Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Mart '08

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
566
 

Erkek zavallı bir vatandır!

Erkek zavallı bir vatandır!
 

Erkek; üzerinde karısının hükümranlık sürdüğü vatan toprağıdır. Uzun savaşlar, diplomatik oyunlar, gözyaşı ve büyük emekler sarfedilerek alınmış, bir yerlere getirilmek için uğraşılmış vatan toprağı. Sahip olduğu doğal kaynaklar ilk tercih sebebidir. Ne kadar çok değerli maden ihtiva ediyorsa, toprak o kadar vatan olarak sahip çıkılmayı hak ediyor demektir. İlk paylaşılanlar o yüzden en zengin kaynaklara sahip olanlardır ve her zaman diğerlerinden daha kıymetlidir.

Ece adayının becerisi, zekası neye yetiyorsa o kadarlık bir ülkeyi hak ediyor demektir. Seçilen toprak elde edildi mi, onu ölüm pahasına korumak, kollamak, savunmak boyun borcudur çünkü her vatan kendi hükümdarı için kıymetlidir. Toprak ele geçirilene kadar, sahip olduğu nimetlere yahut doğal güzelliklere çok fazla önem verilmez. Durumu anlatan bir özlü söz bile vardır “erkekler güzel buldukları kadınları severler, kadınlarsa sevdikleri erkekleri güzel bulurlar” çünkü beğenseler de, beğenmeseler de o vatan kadının vatanıdır.

Toprak bir kez işkal edildi mi, sahip çıkıldı mı hemen başlar hummalı çalışmalar. Güzelleştirilmeye çalışılır ilk önce, görünümü ve diğerlerinin önündeki duruşuna bir çeki düzen verilir. Kimi zaman hasat yapılıp saçı, sakalı, bıyığı kesilir, kıraç bir hali varsa şayet hemen saç ektirilir. Vatanı kalkındırmak diğer ülkeler liginde iyi bir yerlere getirebilmek ecenin görevidir ve onu en etkin şekilde yönetebilmek için önce iktisadi çalışmalara girişilir. Ne kadar doğal kaynağı var, bunların hangisi hangi düzeyde? İşletilme imkanı var mı yoksa maden çok mu derinde?

Öyle ya ülkeler liginde iyi bir seviyeye ulaşmış zengin bir ülke her şeyden önce kendisinin iktisadi ve ekonomik durumunu güçlendirmek için bir gerekliliktir. Neden her başarılı erkeğin arkasında güçlü bir kadın vardır denmektedir? Ülkeyi iyi bir yerlere getirmek her daim ecenin birincil görevidir, bu sayede vatan güçlenir, serpilir ve sadık bir kara toprak haline gelir. Hele ki, ece bir de bu topraklar üstünde serpilecek vatan evlatları dünyaya getirdi mi, sahip olduğu nüfuz sayesinde ecenin yeri sağlamlaşır ve ece daha da bir güçlenir. Vatanın da evlada ihtiyacı vardır; ona bakacak, çekip çevirecek, yeri geldiğinde geleceğe dair umut kaynağı olacak yeni nesillere muhtaçtır ve evlat sahibi olmaya eğimlidir.

Vatan bayrağını savunmak, koruyup kollamak ne de olsa evlatların görevidir. Her ülkenin bayrağı özel ve kıymetlidir. Sahip olununan kaynaklar doğrultusunda kimi gücü, başarıyı, zenginliği temsil eder, kimisi ise mütevazı durumuna rağmen, saflığı temizliği ifade eder. Bayrağı taşımak ecenin görevidir, her vatanın kıymetli bayrağı ecenin sol el parmaklarının en ufağının bir yanındakinin üstündedir ve her koşulda gurur kaynağıdır.

Bu blogu sonlandırmıyorum çünkü çok basit sebebim. Bugüne kadar hiç evlenmedim ama sağ olsunlar önce anam babam, sonra neredeyse tamamı evlenmiş olan arkadaşlarım, benim en değerli gözlem evim. Ne dersiniz ne düşünürsünüz bilemem ama bence siz de yazının sonu ile ilgili bir fikir beyan edip, çevrenize bir katkıda bulunun derim. Yavaş yavaş yozlaşmaya başlayan bu müessesenin buna şu an her şeyden çok ihtiyacı var. Unutmayın ki, huzurlu bir birliktelikte büyüyen yeni nesiller ancak geleceğimizi şekillendirebilirler...

Hepinize sağlıklı, mutlu ve huzurlu birliktelikler dilerim...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

keyif alarak okudugum bir yazı..Benzetmeleriniz geçişleriniz ufak göndermeleriniz..Hafif bir kırılganlık kıvrak bir zeka.. kaleminize sağlık..Şimdi izninizle diğer yazılarınıza göz atmalıyım..Saygılarımla..

Ehli Keyfim 
 04.05.2008 3:25
Cevap :
Çok teşekkür ederim Tuncay Bey beni mahçıp ettiniz. Elimden geldiğince, vakit buldukça yazmaya çalışıyorum. Beyendiğize çok sevindim. Saygılarımla  04.05.2008 17:11
 

Sevgili Tevfik çok haklısın. kesinlikle böyle oluyor. Ben sorunun kadınlarda değil, evlilikte olduğuna inandım. Evliliğin kendisinde bir şey var, en asi adamı kuzu, en kural dışı kadını sıradan yapıyor. Bir baktım, bana çizlmiş bir rolu oynamaya başlamışım, kendimi özgün sansam da...herşey planlı bir oyun gibi olmuş. Ama içindeyken savaşılamıyor, çırpındıkça batılıyor, o çırpınışlar ise hem sevgiye hem öze zarar veriyor. Şimdi diyorum eşim nasıl katlanmış, ben nasıl o hale gelmişim? oy oyyyyy. nerden geldi aklına bu yazı?

Kwan Yin 
 27.03.2008 0:11
Cevap :
:) yaşam döngüsü rutininin en temel halkasıdır lütfen, ciddi bir mevzudur. Doğarsın, beslenirsin, okul çağına gelir okursun, iş sahibi olursun, çoğalmak içide eş sahibi olur evlenirsin, yeni bir döngü başlatabilmek için. Sorun şu ki kusursuz bir döngü başlatma arzusu vardır herkesin, o yüzden eşinin yapacağı hataya tahamüllü yoktur, çünkü kendisinin döngüsünü gözleyen ve denetleyen başta aile olmak üzere bi dolu akraba vardır :) O yüzden biri yaşasa bile taraflardan diğeri için özgün yaşamak mümkün değildir. Saygılarımla  27.03.2008 10:37
 

yine sen ?jBloglarıma gözatarsanız öylesine, her birinin kadının insan haklarına dair olduğunu görürsünüz. Haa bir de "ERKEK OLMANIN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI " bloğum var elbette. Şiddetle öneririm ! Buna paralel olarak, uzun zamandır çalıştığım ÇAĞDAŞ KADININ BAĞIMSIZLIK KORKUSU gibi bir tasarım var. Ancak her dakka gelişen, değişen, bütün dengemi alt üst eden dengelerden dolayı havama giremedim, sizin de yakından bildiğiniz gibi.Bütün mesele kurtarıcıyı beklemekte, Godo'yu beklemek gibi yani. Bağımsızlıktan birey olmaktan korkmakta yani. Öneri bloğunuzu isim olarak ve tarih olarak yazarsanız bulmam daha kolay olur. Sevgi , aydınlık ve bağımsızlıkla her daim....

Neşe İleri 
 19.03.2008 16:17
Cevap :
Sayın Evrim"Erkek olmamnın dayanılmaz ağırlığını" okudum keyifle, aslında üzüldüm biraz okurken zira yazdıklarınızda çok haklısınız, yani söz konusu ağır yükün kültür seviyesiyle de pek ilişkilendirilmesi zor gerçekten. Hani erkek biraz kalındır o yüzden biz kadınlar çok çekiyoruz neden koruyorsun onları şekerim anlayışı malesef konuya hakkaniyetle yaklaşmayan hanımlarda çok rasladığım bir tavır. Ben bahsettiğiniz erkek profiline çok uzak bir yaradılışa sahibim ailemden aldıklarımdan ötürü. Bizde insan olmayan ağlamaz derler, mühim olan mangal gibi yüreğe sahipken bir haksızlık karşısında, kazanılan bir onur savaşında tomurcuğu dökebilmektir gözlerden. Gel gelelim doğa denen de bir gerçek var, ben eşimin çalışıp alın teriyle para kazanmasını ben göçüp gitsem de hayatını idame ettirebilsin diye isterim ama herşeye rağmen sevgilime, eşime, yahut yanımdaki bir hanım arkadaşa sarkıntılık edilirse müdehale etmek zorundayım sebebi basit, bunu yapan kişiye başakası yapsa öldürür. Bu görev :)  20.03.2008 0:54
 

Aile kurumunun yeniden yapılandırılmaya ihtiyacı var, kesinlikle haklısınız.Bu şekli ile insanın doğasına aykırı bir kurum. Sizin tanımlamanızla,ters yüz edilmiş. Ezberler bozulmuş. Ancak gerek özel yaşamımda gerekse meslek yaşamımda tanığı olduğum aile yapılarının,bozulan yıkılan evliliklerin büyük bir kısmının kadına yapılan dayatmalar, aşağılamalar, kullan eskiyince de at görüşlerinden, kadını mal gibi gören erkek zihniyetlerinden, kadının tüm özverisine karşın erkeğin bencilliğinden kaynaklandığına tanık oldum.Her iki cinsin de eşit ve aynı seviyede durduğu ve bağımsızlıklarını koruduğu,emekle oluşan bir yapılanmanın,sevgiye dönüşerek uzun soluklu olacağına inanıyorum. Genç yaşınızda bunları düşünmeniz ve farketmeniz bana umut verdi. Ahmet Altan'ın bir denemesinde kadının her biri başka bir hayattır. her kadın sizi kendi bahçesinde başka hayatlara götürür, gibi bir anektod okumuştum.Kadınların ayrıntıları farkeden duyarlı ,naif, rengarenk yapıları ile bunun doğru olduğunu düşünüyor

Neşe İleri 
 19.03.2008 12:09
Cevap :
Neşe Hanım çok teşekkür ederim değerli katkılarınızdan ötürü; yorumunuzu okurken gülümsemeden edemedim zira bana birşey hatırlattınız. Malesef iki farklı kesim var ülkemizde bunlardan biri "ah bey hala hayırlı bir kısmeti çıkmadı bizim kızın" modeli iken diğer kesim ise çalışıp kendi emeği, becerisi, kararlılığı ve güçlü karakteri ile iş dünyasında sağlam bir yer edinmiş hanımefendiler. Ama işin hazin tarafı kendi memleketinde alamancı gibi dursalarda, gözlemlediğim kadarı ile bazıları hala paralı kocayı, uzun ve yorucu iş temposundan kurtulmak için bir fırsat olarak görebiliyor. Bunun çok örneği ile karşılaştım hatta evlenip hemen akabinde çocuk yapıp çalışmayı bırakan çok insan var çevremde :) Ha çocuk yapmadan da işi bırakanlar var bir de onlara zaten sözüm yok. Benimkisi bir genelleme değil ama karşıma çok çıkan bir örnek. Hem çalışıp hem çocuk bakanın durumu ise aşağıdaki gibi http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=86144. Kimseler alınmasın sözüm MB'den dışarı. Saygılarımla  19.03.2008 13:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 58
Toplam yorum
: 229
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 775
Kayıt tarihi
: 14.01.08
 
 

1978'de dünyaya gelmişim şirin bir anne babanın ilk erkek evladı olarak. Istanbul'a göçmüşüz sonra k..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster