Kadın ile erkek arasında güç bakımından karşılaştırma erkeğin lehinedir. Bu karşılaştırmayı örneğin karınca ile insan arasında yapsaydık ve kriterimiz kaldırmak olsaydı, karınca insandan üstün olurdu. Yok ama, ezip geçmek olsaydı kriterimiz, üstün olan insan olurdu. (Bu arada dünyada, her kişi başına bir milyon tane karınca varmış galiba.) Çünkü ne kadar seke seke yürüsek de, gözümüzün kör tarafına gelir bir karınca ezer geçeriz.

Evet, erkekler kadınları dövebilirler, ve nitekim dövüyorlar, eğer aranızda döven bir okur varsa, sana diyorum kardeşim, dövmek üstünlük değil acizliktir, (Ahmet Çakar gibi konuştum galiba) evet, bu dövmek üstünlük değildir. Üstünlük kriteri, dövmek olmadıkça.


Ataerkil toplum

Peki toplumumuzda ataerkil yapı hakim deriz hep. Bununla erkek merkezli bir toplumu kastediriz. Yani, erkeğin dediği olur ve erkek daha değerlidir.

Bunun sosyolojik nedenleri elbet vardır. Saftirik solculuk yaparak, insanoğlunun üzerine çöreklenmiş, kişisel bir iradi bütünlük hayal edip de kadını eziyor, insanları eziyor, dünyayı yok ediyor vs. diyecek değilim. Evet hayatta kötü şeyler vardır, bunların bir ruhları da vardır, onlara karşı mücadele etmek gerekir, çünkü yanlıştır, diyelim. Ama, sorunu yanlış tanımlamak ya da çözümü yanlış tanımlamak mümkündür, sorun yine sorundur hala ve senin çözümünden etkilenmez.

Kısaca sosyolojik nedenine bir cevap yazıyım. Bilgisel değil analitik bir cevap. Bilgisi olan eklesin kendi kafasından. Erkeğin doğanın zorluklarına karşı fiziksel gücünün kadınlara göre daha etkin oluşu nedeniyle, erkek insan, daha kullanım değeri olan bir üretim faktörüdür. Bu yüzden erkek daha değerlidir kadından. Ok?

Bu durumun, kültürel ve diğer geleneksel sosyolojik sonuçları olmuştur tabi. Genelde de böyle tanımlanıyor zaten.
Fakat, bu hala kadının erkekten üstün olduğunu göstermez. Öküze tarla sürdürmek bakımından erkek kadından üstündür. (Bu lafın devamına uygun düşeceği gibi, ) kadın da başka bakımlardan erkekten üstündür. Sonuç; aralarında mutlak üstünlük yoktur. Belli kriterlerin totaline göre de üstünlük kriteri oluşturmayacaktır. Konursa bu keyfidir. Çıkarsaldır. (Kimin çıkarı? Bu kriteri koyanın teorisinin doğruluğuyla kıvanmak çıkarsalı, yoksa bu, oluşu bağlamaz)

Bunu da koyduğumuzda, bugünkü duruma baktığımızda, genelde kadının sömürüldüğü söylenir, kadın haklarının ihlal edildiği. Ya diyeceğiz ki, hayır öyle bir şey yok ya da diyeceğiz ki, kadın ile erkek arasında mutlak üstünlük yoktur ama, erkeğin bazı kriterlere göre kadından üstün oluşu, kadını, erkeğe göre değersizleştirmiş ve erkeklerin çıkarını oluşturan bir toplum yapısı oluşmuştur. Ki bu mümkündür, toplum hakim değerlerle ruhunu kazanır.

Felsefi olarak, böyle bir durumda aslında erkeğin çıkarından bahsedilemez. Ben birini kendime köle yapıyorsam, bu benim, oh ne güzel hayat dememi sağlayabilir, ama gerçekten hayatın güzel olması demek değildir bu. Yaşadığım hayat kötü ve pistir. Birinin kanını içmem, iğrençtir. Felsefenin bu yorumu, 'bana felsefe yapma' denecek cinsten bir durum. Yani bir köleye, 'senin efendin, seni kullanmakla aslıda kirli bir hayat yaşıyor üzülme' demeye ancak bu denir.

Konu uzadı galiba.. Evet.. ortaya çıkan durum şu.. eğer gerçekten kadınların sömürüldüğünü düşünüyorsak, ama erkek kadından mutlak anlamda üstün değilse, bu ezilmeyi bir nedene bağlamak gerekir. O neden, erkeğin belli konulardaki üstünlüğünün, kadının genel anlamda, kendi üstün olabileceği alanlarda da, daha geri planda kalmasının yanılsamalı bilincini ve kültürel ve geleneksel dokusunu oluşturması, sosyolojik bir vakıa haline gelmesi olabilir. Denebilir ki, bu doğal bir süreç ise ve doğa kendi dengesini koruyorsa (bütün rastlantısallığına rağmen, kadın ve erkek nüfusu dengesini hep korur) nasıl oluyor da, kişilerin iradesini aşan bu durum, bu şekilde, kadına haksızlık yaratacak şekilde sonuçlanıyor? Bu, sosyolojik oluşların teorisine yönelik bir araştırma sorusu oluyor. O yüzden şimdilik konu dışı. Varolan teoriye bakalım biz.

Evet, erkeğin belli konulardaki özellikle fiziksel güçten gelen imkanları, (beyinsel güçlerini özel olarak konu etmiycem, fiziksel güçlerinden gelen aktifliklerine paralel gelişen bir kuyruk olarak alıyım şimdilik) kadınları erkeklerin ağzına bakar hale getirmiş durumdadır. İtiraz edilen bu ve kadınlar gününün sosyolojik yanı, belki de ideolojik yanı bu.

Şu geldiğimiz çağda, kadınların, erkeklerin geçmişte fiziksel güç ile elde ettikleri üstünlüklerini, insan hayatının tümüne yayacak şekilde dalgalandırıp, kadın ile erkek arasında yarattığı (en azından istatistiksel) eşitsizliklere karşı durmak, artık eski çağların dinamikleri hakim olmadığı için, insan hayatının yeni dinamiklere göre şekillenmesini sağlamanın bir olanak yoklaması olmaktadır. Evet, bu formülasyonum, kadınları bilinçli olarak ezen, öcü bir iradi bütünlük varsaymaz, çünkü böyle bir yapı yoktur. Ama, toplum yapıları, üretim süreçleri, üretim faktörleri, üretim ilişkileri, amaçlar, hedefler vs var, bunlar sürekli değişiyor, ideal olan varsa ona doğru yöneltmek gerekir ve bu değişimler, tümel önceden kurulmuş bir iradi bütünlükle olmuyor, tek tek insanların kişiselliklerinin oluşturduğu genel bir makineyiz, öyle işliyor, bu makine doğasal dengelerle korunuyor ve o şekilde süreç yürüyor. Böyle tümel bir makine ve doğa kanunlarının bekçiliğinde yürüyor olmamız, bireyleri kader mahkumu yapmaz. Birey olarak, çalışıp işleyerek, doğa kanunlarının maden ocağını kazıp eşmemiz ve değerli madenleri çıkarmamız gerekiyor, bu mümkündür, ama hangi derinlikte olduğumuz çıkaracağımız madenin kalitesini sınırlayacaktır, illa iyi maden derindedir diye de bir şey yok tabi. Gelecek elimizdedir, ama geleceğin neyin elinde olduğunu bilmiyoruz.

Evet, bendeniz erkek denilen türdenim, şeyim var, bedensel erkekliğimden sorumlu değilim, ama sosyolojik erkekliğimden önemli ölçüde sorumluyum tabi. Gerçi bedensel erkeklik çok tehlikeli değil de, esas tehlikeli olan pazudaki güçtür. God Bes'te olduğu gibi, bu gücün erkeklik organında imgeselleştirilmemesi önemlidir. Çünkü bu eşitsizliği pazudaki güç ve onun dönüşmüş hallerinin yarattığını düşünüyoruz, ama artık onun zamanı geçmeli. Bireysel hayatlarımızdan biliyoruz ki, kadınlar erkeklerden çok daha sahiciler, bu pazusal güçten çok daha önemlidir. Evet dönem değişsin diyoruz, ama, bu yeni bir dönem değişsin'e bizi getirmeyecek mi? Belki getirir, bu sefer kadınların egemen olduğu bir durum oluşur. Bunun dengesi yok mudur yani, tam ortası? Belki, dönem dönem denge sağlanıyordur, ne karmaşık ya! Neyse bu kadar şimdilik.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 466
Toplam yorum
: 945
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 972
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster