Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Kasım '19

     
    Kategori
    Deneme
    Okunma Sayısı
    60
     

    Erkek ve Kadın

    Bugün bir adam, siyanür ile eşini ve iki masum çoçuğunu öldürdü. Sebep olarak ise işsizliğini bahane etti. Bahane etti diyorum,  çünkü kim zenginlik içindeki bir hayata doğdu ki? Hangimiz bir sorun yaşadık diye yoldaki kediye tekme attık. Hangi hayvan istediği avı yakalayamadı diye, dişisini boğdu, zarar verdi. Bu şiddetin, saplantıların, kıskançlık adıyla süslenilmiş ve kızlarımızın gözünü boyayan kısıtlamaların, sonu ne zaman gelicek. Biz neden bakış açımızı değiştiremiyoruz. Bu sonu gelmez şiddetin kaynağı erkeklerin yetiştirilme tarzı mı? İçine doğduğu coğrafya mı?  Kadınların erkeklerden beklentilerini değiştiremiyor olmaları mı? 

    Kızlarımızı ekonomik özgürlüklerini kazanmaları için destekledik. Altın bileziklerini kollarına takmalarını böylece özgürce hayat yaşayabileceklerinin garantisini kulaklarına fısıldadık. İşe de yaradı. Çantasını alıp çıkmaya cesaret edemeyen her kadın, kızı büyüsün ve onun gibi olmasın istedi. Kızlar okudu. Sonuna kadar desteklediğimi belirtmek isterim benim söylemek istediğim başka..

    Biz kızlarımızı özgür, öz güvenli, fikrini açıkça söyleyebilen,  haketmediği bir davranışa maruz kaldığında hakkını arayabilecek ve kendi ayakları üzerinde durabilecek bireyler olarak yetiştirdik. 

    Tüm bunlar kadın cinayetlerinin önüne geçti mi dersiniz. Tüm şiddete maruz kalmış kadınlar, öldürülen kadınlar, ilkokul diploması bile olmayan, ya da eğitim seviyesi ilkokul olan kadınlar mı?

    Bir kadının mesleğinin olması ayrıldığında kendi hayatını sürdürebilecek ekonomik şartı sağlar. Genç bir kızın lise okuması, zihnini meşkul eder, hayatını disipline eder, hayata bakış açısını değiştirir, lise her genç kıza hayal kurdurur, kendisini büyük büyük yerlerde hayal eden  bireyler haline getirir. Üniversite her genç kıza bambaşka bir dünya sunar. Lisedeki benliğini,  yaptıklarını, hatalarını, gösterir gözünde büyüttüğü her türlü arkadaşlığın ne kadar çoçukça olduğunu farkettirir, kendisini keşfetmesini sağlar.

    Peki ya erkekler? Kısaca söylemek istiyorum. Kadınlar erkekler gibi her şartta para kazanacak bir iş bulamayacakları için, meslek sahibi olmaları üzerinde duruldu.  Biz kızlarımızın psikolojilerini, eğitimlerini, güçlerini tartışırken erkeklerin manevi anlamda ne durumda olduklarını göremedik. Kadına şiddete kurban gitmiş tüm kadınların hikayelerine bakın, polisler tarafından yakalanan adamın muhabirlere söylediği ilk kelime namus ile başlar. Tüm ailesini katleden erkeğin aklında genellikle tek bir şey olur. Ben yalnız ölürsem eşim başka biriyle evlenir. Eğer benden ayrılırsa kimle olur? Evden giderse konu komsuya ne söylerim? 

    Manevi anlamda ne kadar zayıf yetiştirildiklerini sadece ben mi görüyorum? Neden o yedi köye evlendiğini duyurduğu kadının mutlu olmasını istemiyor? Onunla ya da onsuz. Daha önemli bir soru neden o kadın giderse saplantılı düşüncelere dalıyor, onsuz yapamayacağını düşünüyor, neden bu kadar mutsuz ve çaresiz düşünüyorlar. Beni istemeyeni ben hiç istemem, diyerek ceketini alıp çıkamıyorlar. Bu toplum, bu erkekleri manevi anlamda nasıl bu kadar zayıf yetiştiriyor ?

    Kadına şiddete dur diyorsak eğer, psikolojik derinliklere inmek zorundayız. Bu şiddet, bu toplumun erkeklerinin ceketini alıp çıkacak gücü kendilerinde bulduğunda bitecek. Kendilerini önemli, güçlü, mutlu hissettiklerinde bir kadın onu istemiyorsa erkekler bunun bir son olmadığını, çok daha iyilerini hakettiğine inandığında son bulacak.

    Erkekler, önemlisiniz. Bu zamana kadar sadece gücünüz ve çalışıp aile geçindirme fikriyle sınırlandırıldığınızı biliyoruz. Ruhunuzun varlığı göz ardı edildi bu çok açık. Bir kadının sizden ayrılmış olması başka bir adamla ilgili olmaz. Bu kadar zayıf olmayı reddedin. Bazen tüm yollar tıkanır. Fıtrat gereği gücünüzü yeni yollar açmaya kullansanız bile fayda etmez. Hayatınız değerli ve önemli. Bir zamanlar sevdiğiniz kadının sadece mutlu olmasını dileyin ve bunun için destek olun. Aşağlık kompleksine kapılıp, saplantılı fikirleri zihninizden atın. Kimse için yaşamınızı, çekilmez hale getirmeye, kendinizi cezaevine hapsetmeye değmez. Ceketinizi alın ve çıkın. Bu kadar onurlu olduğunuz için de kendinizle gurur duyun.  Bu yaptığınızın arkasında  durun. Tüm çevrenize rağmen. Başınızı kaldırın ve dik durun. Herkes onurlu gururlu ve güçlü yaşamınızı örnek alsın. Siz böyle biri olduğunuzda yeni hayatınızın size sunacağı güzellikleri göreceksiniz..

     

    Yorum Dükkanı bu blog'u önerdi.

    Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

     
    Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
    Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
    Toplam blog
    : 1
    Toplam yorum
    : 0
    Toplam mesaj
    : 0
    Ort. okunma sayısı
    : 60
    Kayıt tarihi
    : 10.11.19
     
     

    Felsefe ..

     
     
    Yazarı paylaş
    • Tümünü göster